YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/31632
KARAR NO : 2014/32410
KARAR TARİHİ : 04.11.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 18. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/05/2014
NUMARASI : 2013/829-2014/223
DAVA :Davacı, Sultanbeyli Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile sendika arasında akdedilen 01.01.2012-31.12.2013 yürürlük tarihli toplu iş sözleşmesinin uygulanmasının gerektiğinin tespiti ile söz konusu toplu iş sözleşmesine rağmen sendikaya üye işçilere imzalatılan bireysel iş sözleşmelerinde yer alan işçi lehine düzenlemelerin 6356 sayılı Kanunun 36. maddesi hükmü gereği toplu iş sözleşmesiyle birlikte uygulanması gerektiğinin tesiptine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; 16.04.2012 tarihinde yürürlüğe konan 16.02.2012 tarih ve 2012/1 sayılı Aile ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvif Fonu Kurulu kararı doğrultusunda S.. V..’nın tüm işçiler ile TİS imzaladığını, söz konusu kararın Anayasa’ya, İş Kanunu’na, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmeleri Kanunu’na aykırılık içerdiğini; çalışma haklarının serbestçe belirlenebilme hakkının kısıtlandığını, imzalanan sözleşmelerde ücret ve ikramiye dışında hiçbir sosyal hakkın uygulatılmadığını, davacı ile davalı arasında toplu iş sözleşmesi olduğunu, işçilere iradesi dışında bireysel sözleşme imzalatıldığını, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin bu nedenlerle çıkmaza girdiğini, 6356 sayılı Kanunun 36.maddesi hükmü gereğince bireysel iş sözleşmesinin işçi lehine düzenlemelerin toplu iş sözleşmesi ile birlikte uygulanması yolunda dava açma zorunluluğunun ortaya çıktığını, bu nedenlerle davacı ile davalı işveren arasında akdedilen toplu iş sözleşmesinin uygulanması gerektiğinin tespiti ile işçilere imzalatılmış bireysel sözleşmelerin toplu sözleşmeye göre lehe hükümlerinde uygulanması gerektiğinin tespitine talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı cevap dilekçesinde özetle ; davacı ile davalı vakıfta çalışan personel arasında 24.11.2008 tarih ve bila sayılı protokol ile anılan gün yapılan toplantı neticesinde taraflar arasında anlaşma sağlanarak Koop İş Sendikası 8 no’lu İstanbul Şubesi arasında sendika üyeliğine geçildiğini, 06.04.2012 tarihinde yürürlüğe konan 16.02.2012 tarih ve 2012/1 sayılı Aile ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvif Fonu Kurulu kararı sebebi ile davacı Sendika ile davalı arasındaki Toplu İş Sözleşmesinin sona erdiğini, vakıf çalışanlarının iş ve işlemlerinin tamamen diğer kamu kurumları personelleri ile aynı nitelikte olduğu için çalışanların işlemlerinin sendikanın iddiası doğrultusunda yapılması durumunda farklılık doğuracağını, 633 sayılı KHK doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini, açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, Sosyal Yardımlaşma ve Teşvif Fonu Kurulu tarafından belirlenen “SYD Vakıfları Personelinin Norm Kadro Standartları, İş Tanımları, Nitelikleri, Özlük Hakları ve Çalışma Şartlarına İlişkin Esaslar”ın mevcut toplu iş sözleşmesinin uygulanması veya yeni bir toplu iş sözleşmesi yapılmasına engel olmayacağı, bu esasların ancak bireysel sözleşme düzeyi ve kapsamında yer alabileceği ve bu noktada normlar hiyerarşisi içinde toplu iş sözleşmesi hükümlerinin altında bulunduğu, toplu iş sözleşmesindeki ücretlerin net ücret olduğu hallerde yeni bir sözleşme veya belirtilen esaslarla brüt ücrete çevrilemeyeceği gerekçesiyle; işyerinle taraflar arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesinin uygulanmasının gerektiğinin tespitine , bununla birlikte sendikaya üye işçilere imzalatılan bireysel iş sözleşmelerinde yer alan işçi lehine düzenlemelerinde toplu iş sözleşmesiyle birlikte uygulanmasının tespitine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Toplu İş Sözleşmesinden doğan hakların ihlâli veya inkârı halinde, yani kısaca ademi ifa halinde onaya çıkacak bir hak uyuşmazlığı mahkemede bir eda davasına konu yapılabilecektir.
