Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2014/23119 E. 2014/36874 K. 03.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/23119
KARAR NO : 2014/36874
KARAR TARİHİ : 03.12.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/02/2014
NUMARASI : 2012/421-2014/82

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının, 1999 yılından iş sözleşmesinin feshedildiği 14/05/2012 tarihine kadar davalı şirkette çalıştığını, 27/04/2012 tarihinde ödenmeyen fazla mesai ücretlerinin ödenmesi için iş yerine yazılı başvuruda bulunduğunu, bunun üzerine 14/05/2012 tarihinde iş yerindeki yöneticileri P.. Ç.. ve S.. Ç.. ın olduğu bir toplantıya davet edildiğini, bu toplantıda kendisine sözlü olarak iş akdinin feshedildiğinin bildirildiğini, aynı gün saat 16.30 gibi müdürü .. Bey in gelerek kendisine elindeki işleri devretmesini söylediğini, kendisinin de müdürüne yazılı fesih bildirimini almak üzere yarın iş yerine geleceğim , işleri de o zaman devrederim şeklinde cevap verdiğini, 15/05/2012 tarihinde iş yerine gittiğini, devretmesi gereken işleri devrettiğini, çalışma arkadaşlarına kendisinin takip ettiği işlerin evraklarına nereden ulaşılabileceklerini belirten bir e posta gönderdiğini, ardından İK dan .. hanıma giderek yazılı fesih bildirimini talep ettiğini, .. Hanım ın yazının henüz hazır olmadığını belirterek hazır olunca kendisini çağıracağını söylemesi üzerine kendisinin yerine gidip çalışma arkadaşlarına veda etmek için bir e posta gönderdiğini, sonra bu mesajının bahane edilerek kendisine yazılı bir bildirimde bulunmadığının belirtilerek istefe edip etmediğinin sorulduğunu, kendisinin de istifa etmediğini belirttiğini gün içerisinde yazılı fesih bildirimi kendisine verilmediğinden ertesi gün de işe gittiğini, 16/05/2012 tarihinde sabah 08.15 de iş yerine gittiğini, kapıdaki güvenlik görevlilerinin kendisini içeri almaması yönünde talimat almaları nedeniyle kendisini ..Hanım veya .. Bey gelene kadar güvenlik kulübesinde beklettiklerini, .. Bey geldiğinde toplantı odasına gittiklerini .. Bey in kendisine insan kaynaklarından senin istifa ettiğini söylediler bu yüzden sana iş veremem dediğini ve odayı terk ettiğini, 13 yıldır çalıştığı iş yerinden istifa etmediğini, davalının kıdem tazminatı ödemelerini peyderpey banka hesabına yatırdığını, ihbar tazminatının henüz kendisine ödenmediğini, yıllık izin ücretinde de eksik olduğunu, fazla mesai ücretlerini talep etmesi nedeniyle iş sözleşmesinin fesih sonucunda işçilik alacakları ödenmeden işten çıkarıldığını, bu nedenle işe iadesinin talep edildiğini, davalı iş yerinden çalışan sayısının 30 dan fazla olduğunu, iş yerinde normal çalışma süresinin 09.00-18.00 saatleri arasında ve haftada 5 gün olduğunu, bu süreleri aşar şekilde haftanın birçok günü çalıştığını, fazlaya dair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik işe iadesine, süresinde başvurmasına rağmen işe iade edilmediği takdirde ödenmesi gereken tazminatın 8 aylık ücreti tutarı olarak kabulüne ve ödenmeyen fazla mesai ücretlerinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı işçinin davalı işverene ait iş yerinde 1999 yılında çalışmaya başladığını, işe girdiğinden itibaren yüksek maaş ve primlerle ödüllendirildiğini, hatta davacının maaş arttırımlarının ve prim ödemelerinin müvekkil şirket ortalamasının üzerinde olduğunu, bu artışların yanı sıra davacıya çeşitli eğitimler verilerek terfi etmesine de olanak sağlandığını, müvekkili ile davacı arasında yıllık izinler, hastalıktan kaynaklı raporlar ve bunların bedelleri hususunda bu güne kadar hiçbir itilaf olmadığını, müvekkilinin yasal zorunlu olmadığı halde davacı işçi için işveren katkı payı içeren bireysel emeklilik sigortası ve özel sağlık sigortası da yaptığını, müvekkilinin davacı işçi ile arasındaki iş ilişkisini değil feshetmek bu ilişkinin devamlılığı için elinden geleni yaptığını, davacı işçinin ortaya attığı iddiaların tahayyüle davayı bir kurgu olduğunu, davacının ilk olarak 19/04/2012 tarihinde İK müdürüne hitaben bir e – posta gönderdiğini, bundan sonuç alamayacağını anladığından 27/04/2012 tarihinde bir iş yerine bir telgraf göndererek olamayan fazla çalışma ücretlerinin bir gün içerisinde hesabına yatırılmasını talep ettiğini, bu telgraftan bir şey anlayaman müvekkil şirkete davacının 11/05/2012 tarihinde bir bildirim daha yaptığını, bu duruma bir anlam veremeyen müvekkil şirket çalışanlarının davacıyı 14/05/2012 tarihinde toplantıya çağırdığını, ancak bu toplantının davacının iddia ettiği gibi gerçekleşmediğini, kendisine işverenin iş sözleşmesini feshetme gibi bir düşüncesinin olmadığının vurgulandığını, 15/05/2012 tarihinde ise davacının sözlü fesihten bahisle yazılı fesih talep ettiğini, bununla yetinmeyerek aynı gün bütün şirket çalışanlarına ilettiği e – posta ile işten ayrıldığını hiçbir şüpheye yer vermeyecek tarzdaki beyanı ile ifade ettiğini, davacının bu şekilde yazılı beyanlarının “istifa “ olduğunu, istifanın kabule bağlı hukuki bir işlem olmadığı değerlendirilerek nazaran çalıştığı günler karşılığı ücreti ile kıdem tazminatının ödendiğini, bu işlemin Üsküdar 5. Noterliğinin 15/05/2012 tarihli ihtarnamesi ile kendisine bildirildiğini, davacının taciz mahiyetindeki e-posta kullanımının devam etmesi üzerine mahsup edilen kısmın da kendisine ödendiğini, davacının iş akdinin müvekkilce feshedilmediğini, davacının istifa ettiğini, davacının haklı bir istifa gerekçesi bulunmadığını, davacının fazla çalışma ücretlerinin olmadığını beyanla davanın reddini ileri sürmüştür.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine, fazla mesai talebinin ise reddine hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Davacı, işverence gerçekleştirilen feshin geçersizliğini ve mali sonuçlarını ve bunun yanında fazla mesai talebinde bulunmuş olup yerel mahkemece işe iade talebinin kabulüne, fazla mesai talebinin reddine karar verilmiş ise de iş güvencesi hükümlerine dayalı bir dava ile işçilik alacaklarının birlikte görülmesine imkan bulunmamaktadır. İş Kanunu’nun 20. maddesindeki iş güvencesi hükümleri ile ilgili olarak açılan davalarda gerek temyiz incelemesinin yasal bir süreye bağlanması ve gerekse iş güvencesi ile ilgili ilk derece mahkeme kararının hatalı bulunması halinde Yargıtay’ca bozma kararı verildikten sonra dosya mahkemesine iade edilmeyip mahkeme yerine kesin nitelikte hüküm kurulması zorunluluğu hep birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece iş güvencesine bağlı talepler ile birlikte dava konusu edilen fazla mesai ücreti alacak talebine ilişkin davanın bu dosyadan tefriki ile yargılamaya devam edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.