Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/13471 E. 2017/9078 K. 29.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13471
KARAR NO : 2017/9078
KARAR TARİHİ : 29.05.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı şirkette 28.05.2014 tarihinden itibaren… Dilovasında çalıştığını, davacının iş akdinin 01.10.2015 tarihli ihtarname ile sonlandırıldığını, müvekkilinin çalıştığı süre içinde iş akdini haklı ve geçerli sebeple feshine sebep olacak hiç bir davranışı olmadığını, iş akdinin haksız yere feshedildiğini, iddiaların hiç birinin gerçeği yansıtmadığını, fesih sebebinin açık ve kesin olarak belirtilmemiş olduğunu iddia ederek haksız feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine yasadan doğan hakların ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı …Türk Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili müvekkili ile diğer davalı arasında asıl iş veren alt iş veren ilişkisi olmadığını, davacının diğer davalı şirket nezdinde çalıştığını, davanın haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu, davacının iş yerine defalarca geç geldiğini, mesai saati içinde görev alanını terk ettiğini, mevzuata aykırı davrandığını, görevlerini zamanında ve gereği yapmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalı … Güvenlik Hizmetleri A.Ş. vekili davacının vardiyasına geç kalmış olduğunu, bu durumun tutanak ve kamera kayıtları ile sabit olduğunu, iş yeri güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü, yazılı uyarılara rağmen sürekli bu durumun devam ettiğini, bu durumda davacı ile olan iş ilişkisinin devam etmesinin söz konusu olmadığını, feshin haklı sebeplerle yapıldığını savunarak davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, sözleşmenin feshinin haklı nedene dayandığını iddia eden davalı işverenlerin, fesih bildirimindeki fesih sebep ile bağlı olduğu. 01/10/2015 tarihli fesih bildirimine göre, davacının uyarılara rağmen 26/09/2015 tarihinde 1 saat 8 dakika işe geç gelmiş olması ve bir tanesi 25 dakika olmak üzere daha önce de 2 defa işe geç gelmiş olmasının fesih sebebi olarak gösterilmiş ve bu sebebin 4857 sayılı yasanın 25/II-h bendinde düzenlenen “İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.” ve 25/II-ı bendinde düzenlenen “İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi…” maddelerine uyduğu iddia edilmişse de işçinin, bir tanesi 25 dakikalık olması 3 kere işe geç gelmesinin, görevi yapmamakta ısrar etmesi kapsamında kalmadığı gibi eylemin bu bentteki haklı fesih sebebine uyacak ağırlıkta bulunmadığı; ayrıca, işe geç gelmenin başlı başına doğrudan işyeri güvenliğini tehlikeye düşürecek bir eylem olmaması ve eylemin bu bentteki haklı fesih sebebine uyacak ağırlıkta bulunmaması karşısında fesih sebeplerinin haklı fesih teşkil etmediği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili yasal süresi içinde temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/II.c.1 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir.
İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu kanıtlayacaktır. Buna göre fesih işlemini yazılı yapmış olması, belli durumlarda işçinin savunmasını istediğini belgelemesi, yazılı fesih işleminin içeriğinde dayandığı fesih sebeplerini somut ve açık olarak göstermiş olması gerekir. İşverenin biçimsel koşulları yerine getirdiği anlaşıldıktan sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunun kanıtlanması aşamasına geçilecektir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması olasılığından kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İspat yükü kendisinde olan işveren, geçerli ve haklı nedende davacının davranışının veya yetersizliğinin işyerinde olumsuzluklara yol açtığını ve iş ilişkisinin çekilmez hal aldığını da ispat etmelidir.
Somut olayda davacının iş akdi işyerine birden çok kez geç gelmesi nedeniyle haklı olarak feshedilmiş olup dosyaya sunulan belgelerden davacının 20.3.2015 tarihinde saç ve sakal tıraşı göreve uygun olmadan işyerine geldiğinden, 05.04.2015 tarihinde 16:00/24:00 saatleri arasındaki nöbetine amirlerine haber vermeksizin geç geldiğinden, 29.5.2015 tarihinde 27.5.2015 teki 08.00-16.00 vardiyasına 08.25’te geldiğinden, 28.05.2015 ‘te görevi başında internete girdiğinden, 03.06.2015’te saç ve sakal tıraşı göreve uygun olmadan işyerine geldiğinden yazılı olarak uyarılmış olup davacıdan 28.09.2015 tarihli savunma talep yazısıyla 17.9.2015’te servis şoförlerinin olduğu alanda gazete okuduğu sırada güvenlik noktasında çok sayıda ziyaretçi ve taşeron bulunup bekletildiklerini söyledikleri, 26.9.2015 deki 00.00-08.00 vardiyasına ise geç kaldığı önceden haber vermediği kendisi arandıktan sonra 01.08 de geldiği belirtilerek savunması istenmiş olup davacı tarihsiz savunmasında…hanımın servise geç bineceğini söylemek için şoförlerin yanına gittiğini, bu durumun yanlış anlaşıldığını, 29.9.2015’te akrabalarını bayram ziyaretine gidip gece geç gelip uyuyakaldığından vardiyaya geç kaldığını, uyanınca hemen Kemal beye haber verdiğini ve işe geldiğini belirtmiş olup davacının iş akdi 01.10.2015 tarihli fesih yazısıyla. 26.09.2015 tarihindeki 00:00-08:00 vardiyasına 1 saat 8 dakika geç kaldığının tutulan tutanak ve kamera kayıtları ile sabit olduğu, 28 09.2015 tarihinde alınan savunmasının yeterli görülmediği, çalıştığı sure boyunca daha önce farklı tarihlerde iki defa, görevine geç gelmiş olması nedeniyle yazılı olarak uyarıldığı ve uygunsuzluğun tekrarı halinde iş akdinin tazminatsız olarak fesih edileceği bildirilmiş olmasına rağmen son olarak 26.09.2015 tarihinde görevine yeniden geç gelmiş olmasının, bu eylemi ile güvenlik hizmetini yürütmüş olduğu müşteriye karşı davalının zor durumda kalmış olması, operasyonel anlamda işvereni zor durumda bırakmış olması ve işyeri güvenliğini tehlikeye düşürmüş olması nedeni ile 4857 Sayılı Kanun 25/11- h-ı bentleri uyarınca 01.10.2015 tarihi itibari ile haklı nedenle feshine karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamından davacının uyarılara rağmen işe geç gelmeye devam ettiği ve davalı işveren aleyhine tutum ve davranışlarda bulunduğunun anlaşıldığı, taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği ve davacının eylemleri haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmamakla birlikte iş ilişkisinin sürdürülmesinin davalı işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyecek hale gelmesine neden olduğu, feshin bu suretle geçerli nedenlere dayandığı anlaşıldığından davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalıların yaptığı 271,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 29.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.