Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/15938 E. 2017/18447 K. 16.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15938
KARAR NO : 2017/18447
KARAR TARİHİ : 16.11.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının hastalandığını, hastaneye gittiğini, 31/01/2013-09/02/2013 arası için doktordan istirahat raporu -geçici işgörmezlik belgesi verildiğini, 10/02/2013 pazara denk geldiğinden 11/02/2013 tarihinde işe gittiğini ama işe başlatılmadığını istifa ve ibraname imzalatılmak istendiğini, davacı nedenini sorunca açıklama yapılmadığını ve imzalamazsa hiç bir alacağını alamayacağının dendiğini, davacının imzalamadığını ve şirket yetkililerinin talebi üzerine işyerinden ayrıldığını, bunun üzerine 3916 yevmiye numaralı ihtarı ile davacının haklı nedenle iş aktini feshettiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının istifa ettiğini, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacıya ait SGK kaydı, fesih bildirimi, taraflar arasındaki sözleşme, emsal ücret araştırması, Emniyet Müdürlüğü cevabi yazısı, iş yeri şahsi sicil dosyasının, celp ve tetkik edildiği, davacı tanıkları, …, …, davalı tanıkları, …, …, …’ın beyanları alınmış ve akabinde dosya bilirkişiye tevdii edilerek, bilirkişi Av…’in raporu ve ek raporu dosyaya ibraz edildiği, dosya kapsamına uygun raporların Mahkeme tarafından hükme esas alındığı, ayrıca imza incelemesi yaptırılarak bilirkişi Emniyet Genel Müdürlüğü Grofoloji ve Sahtecilik uzmanı ….’ın raporu dosyaya ibraz edilmiş, inceleme konusu iş akdinin 30/01/2013 tarihinde sona ermesi ile ilgili, personel müdürlüğüne hitaben yazılmış olan 15/01/2013 tarihli belgedeki, 30/01/2013 ve 15/01/2013 tarih rakamlarının davacı …’in eli ürünü olmadığı, raporda belirtilmiş, akabinde yeniden aynı hesap bilirkişisi Av….’den ek rapor alınarak, dosya kapsamına uygun bulunan ek rapordaki 1. seçeneğin Mahkeme tarafından hükme esas alındığı, davacı vekilinin aşamalarda, 04/02/2014 tarihli ıslah harç makbuzunu ve dilekçesini dosyaya ibraz ettiği ve talebini bilirkişi raporu doğrultusunda arttırıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının iş akdinin feshinin haklı fesih olup-olmadığı, dolayısıyla talep edilen kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarının mevcut olup-olmadığı, noktasında olup, iş akdi feshinin kıdem tazminatı gerektirmeyecek şekilde olduğu, hususunda ve ödeme hususunda ıspat yükü, davalı-işveren tarafa ait olduğu, yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, tanık beyanları, bilirkişi raporları, cevabi yazılar ile dosyada mevcut bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; Davacının davalı şirket nezdinde kesintili olarak, SGK kayıtları ve davacı iddiası da nazara alınarak, toplam 2 yıl 9 ay 15 gün çalışmış olduğu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından, davacıya hak etmiş olduğu tüm işçilik alacaklarının zamanında ve tam olarak ödenmediğinden, iş akdinin davacı tarafça haklı sebeple bildirimsiz olarak feshedilmiş olduğu, davalı tarafın, davacı istifa ettiği ve hak ettiği tüm alacaklar davalı tarafça davacıya ödendiği yönündeki mücerret savunmasına, dosya kapsamı ve tanık beyanları ile bilirkişi raporları nazara alınarak, itibar edilemeyeceği, bu sebeple kıdem tazminatına davacı işçinin hak kazanmış olduğu, talep edilen diğer alacak kalemleri olan fazla çalışma ücreti, genel tatil ve hafta tatili alacağına da hak kazanmış olduğu bu alacaklar yönünden 1/3 hakkaniyet indirimi yapılmak sureti ile değerlendirilmesi gerektiği, yıllık izin alacağına da hak kazanmış olduğu, bu itibarla davacı iddiaları ıspatlandığından sübut bulan davanın miktar itibari ile kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, davacının 06/07/2010-11/02/2013 tarihleri arasındaki 2 yıl 7 ay 5 günlük çalışma süresi esas alınarak alacaklara hükmedilmiş olmakla birlikte Mahkeme gerekçesinde davacının hizmet süresinin 2 yıl 9 ay 15 gün olarak belirtilerek çelişki yaratılmıştır.
