YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14129
KARAR NO : 2014/16546
KARAR TARİHİ : 22.05.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/02/2014
NUMARASI : 2010/688-2014/34
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 15.09.1982 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya basladığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiği 31.10.2008 tarihine kadar burada kesintisiz kalfa olarak çalıştığını, cumartesi ve pazar günleri dahil haftanın 7 günü çalıştığını, dini bayramların 2.gününden sonra ve milli bayramlarda, yılbaşlarında çalışmasına rağmen zamlı ücretinin ödenmediğini, son ücretinin aylık net 3.000 TL olduğunu ve son 4 yılın ücretinin ödenmediğini, işverenin işine haksız son verdiğini, sigortasını düzenli yapmadığını iddia ederek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, taşeron olarak davalı şirketten bir kısım işleri aldığını, kendisine ait şirketinin olduğunu ve bu şirkete yapılan ödemeleri gösterir senet ve çeklerin bulunduğunu, iş mahkemesinin görevli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacı ile davalı arasında hizmet ilişkisi bulunmadığı, davalıya yapılan çek ve senetlerin bedelleri nazara alındığında çalışan işçilere yapılacak ödeme olduğunun ispat edilemediği, davacı tarafından çek ve senetlerin işçi ödemeleri olarak kendisine ödendiği hususunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu , zira işçilere ücret ödediğini söyleyen davacının dava dilekçesinde son 4 yılı ücretinin kendisine ödenmediğini beyan ettiği, ayrıca davacının ücret alacağına ilişkin ise 181.000 TL lik icra takibi yaptığı, son ücretinin 3.000,00 TL olduğunu belirtmesine rağmen icra takibine konu alacağın yaklaşık 5 yıla ilişkin ücret alacağı olduğu, dava dilekçesi ile icra takibindeki taleplerinde birbiri ile örtüşmediği, davacıya yapılan ödemelerle ilgili senet arkasındaki imzanın davacıya ait olduğunun ikrar edildiği, davacı beyanında ikrara rağmen senet bedellerinin kendisine ödenmediğini söylediği, bunun ispat edilemediği, tüm bu çelişkiler karşısında kendisine yüksek meblağlı ödemeler yapılan davacının davalı işyerinde kalfa olarak çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu,davacı ile davalı işveren arasında hizmet ilişkisinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi görevlendirilir. İş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesine açılan dava “iş mahkemesi sıfatıyla” açılmamış ise, mahkeme görevsizlik kararı veremez. Bu durumda asliye hukuk mahkemesi tarafından, verilecek bir ara kararı ile davaya “iş mahkemesi sıfatıyla ” bakmaya devam olunur.
Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, Mahkemenin göresizliğine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
Öncelikle ilk derece Mahkemesinin taraflar arasında hizmet akdi ilişkisi bulunmadığını kabul etmesine rağmen görevsizlik kararı vermesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi usule aykırıdır.
Davacı davalı inşaat şirketinde kalfa olarak işçilerin başında 15.09.1982- 31.10.2008 tarihleri arasında çalıştığını iddia etmiştir.
Davalı işveren ise davacının taşeron olduğunu ve davalı şirketten bir kısım işler aldığını ve kendisine karşılıklarının ödendiğini savunmuştur.
Mahkemece savunmaya değer verilerek davacının davalının işçisi olmadığı, taşeron olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı, davacının şirketlerin bulunduğunu ve bu şirketlerin davalı firmaya hizmet arzettiğini karşılığında da çek ve senetlerle ödemeler yapıldığını iddia etmiştir. Ticaret sicili kayıtlarına göre de davacının ortağı olduğu şirketler mevcuttur. Dosya içeriğinde de davacının firması tarafından davalı şirkete kesilmiş 23.2.2001, 24.7.2001 ve 31.8.2001 tarihli faturalar mevcuttur. Bu yön de yapılan bilirkişi inceleme raporuna karşı davacı, faturaların 2001 yılına ait bir aylık bir işe ilişkin olduğunu ifade etmiştir. Davalı inşaat firması olup davacıyı 1983 yılından itibaren 2008 yılı sonuna kadar aralıklı da olsa sigortalı göstermiştir. Davalı davacıyla taşeron olarak iş yaptıklarını iddia etmesine rağmen 2001 yılındaki faturalar dışında nerede, hangi tarihte, hangi işi davacıya verdiklerini somut olarak belirtmediği gibi yazılı bir taşeronluk sözleşmesi de sunmamiştir. Taşeron olarak kabul ettiği bir kimseyi de uzun yıllar sigortalı göstermiş olması da olağan akışa aykırıdır. Davacının bir şirketinin olması ve ortağı aracılığı ile davalıya o tarihte iş yapması, başlı başına davacının fiilen işçi olarak davalı firmada çalışmasına engel değildir.
Tanık anlatımlarına bakıldığında, davalı şirkette çalışan tanıklar, davacının işyerindeki ünvanının kalfa olduğunu, kanal su ve künk boru döşeme işinde usta olarak 2500-3000TL arasında maaşla haftanın 7 günü çalıştığını, işçileri sevk ve idare ettiğini, şantiyede çalışan işçilere maaşlarını davacının dağıttığını belirtmişlerdir.
Davacı asil 2005 yılından 2008 yılına kadar maaşlarını almadığına, tarafına verilen çek ve senetlerin işçi ücretleri olduğuna dair yemin etmiştir.
Taşeron olduğu iddia edilen davacının uzun yıllar davalı işverenden sigortalı gösterilmesi, davalı tarafından davacıya ait ücret bordrolarının işe giriş ve ayrılış bildirgelerinin sunulması, davalının taşeronluk ilişkisini gösterir yazılı bir sözleşme sunamaması ve nerede, hangi tarihte, hangi işle ilgili taşeronluk ilişkisi kurulduğuna ilişkin somut bir beyanda bulunmaması, davacının mahkemedeki yemini, davacı tanıklarının açıkça davacının haftanın 7 günü fiilen çalıştığını ifade etmeleri karşısında, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdi ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile davacının taşeron olduğu yönündeki kabulü hatalı olup, işin esasına girilerek dava konusu işçilik alacakları yönünden deliller toplanmalı sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.05.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.