YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7930
KARAR NO : 2014/21403
KARAR TARİHİ : 24.06.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 11. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/11/2013
NUMARASI : 2013/278-2013/693
DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalıya ait iş yerinde 20.05.1996-11.05.2013 tarihleri arasında ütücü olarak çalıştığını, bölüm müdürünün davacıya şef olacağını vaad etmesine karşın, 08.05.2013 tarihli toplantıda başka bir çalışanın şeflik konumuna getirildiği duyurması üzerine davacının sitemde bulunduğunu, işverence davacının müdürüne saygısız davrandığı yolunda bir yazı yazmasının istendiğini, davacının da işini kaybetmemek için bu yazıyı yazdığını, müvekkilinin iş akdinin haklı veya geçerli bir nedene dayanmaksızın feshedildiğini iddia ederek, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili; davacının, 20.05.1996 tarihinde dava dışı C. C. Ltd Şti’nde çalışmaya başladığını 01.01.2012 tarihinde ise iş sözleşmesinin davalı şirketçe devralındığını, davacının çamaşırhane bölümünde çalıştığını, bölüm amiri E.. A..’in 08.05.2013 tarihli toplantıda M.. Ö.. isimli çalışanın şeflik pozisyonuna terfi ettirildiğini açıklanması üzerine, davacının haksızlığa uğradığını belirterek kendi annesine yönelik sinkaflı sözler sarf ettiğini, davacı hakkında tutanak tutulduğunu, davacının savunmasında tutanakta belirtilen sözleri söylediğini ikrar ettiğini, davacının iş akdinin haklı olarak feshedilmesi mümkün iken uzun yıllar çalışması olduğu dikkate alınarak feshin İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca yapıldığını, müvekkili şirket bakımından iş akdinin devamının çekilmez hale geldiğini savunmuş ve dsavanın eddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece; davacının, 08.05.2013 tarihli toplantıda kendisi dışındaki bir çalışanın şefliğe terfi ettirildiğinin duyurulması üzerine şeflik benim hakkımdı, 17 yıldır anamı sinkaf ettiniz, haksızlık yapıyorsunuz, hakkımı yiyorsunuz şeklinde sözler sarf ettiği, davacının eleştiri boyutunu aşan, yapıcı ve objektiflikten uzak bu sözleri nedeni ile iş akdinin geçerli nedene dayalı olarak feshedildiği kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
Ç)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
D)Gerekçe:
İş Kanunu’nun 18’nci maddesinin 1.fıkrasına göre, işveren, iş sözleşmesini işçinin davranışlarından kaynaklanan nedenlerle geçerli olarak feshedebilir. İşverenin iş sözleşmesinin süreli feshini geçerli kılan işçinin davranışları, İş Kanunu’nun 25’nci maddesi gereğince haklı nedenle derhal feshe neden olacak ağırlıkta bulunmamakla birlikte işyerinin normal işleyişini ve yürüyüşünü bozan, iş görme borcunun gerektiği şekilde yerine getirilmesini engelleyen ve işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkileyen hallerdir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu, işyerindeki üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. Başka bir anlatımla, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içerisinde beklenemeyeceği durumlarda, fesih için geçerli nedenin bulunduğu kabul edilmelidir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, her şeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu nedenle, işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiğinin ve işçinin hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin tespit edilmesi gerekir. Öte yandan, işçinin isteseydi yükümlülüğünü ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağı da belirlenmelidir. Eğer işçinin yükümlülüğünü ihlal etmekten kaçınma olanağına sahip olduğu tespit edilirse fesihten önce işçiye ihtar verilip verilmediği, ihtara rağmen davranışını tekrar etmesi halinde İş Kanunu’nun 19.maddesi uyarınca savunması alınarak iş sözleşmesinin feshedilip edilmediğine bakılacaktır. Ancak, ağır yükümlülük ihlalleri nedeni ile işverenin iş sözleşmesine devam etmesinin beklenemeyeceği hallerde işçiye davranışından dolayı ihtar verilmesine gerek olmayacaktır. Başka bir anlatımla, İşçinin sözleşmeyi ihlal eden davranışının türü ve ağırlığı itibariyle, onun gelecekte sözleşmeye uygun davranması şartıyla işverenden iş ilişkisine devam etmesinin haklı olarak beklenebileceği durumlarda ihtar gerekli ve zorunlu olmalı; aksi takdirde işveren ihtar vermeksizin iş sözleşmesini feshedebilmelidir(Berkowsky, W, Die Personen-und verhaltensbedingte Kündigung, 9 Rdnr. 15, sh.217). Buna göre, işverene süresizi fesih hakkı verilen İş Kanunu’nun 25.maddesinde belirtilen hallerden dolayı kural olarak, işçiye önceden ihtar verilmesine gerek olmadığı kabul edilmelidir.
Davranış nedeniyle fesih, ancak, sözleşmeyi sona erdirmeye oranla daha hafif bir çare söz konusu olmadığında gerekli olur. Ölçülülük ilkesi uyarınca, fesihte seçilen ve uygulanan yöntemin, takip edilen amaçla mukayese edildiğinde açıkça orantısız olmaması gerekir. Bir başka anlatımla müdahalenin ağırlığı ile onun haklı kılan nedenlerin önemi ve ağırlığı arasında bir tartım yapılmalıdır.
Dosya içeriğine göre, davacının 17 yıla yakın bir süre davalıya ait iş yerinde ütücü olarak çalıştığı, 08.05.2013 tarihli toplantıda bölüm amiri E.. A..’in kendisi dışındaki bir çalışanın şefliğe terfi ettirildiğini açıklaması üzerine, davacının “şeflik benim hakkımdı, 17 yıldır anamı sinkaf ettiniz, haksızlık yapıyorsunuz, hakkımı yiyorsunuz” şeklindeki sözleri sarf ettiği tartışmasızdır.
Davalı tanığı E.. A.. duruşmadaki beyanında, davacının şahsına karşı herhangi bir hakarette bulunmadığını ve yaşanan olayın iş akışının işleyişine engel olmadığını bildirmiştir. Davacının, davalıya ait iş yerinde 17 yıla yakın bir süre çalışması bulunmakta olup, bu süre zarfında herhangi uyarı veya ihtar cezası da almadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının söylediği sözlerin iş yerinde olumsuzluğa yol açmadığı gibi işin işleyişine de etki etmediği sabittir. Davacıya söylediği sözler nedeni ile disiplin cezası gibi yaptırımların uygulanması mümkün iken, iş akdinin feshedilmesi hem ölçülülük ilkesine hem de feshin son çare olması ilkesine aykırıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-)Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3-)Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih nedeni ve kıdemi dikkate alınarak 6 aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-)Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-)Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.500 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-)Davacı tarafından yapılan 478.35 TL. yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-)Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, oybirliğiyle 24.06.2014 tarihinde karar verildi.