Davacı, 26/04/2010-11/02/2013 tarihleri arasında çalıştığını ileri sürmüştür.
Davalı, 06/07/2010-09/08/2010 ve 26/12/2011-30/01/2013 tarihleri arasında çalıştığını savunmuştur.
İş aktinde işe başlama tarihi 06/07/2010 şeklinde boşluğu kalemle doldurma ise de o sayfada davacının imzası bulunmamaktadır. Hizmet döküm cetvelinde 2007 yılında davalıda işe girdiği görünen 06/07/2010 tarihine dek hiç bir yerde çalışması görünmemektedir. Cumhuriyet Başsavcılığından işyerine verilmek üzere sabıka kaydı talebi tarihi 11/03/2010 olup, davalı tanığı … “hatta kendisini ben işe aldırmıştım, … davacı hatırladığım kadarıyla 2010 yılının Şubat veya Mart ayında çalışmaya başlamıştı,” yönünde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı …’in davacının işe alınma tarihi olarak belirttiği tarih Cumhuriyet Başsavcılığına sabıka kaydı için başvurma tarihini desteklemektedir. Dolayısı ile davalı tanığı …’in beyanı dahi davacının iddiasını doğrulamıştır. Davacı tanığı …., “davacı işe 2010 yılında çalışmaya başlamıştır ancak ay ve gün olarak bilmiyorum, 2010 yılının ortaları idi” yönünde beyanda bulunmuş ise de beyanı mütereddit olup, kendi çıkış tarihi konusunda dahi mütereddit beyanda bulunmuştur. Kaldı ki davalı tanığı … davacının işe girişinde rol oynamış olduğundan giriş tarihini daha somut bilmesi ve daha net hatırlaması normaldir. Bu nedenler ile davacının işe giriş tarihi iddiası gibi işe giriş tarihi 26/04/2010 ve hizmet süresi de Mahkemenin eldeki gerekçesinde yazıldığı gibi 2 yıl 9 ay 15 gün olarak kabul edilerek, bu hizmet süresine göre yapılan hesaplama denetime tabi tutularak hüküm altına alınmalıdır.
3-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, dava dileçesinde hiç bir açıklama yapılmaksızın fazla mesai ücreti talep edilmiş, Mahkeme tarafından bu husus açıklatılmamış ancak davacı vekili 01/07/2013 tarihli cevaba cevap dilekçesinin 3 numaralı bendinde “müvekkil davalı şirketin sahibinin şoförlüğünü yaptığı için işe giriş çıkış saatleri, şirket sahibinin giriş çıkış saatleri ile bağlantılı idi. Bu sebeple müvekkil şirket sahibinin uzayan toplantılarve çalışma saatleri boyunca beklemek durumunda kalmıştır. Bu şekilde müvekkil haftada 2-3 gün günde 2-3 saat fazla mesai yapmıştır. Yine müvekkil ayda birkaç kez hafta tatilinde çalışmak zorunda kalmış, çalıştığı süre boyunca genel tatillerde de çalışmıştır” şeklinde açıklamada bulunmuştur.
Davacı tanıklarının ve davalı tanığı ….’ın beyanına göre davacının haftada 6 gün çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılabilir idi ise de davacı vekilinin haftada 2-3 gün günde 2-3 saat fazla mesai yaptığı yönündeki beyanı ile bağlı kalınarak 2×2=4, 3×3=9, 9+4=13, 13/2=6,5 olduğundan, haftada 6,5 saat fazla mesai ile sınırlı olarak hesaplama yapılarak sonuca gidilmelidir.
4-Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti için özel gerekçe oluşturulmaması da hatalıdır.
4-Hükmedilen miktarın net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi hatalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.