YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15267
KARAR NO : 2017/17953
KARAR TARİHİ : 09.11.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ile fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.08.1992 tarihinde … A.Ş.’de işe başladığını, 2007/Temmuz döneminde gösterdiği performans dolayısıyla teşekkür ve maaş artışıyla ödüllendirildiğini, ancak fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, bu sebeple iş akdini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem, ihbar ve kötü niyet tazminatları ile fazla mesai ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının İş Kanunu uyarınca derhal fesih hakkı söz konusu olmadığını, şirkette üst düzey yönetici olarak çalıştığını, kendi mesaisini kendi belirleyen bir yönetici olduğu için fazla mesai talep edemeyeceğini, bu nedenle 24/II-e uyarınca fesih hakkı doğmadığını, ihbar tazminatı isteyemeyeceğini, aksine davacının işe devamsızlığı sebebiyle işverenin iş akdini derhal fesih hakkı doğduğunu, 15.05.2008 tarihli ihtarname ile işverenden izin almaksızın işe devamsızlık yaptığı ve devamsızlık sebeplerinin bildirilmesinin talep edildiğini, ihtiyari olarak da 1 günlük süre tanındığını, işçinin işe gelmemesi haklı bir nedene dayanıyorsa bunu işverene bildirme zorunluluğu olduğunu, fazla mesai sürelerinin ücretini isteme hakkı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının konumu itibarıyla işyerindeki hiyerarşik yapılanmada üst amirlerinin bulunduğu ve üst düzey yönetici olmadığı, iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; davacının, davalıya ait iş yerinde en son satış stratejisi, planlama ve dağıtım bölüm başkanı unvanı ile çalıştığı ve brüt 14.200,89 TL ücret aldığı, 03.03.2008 tarihli organizasyon şemasında davacının satış genel müdür yardımcısının hemen altında bir pozisyonda bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı tanığı olarak dinlenen Serdar, davacının da kendisi gibi satış departmanında bölüm başkanı olarak çalıştığını ifade etmiş, davalı tanığı …’ın davacının işyerinde satış pazarlamada bölüm başkanı olarak üst düzey konumda çalıştığını beyan ettiği görülmüştür.
Davacı tanığı Serdar’ın benzer mahiyette davalı işverene karşı açtığı … 2. İş Mahkemesinin 2009/262 Esas ve 2012/548 Karar sayılı dosyasında, “…davacının bölüm başkanı ve satış direktörü olması, üst düzey yönetici konumunda bulunması nedeniyle fazla mesai talep edemeyeceği…” gerekçesiyle fazla mesai ücreti talebinin reddine karar verildiği, kararın 22. Hukuk Dairesi’nin 2013/3681 Esas ve 2014/2253 Karar sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgelerden, davacının davalı işyerindeki tüm çalışma sürecinde üst düzey yönetici konumda çalıştığı, yüksek ücret alarak görev yapan davacıya işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmediği, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma düzeni ve saatleri sebebiyle yukarıda yazılı ilke kararı uyarınca fazla mesai ücreti talep edemeyeceği Dairemizin yerleşik uygulaması olup, fazla mesai ücreti talebinin reddi gerekirken mahkemece yerinde olmayan gerekçe ile kabulü hatalıdır.
3- 4857 sayılı Yasanın 24/II-e maddesine göre işveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, işçi iş sözleşmesini haklı olarak feshetme hakkı kazanır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi, fazla mesai alacaklarının ödenmediği gerekçesiyle iş sözleşmesini haklı nedene dayanarak 02.05.2008 tarihinde feshetmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere, davacının fazla mesai ücretine hak kazanmadığı, dolayısı ile iş akdinin feshinde haksız olduğu anlaşıldığından, kıdem tazminatına yönelik talebin de reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile talebin kabulü isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.