Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/13235 E. 2017/15609 K. 12.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13235
KARAR NO : 2017/15609
KARAR TARİHİ : 12.10.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, izin ücreti, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının ….07.2010-22.11.2012 tarihleri arasında hizmet akdi ile fiili olarak davalı şirket bünyesinde süpürge ve robot şoförü (operatörü) olarak aylık net 1.600 TL ücret ile çalıştığını, davalı şirket tarafından davacının çalıştığı son ayın 22 günlük ücretinin kendisine ödenmediğini, haftanın 7 günü bilfiil çalıştığını, … saatlerinin akşam 20.00, sabah ise 09.00 olduğunu, bazen işverenin talimatı ile saat 09.00’dan sonra da çalışmasının olduğunu, davacının fazla çalışması olmasına rağmen ücretlerinin ödenmediğini, hafta sonu, resmi bayramlar ve dini bayramların tamamında çalıştığı halde ücretlerinin ödenmediğini, davacıya çalıştığı süre boyunca yılık izin hakkının kullandırılmadığını, izin ücretinin de ödenmediğini, feshin tek taraflı ve önceden bildirimde bulunulmadan yapıldığını, feshin geçerli bir sebebe dayanmadığını ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile ücret, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının davalı firmada asfalt işçisi ve süpürge şoförü olarak çalıştığını, davacının almakta olduğu son ücretin net 769,86.-TL olduğunu, davacının çalışmayı kendi isteğiyle bıraktığını, kıdem ve ihbar tazminatının talepleri yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla … yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla … yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla … alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla … olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla … ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla … yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla … alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla … ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla … yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, dosyada mevcut imzasız 2011/Aralık, 2012/Ocak, Şubat ve Mart ayı ücret bordrolarında fazla mesai ücreti tahakkuklarının bulunduğu ve ödemelerin banka yoluyla yapıldığı, davacı tarafından da bir ihtirazi kayıt ileri sürülmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, fazla mesai ücreti tahakkuku bulunan ayların fazla mesai alacağı hesabında dışlanmaması hatalıdır.
3-Taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut uyuşmazlıkta, dosyaya sunulan imzalı yıllık izin kullanma talep formunda davacının 13.01.2011-28.01.2011 tarihleri arasında yıllık ücretli izin kullanma talebinde bulunduğu görülmüştür.
Mahkemece, yıllık izin talep formu ile ilgili ayın ücret bordrosu karşılaştırılarak davacıya izin ücreti ödenip ödenmediği tespit edilip, bu belgeler davacı asile de gösterilerek davacının belirtilen tarihler arasında fiilen yıllık izin kullanıp kullanmadığı belirlenerek bir değerlendirilme yapılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
4-Fazla çalışmaların, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda taktiri indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak fazla … ve tatil çalışmalarının takdiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin … şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla mesai ve tatil çalışması miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir (Yargıtay 9.HD. 21.03.2012 gün, 2009/48913 E, 2012/9400 K .).
Mahkemece; fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarından % 10 oranında takdiri indirim yapılmıştır. Takdiri delil niteliğindeki tanık beyanları ile kanıtlanan fazla mesai ve tatil ücretlerinden takdiri indirim yapılması yerinde ise de yapılan % 10 takdiri indirim oranı az olup, isabetsizdir.
5-Mahkemece, hüküm fıkrasının 4. bendinde hafta tatili ücreti, 5. bendinde ise ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasına karşın, bu bentlerde infazda tereddüt yaratacak şekilde fazla mesai ücreti alacağından bahsedilmesi 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesine aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.