Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/16204 E. 2017/19158 K. 28.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16204
KARAR NO : 2017/19158
KARAR TARİHİ : 28.11.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ücret, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, 26.12.2002-07.06.2012 tarihleri arasında ,,, isimli gemide makine zabiti olarak çalıştığını ve ücretlerinin ödenmemesi nedeni ile iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini ileri sürerek; kıdem tazminatı ile ücret, yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; zamanaşımı itirazında bulunarak, davacının haklı bir neden olmaksızın iş sözleşmesini feshettiğini ve herhangi bir alacağının bulunmadığını savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı işçinin fazla mesai alacağı bulunup bulunmadığı, taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Deniz İş Kanunu’nun 26/2 maddesine göre “iş süresi, gemiadamının işbaşında çalıştığı ve vardiya tuttuğu süredir. Gemiadamının gemide bulunduğu sürelerin tamamı çalışma süresi olarak kabul edilemez. Gemiadamının fiilen çalıştığı veya fiilen çalışmamakla birlikte gücünü işverenin emrinde bulundurduğu, iş verilmesi veya çıkması için beklediği süreler çalışma süresinden sayılmalıdır.
Deniz İş Hukukunda, sözleşmenin taraflarının fazla mesai ücretinin, asıl ücrete dahil olduğu şeklinde sözleşmeye hüküm koymaları mümkündür. Bu sözleşme hükmü geçerlidir. Ancak bununda bir sınırının bulunması gerekir. Deniz İş Kanunu’nda fazla çalışmalar için günlük veya yıllık bir sınır da öngörülmemiştir. Oysa 4857 sayılı Kanun kapsamındaki işçiler için fazla çalışmanın sınırı yılda 270 saat olarak belirlenmiştir. Bu sebeple 4857 sayılı Kanun’daki 270 saat sınırlamasının Deniz İş Kanunu kapsamında çalışanlar için uygulanması, ikisi de özel kanun olduğundan mümkün değildir.
Bu konuda sınır olarak uluslararası kaynak olan Uluslararası Çalışma Örgütünün 180 sayılı sözleşmesi ile 1999/63/EC sayılı Avrupa Birliği Direktifi dikkate alınabilir. Anılan sözleşme ve direktifin 5. maddelerinde işçinin sağlığının ve güvenliğinin korunması amacıyla çalışma sürelerinde sınırlamaya gidilmiş ve asgari dinlenme süreleri belirlenmiştir. Buna göre “azami çalışma süresi 24 saatlik sürede 14 saati, 7 günlük sürede 72 saati geçemez. Dinlenme süresi ise 24 saatte 10 saatten, 7 günlük sürede 77 saatten az olamaz. Dinlenme saatlerinin 6 saatten az olmamak koşuluyla ikiye bölünerek uygulanması mümkün olup iki dinlenme süresi arasında geçecek zamanın da 14 saatten fazla olmaması gerekir”. Buna paralel düzenleme Gemiadamları Yönetmeliğinin 84. maddesinde yer almaktadır. Dinlenme sürelerini belirleyen bu kuraldan da aynı sonuç çıkarılabilir. Fakat yönetmelik dinlenme süresini günlük 10 saat olarak belirlerken, haftalık ise 70 saaten az olamayacağını belirtmiştir. Bu sözleşme ve direktifteki düzenlemeye göre daha az bir süredir. Bu sebeple sınırlamada sözleşme ve direktifin dikkate alınması daha isabetli olacaktır.
4857 sayılı Kanun’daki 270 saat sınırlamasının Deniz İş Kanunu kapsamında çalışan davacı gemi adamına uygulanma imkanı bulunmamakla birlikte, bu durumda Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmesi ve Avrupa Birliği Direktifinin öngördüğü, azami çalışma süresi günde 14, haftada 72 saati geçemez esası kabul edilmeli, 7 günü dahil 48 saatten 72 saate kadar olan çalışmanın asıl ücrete dahil olduğu kabul edilmeli, 72 saati aşan kısım varsa fazla mesai olarak değerlendirilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece davacı tanıklarının beyanlarına dayalı olarak fazla çalışma ücreti alacağı hüküm altına alınmış ise de yukarıda belirtildiği üzere, işçinin gemide bulunduğu sürelerin tamamı çalışma süresi olarak kabul edilemez. Dolayısı ile tanıkların beyanları fazla çalışma ücreti alacağının hüküm altına alınması için yeterli değildir. Dosya içerisinde Deniz İş Kanunu’nun 26 ve 28. maddelerinde belirtilen kayıtlar da bulunmamaktadır.
Diğer yandan, davacıya ait iş sözleşmesinde; fazla mesai ücretinin, asıl ücrete dahil olduğu belirtilmiştir. Dolayısı ile yine yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda davacı işçinin ancak haftalık 72 saati aşan çalışması varsa fazla mesai ücreti alacağına hak kazanacağı ortadadır. Tanık beyanları dikkate alınsa dahi davacının haftalık çalışma süresinin 72 saati aşmadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının, fazla mesai ücreti alacağı bulunmadığı dikkate alınmaksızın talebin reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3- Deniz İş Kanunu’nda ücret ve eklerine en yüksek mevduat faizi uygulanacağına dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısı ile hüküm altına alınan alacak kalemlerine yasal faiz uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi de ayrı bir bozma nedenidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.