Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/24282 E. 2018/20859 K. 19.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/24282
KARAR NO : 2018/20859
KARAR TARİHİ : 19.11.2018

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 15/06/2006-09/10/2013 tarihleri arasında kobi portföy yönetmeni olarak en son net 2.550,00-TL aylık ücretle çalıştığını, yemek ve yol giderinin davalı işveren tarafından karşılandığını, çalışma saatleri 09.00 ila 18.00 saatleri arasında olduğunu ancak müvekkilinin işyerinden en erken çıkış saatinin 19.00 olmakla beraber çalışmanın saat 20.00-21.00’e kadar da uzayabildiğini, müvekkiline hafta içi saat 18.00’den sonra yaptığı mesailerin karşılığının ödenmediğini ancak Cumartesi günü yaptığı mesailerinin ödendiğini, davalı tarafından hafta sonu yapılan mesailerin ödemesi onaylanırken, hafta içi yapılan fazla mesai ücretlerinin ödemesinin reddedildiğini, müvekkiline tutturulması imkansız ve diğer bazı çalışanlara oranla yüksek hedefler verilerek performansının ortalamanın altında gösterildiği ve bu suretle kazanacağı primleri almasına engel olunduğunu, 9 günlük yıllık izninin kullandırılmadığı ve karşılığı ücretinin ödenmediğini, dini bayram dışındaki genel tatillerde çalıştığı halde karşılığının ödenmediğini, bu nedenlerle yani müvekkilinin hak ettiği işçilik alacaklarının tam ve eksiksiz ödenmemesi ve olumsuz çalışma koşulları nedenleriyle iş akdinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile prim, fazla mesai, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalının müvekkili işyerinde 15/11/2006 tarihinden, iş sözleşmesinin kendisi tarafından feshedildiği 09/10/2013 tarihine kadar çalıştığını, son olarak … Şubesi’nde Kobi Portföy Yönetmeni olarak görev yaptığını, son brüt ücretinin 4.262,08 TL olduğunu, davacı tarafın istifa iradesi ile iş akdini feshettiği ancak haksız kazanç sağlamak amacı ile eylemli fesihte bulunduğu ve kötüniyetli olarak dava açtığını, fazla çalışma alacağı bulunmadığını, herhangi bir genel tatil gününde çalışmadığını, yıllık prim ödemelerinin müvekkili bankaca belirlenen prim ödeme sistemine göre yapılmış olduğunu, müvekkili bankada uygulanan performans değerlendirme sisteminin objektif kriterlere dayalı olarak gerçekleştirildiğini, davacının iş sözleşmesini feshetmesinin ardından son ücret bordrosunda kullanmadığı 10,5 günlük iznin karşılığının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ile bilirkişi raporuna ve davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesine, dayanılarak; prim talebi tamamen ret, ulusal bayram ve genel tatil alacak talebi kısmen, diğer talepler ise, fazla mesai alacağında yapılan takdiri indirim dışında kabul edilmek suretiyle, dava kısmen kabul edilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının fazla mesai yapıp yapmadığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Sözü edilen çalışmaların yapıldığını işçi, karşılığı ücretlerinin ödendiğini ise davalı kanıtlamalıdır.
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır.
Diğer taraftan 6100 HMK.’un tanıkla ilgili hükümleri incelendiğinde, 240/1 maddesinde “Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir”, 250. maddesinde “Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir” ve 254. maddesinde ise “Dinleme sırasında öncelikle tanıktan adı, soyadı, doğum tarihi, mesleği, adresi, taraflarla akrabalığının veya başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı, tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı sorulur” kurallarına yer verilmiştir.
Dairemizin istikrarlı uygulaması gereği, davalı aleyhine dava açanlar tanık olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına ihtiyatlı yaklaşılması gerekir. Bu beyanlar diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek, sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı fazla mesai yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı iddiasında bulunmuş ve bu iddiasını ispat bakımından tanık deliline başvurmuştur. Ne var ki, davacının dinlettiği tek tanık olan…’ın davalı işverene karşı benzer iddialarla dava açtığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı tanığı …’ın beyanına son derece ihtiyatla yaklaşılmalıdır. Ayrıca, tanık …’ın açtığı davadaki fazla mesai talebi de reddedilmiştir. (… 13. İş Mahkemesinin 29/12/2015 tarih ve 2014/831-2015/723 Esas-Karar sayılı kararı ile Dairemizin 14/02/2017 tarih ve 2016/4886-2017/1902 Esas-Karar sayılı onama ilamı)
Buna göre, davacının fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil alacak talebinin salt husumetli tanık …’ın beyanı esas alınarak hesaplanması hatalıdır. Ancak davalı tarafça ekran açılış kapanış saatlerini gösterir dokümanlar (LOG kayıtları) CD ortamında dosyaya ibraz edilmiş ise de mahkemece bu kayıtlar incelenmemiştir. Bir başka anlatımla davacı tanığı …’ın beyanları dosyaya sunulan bu delille birlikte değerlendirilmemiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş, log kayıtları tek başına mesainin başlangıç ve bitiş saatlerini belirlemeye elverişli olmamakla birlikte bu kayıtlar incelenerek davacı tanığı …’ın beyanları ile birlikte değerlendirmeye tabi tutularak sonuca gidilmelidir. Ancak bu kayıtlardan anılan çalışmaların yapılmadığı veya kayıtlar çalışmaları tespit etmeye olanaklı kayıtlar değil ise, bu hususun anılan alacakların ispat durumu ile birlikte kıdem tazminatı talebine etkisi de gözden kaçırılmamalıdır.
3- HMK’nun 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Mahkemece hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde gösterilmemesi HMK’nun 297/2. maddesine aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.