YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/34678
KARAR NO : 2014/37997
KARAR TARİHİ : 11.12.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 25. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/01/2014
NUMARASI : 2014/41-2014/7
DAVA :Davacı, maddi tazminat ile manevi tazminat alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın usulden reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalıların, davacı şirketin tüm müşteri portföyü ile ticari sırlarına vakıf olup, firmanın pazarlama ve satış bölümünde yetkili temsilcisi olarak görevlerini yürüttüklerini, davalılardan C.. Ö..in imzaya yetkili olup, davacı şirket adına ihalelere katılma ve teklif verme salahiyetini de haiz olduğunu, davalılardan C.. Ö..’in, müvekkil şirketin iştigal alanına giren ve aynı sektörde faaliyet gösteren B.. Kiralama ve Organizasyon unvanlı şahıs şirketini 15.10.2009 tarihinde davacı şirkette çalıştığı dönem içerisinde eşi Ş.. Ö..’in annesi Meryem Balkan üzerine kurduğunu ve diğer davalı M.. Ö.. ünde bu şirket adına fiilen çalışmaya başladığını, davalıların davacı şirkette çalıştıkları dönem ve sonrasında, pozisyonları gereği vakıf oldukları ticari sırları davacı aleyhine B.. Kiralama Organizasyon unvanlı şirket lehine kullanarak müteaddit defalar haksız kazanç elde ettiklerini, davalıların haksız kazanç elde etmeye yönelik işbu eylemleri sebebiyle, davalılar hakkında nitelikli dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından dolayı suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın Şişli Başsavcılığı’nın 2011/2173 Haz. nolu dosyası üzerinden devam ettiğini, davalıların işbu eylemleri suç teşkil ettiği gibi açıkça rekabet yasağına aykırılık ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davacı şirketin hizmet verdiği veya verebileceği müşterileri hileli hareketlerle aldatarak kurdukları C.. B.. markasını kullanan B.. Kiralama ve Organizasyon Şirketini davacı şirketin yan kuruluşu olarak gösteren, bu yolla haksız kazanç sağlamak suretiyle şirketi zarara uğratan davalıların, davacı şirketten ayrıldıktan sonra da hukuka aykırı faaliyetlerine devam ettiklerini ileri sürerek taraflar arasındaki hizmet Sözleşmesi’nin 8. maddesi uyarınca toplam 20000 euro cezai şartın, davalıların haksız rekabet teşkil eylemleri sebebiyle 20.000-TL maddi tazminatın ve 100.000-TL manevi tazminatın hüküm altına alınmasını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davalı işçilerin iş sözleşmeleri devam ederken haksız rekabet ettikleri iddiası ile aleyhlerine açılacak davanın İş Mahkemelerinde görülmesi gerekeceğinden ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. Maddesine göre İş Mahkemeleri görevli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacı ve davalılar arasındaki ilişkinin taraflar arasında düzenlenmiş hizmet sözleşmesindeki taahhüdün iş hukuku kapsamında kaldığı sonucunu doğurmayacağını, iş akdinin sona ermesi halinde yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olmakla, iş hukukunun düzenleme alanı dışında kaldığı , bu davanın mutlak ticari dava olduğu, görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle , HMK 114/(1)-c ve 115/(2) maddeleri uyarınca iş mahkemesinin görevli olmaması nedeniyle davanın görev nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalılar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Uyuşmazlık; iş akdinin devamı sırasında başlayan ve sona ermesinden sonra da devam eden iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağının ihlali nedeni ile açılan davada, asliye ticaret mahkemelerinin mi yoksa iş mahkemelerinin mi görevli olduğu noktasında toplanmaktadır.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun Hizmet Akdi’ni açıklayan 10.Bab’ının içinde, “Rekabet Memnuiyeti” başlığı altında 348 ve devamı maddeleri bu yükümlülüğe ilişkin düzenlemeleri içermektedir.
BK’nun 348.maddesinde :
“İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilirler.
Rekabet memnuniyetine dair olan şart; ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise caizdir.
İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değil ise rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır.”
hükmünü içermektedir.
Madde metninde de açıkça “…akdin hitamından sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere BK’nun 348.maddesinde düzenlenen rekabet yasağı, hizmet akdi son bulduktan sonra geçecek döneme ilişkindir.
Hizmet akdi devam ederken, haksız rekabet hususunda bu hüküm değil; hizmet akdi hükümleri ve haksız rekabete ilişkin genel hükümler uygulanır.
İş akdinin kurulması ile doğan sadakat borcu; işçi tarafından işverenin çıkarlarını koruma ve gözetme borcudur. Rekabet etmeme borcu ise, iş akdinin sonuçlarından olan; işçinin, işverene sadakat borcunun olumsuz yönünü ifade eder.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca; bir uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görülebilmesi için, işçi sayılan kişilerle işveren arasında iş akdinden doğan veya iş kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlığın bulunması gerekir.
5521 sayılı Kanunda yer alan “işçi sayılan” tabiri, İş Kanunu kapsamında bulunan işçi olarak yorumlanmalıdır.
