YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8671
KARAR NO : 2014/12202
KARAR TARİHİ : 10.04.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 17. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/12/2013
NUMARASI : 2013/975-2013/555
DAVA :Davacı, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, görevsizlik kararı vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalının 4447 sayılı kanunun 52. Maddesi kapsamında işsizlik ödeneği almakta iken kendisine yapılan davete gelmeme nedeniyle işsizlik ödeneğinin kesildiğini, hak etmeden aldığı işsizlik ödeneğini iade etmesi gerektiğinin 01.09.2009 tarihli yazı ile davalıya bildirildiğini, davalının herhangibir iade de bulunmadığını, bunun üzerine ilamsız icra takibi yaptıklarını, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu beyanla davalının İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2012/4387 E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %40’dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, İ….. tarafindan adresine gelen veya tebliğ edilen herhangi bir davet mektubu olmadığını, tarafına yapılan ilamsız takipte ödeme emri gönderildiğini, Av. M.. T.. ile defalarca telefonda iyi niyeti ile görüşmeler yaptığını ve gönderilmiş olunan davetin kendisine ulaşmadığını, asıl borca ferileriyle birlikte itiraz ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, 5521 sayılı iş mahkemeleri kanununun 1. Maddesi İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden doğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözüleceğini düzenlemekte olup, somut olayda taraflar arasında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 46. maddesinin birinci fıkrasında işsizlik sigortasının amacı; “işsizlik sigortasına ilişkin kuralları ve uygulama esaslarını düzenlemek ve bu Kanunda öngörülen hizmetlerin verilmesini sağlamak” olarak belirtilmiş; Kanunun kapsamını düzenleyen ikinci fıkrasında ise “Bu Kanun, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrası kapsamında olanlardan bir hizmet akdine dayalı olarak çalışan sigortalıları 4857 sayılı Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanunun 52. maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen isteğe bağlı sigortalılar ile aynı Kanunun ek 6. maddesi kapsamındaki sigortalıları ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20. maddesinde açıklanan sandıklara tabi sigortalıları kapsar” şeklinde düzenlemeye yer vermiştir.
4447 sayılı Kanunun 46/4. maddesine göre işsizlik sigortası primlerinin toplanmasından Sosyal Sigortalar Kurumu, diğer her türlü hizmet ve işlemlerin yapılmasından İş ve İşçi Bulma Kurumu Genel Müdürlüğü görevli, yetkili ve sorumludur. Kanunun 49/5.maddesinde “işsizlik sigortası primleri ile ilgili olarak; 5510 sayılı Kanunun 80, 82, 86, 88, 89, 90, 91, 93 ve 100. madde hükümleri uygulanır” kuralı öngörülmüştür.
4447 sayılı Kanunun işsizlik ödeneğine hak kazanmanın koşullarını düzenleyen 51.maddesine göre işsizlik ödeneğine hak kazanmak için bu Kanun uyarınca sigortalı sayılmak, iş sözleşmesi maddede belirtilen hallerden birisiyle dayalı olarak sona ermiş olmak, Kuruma süresi içinde şahsen başvurarak yeni bir iş almaya hazır olduğunu kaydettirmek ve bu Kanunda yer alan prim ödeme koşullarını sağlamış olmak gerekir.
Görüldüğü gibi işsizlik ödeneğinin kanuni dayanağı 4447 sayılı Kanun olmasına karşın ödeneğe hak kazanma ve ödeneğin hesaplanması doğrudan 4857 sayılı İş Kanunu ile 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir.
İşsizlik sigortasının sosyal güvenlik hukuku ile doğrudan ilgisi, 5510 sayılı Kanun’un 101. maddesinde yer alan “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür” hükmü ve 4857 sayılı Kanun’dan doğan uyuşmazlıklarda da iş mahkemelerinin görevli olduğu göz önüne alındığında işsizlik sigortasına ilişkin uyuşmazlıklara da bu konuda uzman iş mahkemelerince bakılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10.04.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.