Genelde bu davanın mutat eda (ya da ifa) davalarından herhangi bir farklı yönü bulunmamaktadır. Davanın özelliği toplu iş sözleşmesinden doğan hakların taraflardan birince yerine getirilmemesi halinde açılabilmesidir. Toplu iş sözleşmesi hükümlerinin, her iki türünün yani gerek vecibeyi gerekse normatif hükümlerin eda davasına konu yapılması kuşkusuz mümkündür. Bununla beraber, eda davası çoğu kez toplu iş sözleşmesinin normatif hükümlerinin işveren tarafından ihlâli ya da inkârı halinde hakkı ihlâl veya inkâr edilen işçiler tarafından açılacaktır; ancak işverenin de böyle bir dava açmasına engel bulunmamaktadır. Bu itibarla, uygulamada daha çok hakkı ihlâl veya inkâr edilen işçi ya da işçiler eda davası açabileceklerdir. Kuşkusuz işçi sendikaları da, üyeleri işçiler adına eda davası ikame edebileceklerdir; bu husus Sendikalar Kanunu tarafından açıkça hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Ancak, yorum davasından farklı olarak eda davasını, hakkı ihlâl veya inkâr edilen kişiler açabileceklerdir. Zira eda davasını düzenleyen 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu m.61’deki “taraf” sözcüğüyle sözleşme taraflarının kastedilmediği; öyleyse, toplu iş sözleşmesinin tarafı işveren sendikası olsa bile, işçiler haklarına ihlâl eden işverenlerine karşı ifaya zorlama (eda) davası açabilecekleri kabul ediliyordu. (İş Hukuku PROF.DR. Narmanlıoğlu SAYFA 526,527)
6356 SK.’nın düzenlemesinde toplu iş sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda dava açma imkânına yer verilmediğinden, konfederasyonların toplu iş sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda kollektif nitelikli dava açma imkânı yoktur. Buna karşılık bir toplu iş sözleşmesinin borç doğurucu hükümlerinin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda sendika, uyuşmazlığın doğrudan tarafı olarak dava ehliyetine sahiptir. Normatif kısma ilişkin uyuşmazlıklarda ise sendikanın kendi adına dava açıp açamayacağı, başka bir ifade ile üyelerin yazılı başvurusuna ihtiyacı olup olmadığı sorusu akıllara gelmektedir. Toplu iş sözleşmesinin normatif kısmı iş sözleşmelerinin yapılması, içeriği ve sona ermesiyle ilgili hükümler olduğu, işçilerin bireysel haklarını ilgilendirdiği için bu kısma ilişkin eda davalarında (md. 53/2) işçilerin yazılı temsil yetkisi vermesi gerekir. Sendika kendi adına eda davası açamaz. Buna karşılık toplu iş sözleşmesinin normatif hükümlerinin yorumuna ilişkin davalarda sendikalar üye işçilerin yazılı başvurularına ihtiyaç duymadan kendi adlarına kollektif nitelikli bir dava açabilirler. Nitekim md. 53/1 açıkça yorum davasını
sözleşmenin taraflarından her birinin açabileceğini öngörmüştür.(Toplu İş Hukuku Dr. A.C.. T.., Dr. F. B.. S..ş sayfa 114,115)
Davada öncelikle tartışılması gereken konunun davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olup olmadığıdır. Davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartlarından olup, mahkemece davanın her aşamasında hukuki yararın bulunup bulunmadığı kendiliğinden gözetilir. Ayrıca hukuki yarar yokluğu taraflarca da yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bununla birlikte tespit davalarında hukuki yarar özel olarak düzenlenmiştir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 106. maddesinin 2. fıkrasında, “tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.” şeklinde ifade edilmiştir.
Bu itibarla tespit davalarında kanunda öngörülen istisnalar dışında, davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararın bulunduğunu açıkça ortaya koyması gereklidir.
Somut olayda mahkemece, davacı sendikanın 01/01/2012-31/12/2013 tarihleri arasında geçerli toplu iş sözleşmesinin ve işçilere imzalatılan bireysel iş sözleşmelerinin lehe olan hükümlerinin birlikte uygulanması gerektiğinin tespitini talep etmekte hukuki yararının bulunmadığı gözetilmeksizin davanın esasına girerek kurulan hüküm hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.