YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6703
KARAR NO : 2014/38502
KARAR TARİHİ : 16.12.2014
MAHKEMESİ : ERDEK ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/09/2013
NUMARASI : 2013/235-2013/345
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, manevi tazminat, ikramiye alacağı, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacı tarafından iş aktinin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ikramiye ve manevi tazminat alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, sübut bulduğu gerekçesi ile kıdem tazminatı talebinin kabulüne, atiye bırakıldığı gerekçesi ile yıllık izin ücreti ve ikramiye talepleri hakkında karar vermeye yer olmadığına ve manevi tazminat talebi açısından davanın tefrikine karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının iş kazası geçirdiği, ağır şekilde zehirlendiği, bilirkişi raporuna göre işverenliğin %100 kusurlu olduğu, davacı işçinin kusurunun olmadığı anlaşılmaktadır. Fabrika Üretim Müdürü’nün, Genel Müdürlük Makamına kazadan sonra 2007 ve 2008 yıllarında, 2 ayrı yazı yazılarak davacının vardiya amirliğine atanması önerilmiştir. Gerek bu iki yazı içeriğinden ve gerekse şahit beyanlarından, davacının iradesinin dava açmaması, yükseltileceği vaadiyle sakatlandığı, ama daha sonra terfi ettirilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının fesih iradesini hak düşüren sürenin dolmasından sonra ortaya konduğu söylenemez. Davacı lehine kıdem tazminatına hükmedilmesi yerindedir.
Ancak, dosyadaki bilirkişi raporlarında, brüt ücrete eklenen sosyal hakların farklılığı nedeni ile ortaya çıkan farklı giydirilmiş brüt ücretler üzerinden hesaplama yapıldığından, dosya kapsamında iki farklı kıdem tazminatı miktarı tespit edilmiştir. Mahkeme kararında, hangi kıdem tazminatı miktarının yahut hangi birlirkişi raporunun kabul edildiği belirtilmemiştir. Her eda hükmünün aynı zamanda bir tespit hükmü olması gerektiği göz önüne alındığında, davacının toplam kıdem tazminatı miktarının açıklanan şekilde belirsiz bırakılması hatalıdır.
3-Yıllık izin ücreti ve ikramiye talepleri bakımından, davacı vekilinin atiye bırakılması talebi davalı vekilince kabul edilmemiştir. Yani, davalı vekili, bu talepler açısından davayı takip etmeye devam etmiştir. O halde, bu taleplerin atiye bırakıldıkları gerekçesi ile bu talepler hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi hatalıdır. Bu talepler hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmelidir.
4-Hükmolunacak vekalet ücretinin yukarda açıklanan bozma nedenleri neticesinde değişebileceği göz önüne alınmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.