İşçi işe alındığı andan işten çıkarılacağı ana kadar işverene karşı rekabet yapamaz. Zira, söz konusu zaman parçası içinde yapılmış rekabet sadakat borcuna aykırılık oluşturur. İşçinin İş Kanununun 25./II. b,d ve e bentleri gereğince doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması sadakat borcunun ihlali olarak kabul edilmiş; bu halde işverenin iş akdini feshedebileceği gibi tazminat da isteyebileceği hükme bağlanmıştır.
Rekabet etmeme borcu ise işçinin öteki borçları gibi her iş sözleşmesi için söz konusu olan borçlardan değildir. İş akdinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Buna karşılık, taraflar iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş akdine konulmasını veya bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. İş akdi sona erdikten sonra işçinin işverenle rekabet etmeme borcu ancak böyle bir yükümlülük sözleşme ile kararlaştırıldığı takdirde söz konusu olmaktadır(Prof. Dr. S. S.., İş Hukuku, Beta Yayınları, 2005, S:277).
Bu noktada, iş görme ve sadakat borçları ile rekabet etmeme borcu(rekabet yasağı) arasındaki ayrıma değinilmesinde yarar bulunmaktadır:
İş görme ve sadakat borçları, açıkça kararlaştırılmasa bile her iş sözleşmesinde vardır. Rekabet etmeme borcu ise, ancak iş sözleşmesi taraflarının açıkça kararlaştırmaları halinde ortaya çıkar.
Bundan başka, iş görme ve sadakat borçlarının yerine getirilmesi sadece sözleşmenin yürürlüğü sırasında söz konusudur. Buna karşılık BK’nunda düzenlenmiş olan rekabet etmeme borcu ise iş sözleşmesinden sonraki süre içinde yerine getirilir. Rekabet etmeme yükümüne ilişkin sözleşmenin yazılı şekilde yapılması, iş ve süre ile sınırlandırılmış olması, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye sokmaması ve işçinin reşit olması gerekir.
İş sözleşmesi devam ederken, işçinin rekabet sayılacak davranışları ise “doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar olup ”İş Kanunu’nun 25/II-e kapsamına girer ve işveren için haklı fesih nedeni oluşturur. Rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde ise işçi, BK.nun 351.maddesi gereğince zararı tazmin ile mükelleftir ( Ç.. N.., İş Hukuk Dersleri, Beta Yayınları, 22.Bası, Ağustos s: 136-139; T.. K.., C.. T.., İş Hukukunun Esasları, Beta Yayınları, s:101; M.. H.., İş Hukuku, T.. Yayınevi, 2. Bası,s:367; Süzek Sarper, İş Hukuku, Beta Yayınları, 2.Bası, s:276-277).
Kanun koyucu bu kuralı rekabet yasağı sözleşmesinin ticari işletmeyi ilgilendirmesi nedeniyle getirmiş olup; öğretide rekabet yasağı sözleşmesi ile hizmet akdi arasındaki yakın ilişki nedeniyle iş mahkemelerinin görevli olması gerektiği her hizmet sözleşmesinin mutlaka bir ticari işletmeyi ilgilendireceğini kabul etmenin mümkün olmadığı, dolayısıyla esnaf düzeyindeki kişinin yaptığı hizmet sözleşmesinde yer alan rekabet yasağının ihlalinden doğan davanın da bu hüküm gereğince mutlak ticari dava sayılmasının anlamsız olduğu, bu tür bir sözleşmeden doğan uyuşmazlık “öz ticaret hayatına” ilişkin olmadığı gibi çözümünün de ayrı bir uzmanlığı gerektirmeyeceği görüşü de savunulmaktadır (Soyer Polat a.g.e.s:25; Arkan Sabih, Ticari İşletme Hukuku, Onuncu Bası, s. 96).
Yukarıdaki açıklandığı üzere; iş akdinin devamı sırasında işçinin sadakat borcundan kaynaklanan rekabet etmeme yasağına aykırılık halinde, bu tür davalara bakmakla görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş akdinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 818 sayılı BK’nun 348. maddesi kapsamına girmekle ve bu kapsamdaki davalar TTK.nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari davalardan olmakla, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29.02.2012 gün ve 2011/11-781 E., 2012/109 K.) sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. ( HGK 2012/ 9-854 E, 2013/ 292 K sayılı 27.02.2013 tarihli kararı )
Somut olayda davanın konusunu taraflar arasında düzenlenen iş akdinin rekabet yasağına ilişkin hükümlerini; davalıların, çalışırken, davacı şirketin faaliyet alanı ile aynı faaliyet alanında şirket kurup kurdukları şirket lehine rekabet yasağı ve sadakat yükümlülüğüne aykırı olacak şekilde faaliyette bulunmaları ve bu faaliyetlerini davacı şirketten ayrıldıktan sonra da devam ettirmelerine dayalı cezai şart, maddi ve manevi tazminat isteklerine ilişkin olmakla iş mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmelidir.Davalıların iş akdinin devamı sırasındaki rekabet yasağına aykırı faaliyetleri dava konusudur.Bu sebeple iş mahkemesi görevli olup mahkemece yanılgılı değerlendirme ile asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunun kabulü hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.