YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11222
KARAR NO : 2014/13614
KARAR TARİHİ : 28.04.2014
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Davacı vekili, davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.05.2013 gün ve 2012/21229 Esas, 2013/14195 Karar sayılı kararı ile “Somut olayda, alt işveren tarafından yapılan 30.12.2010 tarihli esaslı değişiklik teklifinde “ İhalenin 30.12.2010 günü sona ereceği, … işyerindede 1 yıllık belirli süreli sözleşme ile çalışabileceği, kabul etmediği takdirde istifa etmiş sayılacağının belirtildiği, davacının bu teklifin altına kabul etmediğini şerhini düştüğü, ancak 31.12.2010 tarihli işverene verdiği dilekçesinde ise “31.12.2010 tarihi itibarıyla istifa ediyorum beyanında bulunduğu, davacının çalıştığı işyeri Buca semtinde olup belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışırken alt işveren tarafından Çiğli semtine gönderilmek istendiği ve belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya zorlandığı, davacının aleyhe esaslı değişiklik mahiyetindeki bu öneriyi kabul etmeyerek iş sözleşmesini ertesi gün İş Kanunu’nun 24/II maddesi uyarınca haklı nedenle feshettiği, Mahkemece, iş sözleşmesini haklı nedenle de olsa fesheden tarafın ihbar tazminatı isteyemeyeceği gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile feshin işverence yapıldığı sonucuna varılarak ihbar tazminatı talebinin kabulünün hatalı olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “işyeri değişikliği önerisini kabul etmeyen davacının iş sözleşmesi, istifa etmiş sayılma kavramıyla ifade edilmekle birlikte, işveren tarafından bildirim önellerine uyulmadan feshedildiği ve işverenin bu yöndeki iradesi 30.12.2010 tarihi itibariyle dile getirildiği, işverenin feshi mevcutken, bu fesih sonrasında yazılmış olan 31.12.2010 tarihli ve soyut istifa ediyorum beyanı içeren dilekçeye mahkememizce hukuki değer verilmediği, bir gün öncesinde işveren tarafından gerçekleştirilmiş fesih mevcutken, ertesi gün soyut bir istifa beyanıyla sözleşmenin sona ermesi olanaklı bulunmadığı; yaşam deneyimleri ışığında dilekçedeki ifadenin gerçek irade beyanı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacının elde etmiş olduğu hakkı ortadan kaldıracak beyana değer verilmesi halinde soyut içerikli belge uyarınca davacının kıdem tazminatına da hak kazanmasının mümkün olamayacağı, buna karşın davacının kıdem tazminatı alacağına ilişkin tazmin hükmünün bozma kapsamı dışında kalmak suretiyle onanarak kesinleştiği dikkate alınarak, bozma ilamı içeriğindeki gerekçelere katılma olanağı bulunmadığı” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir.
Direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dairemizin “İhalenin 30.12.2010 günü sona ereceği, … işyerindede 1 yıllık belirli süreli sözleşme ile çalışabileceği, kabul etmediği takdirde istifa etmiş sayılacağının belirtildiği, davacının bu teklifin altına kabul etmediğini şerhini düştüğü, ancak 31.12.2010 tarihli işverene verdiği dilekçesinde ise “31.12.2010 tarihi itibarıyla istifa ediyorum beyanında bulunduğu, davacının çalıştığı işyeri Buca semtinde olup belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışırken alt işveren tarafından Çiğli semtine gönderilmek istendiği ve belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya zorlandığı, davacının aleyhe esaslı değişiklik mahiyetindeki bu öneriyi kabul etmeyerek iş sözleşmesini ertesi gün İş Kanunu’nun 24/II maddesi uyarınca haklı nedenle feshettiği, Mahkemece, iş sözleşmesini haklı nedenle de olsa fesheden tarafın ihbar tazminatı isteyemeyeceği gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile feshin işverence yapıldığı sonucuna varılarak ihbar tazminatı talebinin kabulünün hatalı olduğu” gerekçesi ile verdiği bozma kararı usul ve yasaya uygun olup 30.12.2010 tarihinde işveren tarafından gerçekleştirilen bir fesih bulunmadığı, bu nedenle direnmenin yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 28.04.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.