YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19163
KARAR NO : 2017/13157
KARAR TARİHİ : 13.09.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının davalı şirkette “Ticari Pazarlama Sorumlusu” olarak çalıştığını, davalı şirketin 2013 yılı sonlarında saha personelini azaltma karan vererek, önce çalışanları baskı ile istifaya zorladığını, daha sonra mobbing uygulayarak ikale yolu çalışanların İş sözleşmelerini sona erdirmeye çalıştığını, yaptıkları toplantılarda çalışanları 4-5 saat bekleterek hazırladıkları bir metnin çalışanlarca el yazılan ile yazarak imzalamalarını, aksı halde part-time çalışma düzenine geçerek ücretlerinin yarı yarıya düşeceği, ücretsiz İzin uygulamaları yapacakları, araçlarım ellerinden alacakları, zam yapmayacakları, ücretlerinde indirime gidecekleri, gerekirse tazminatsız işten çıkartılacakları vb., gibi tehditlerde bulunulduğunu, davacının ailevi ve ekonomik durumu ve kariyer kaygıları nedeniyle hata ve hileye maruz kalarak, işverenlikçe hazırlanan metni kendi el yazısı ile hazırlayarak imzaladığını, farklı illerde çalışanların veya dava açanların (…’de …) davalı şirkete vermiş oldukları dilekçelerin davacının ki ile birebir aynı dilekçeler olmasının rastlantı olamayacağını, bu durumun davalı şirketin tutumunu ve yaptığı muvazaayı açıkça ortaya koyduğunu müvekkilinin iş akdinin haksız ve geçersiz şekilde feshedildiğini, ikale iradesinin bulunmadığını, makul yararın bulunmadığını ve ikalenin geçerli olmadığını ileri sürerek; feshin geçersizliğinin tespiti ile müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin kendi özgür iradesi ile oluşturduğu kişisel talebi üzerine müvekkil şirket tarafından feshedildiğini, davacının performans düşüklüğü ve işe bağımlılığının azaldığını ikrar ettiğinden dolayı savunmasının alınmasına gerek bulunmadığını, kimsenin istifaya veya ikaleye zorlanmadığını, davalı şirketin 2014 yılında Önceki yıllara oranla ekonomik, finansal ve işletmesel anlamda olumsuz bir durumla karşılaşıldığını bu şekilde açığa çıkan personeli azaltma yoluna gittiklerini, ayrıca yönetim hakkı gereği işletmesel kararlar alarak ekonomik ve tasarruf önlemleri uygulamaya koyduklarını, bu önlemleri çalışanlarla paylaştıklarını, davacının istemediği hukuki önlemleri kabul etmek zorunda olmadığını, davacının belgelerin hazırlanmasında, imzalanmasında ve ödemelerinin yapılması sırasında herhangi bir itirazının bulunmadığını, fesih talebinin davacıdan geldiğini, taraflar arasında “örtülü ikale,: olarak adlandıracak irade birliğinin oluştuğunu, davacıya tüm haklarının ödendiğini, ayrıca bir yıllık kıdemine göre 1 aylık ücret karşılığı ek yarar sağlandığını ve ikalenin geçerli olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, bilirkişi raporu ve deliller değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ikale sözleşmesi ile sona erdirildiği gerekçesiyle ile davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davacı tarafça temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Uyuşmazlık iş sözleşmesinin işveren tarafından mı yoksa karşılıklı anlaşma ile (ikale) ile sona erdiği noktasında toplanmaktadır.
İşçinin iş güvencesi hükümleri uyarınca feshin geçersizliğini isteyebilmesi için iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi gerekir.
İşçi ve işveren iradelerinin iş sözleşmesinin feshi konusunda birleşmesi, bir tarafın feshi niteliğinde değildir. İş Kanununda bu sona erme türü yer almasa da, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren açıklamasının ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olur. Ancak burada tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırılmış olması, işverenden geldiğinde işçinin makul yararının olması, işçinin iradesinin fesada uğratılmaması gerekir. Keza işçinin ihtirazı kayıt koyması halinde bunun bozma sözleşmesi olduğundan söz edilemez. Zira böyle bir sözleşmede karşılıklı anlaşma vardır.
Somut uyuşmazlıkta davacının davalıya sunduğu el yazılı dilekçesi ile “ son dönemde yaşamış olduğum kişisel ve ailevi sebepler nedeniyle işime olan bağlılığımda büyük oranda bir azalma meydana geldiğini fark etmem nedeniyle iş akdimin hak edişlerim tarafıma ödenmek suretiyle feshini arz ederim “” dediği dilekçenin altına el yazısıyla … tarafından “Talebi doğrultusunda iş akdinin iş kanunu 18 uyarınca işe yetersizliğinizden ve davranışlarınızdan dolayı geçerli nedenle haklarınız ödenerek 16.9.2014 tarihinde ödenmiştir “yazıldığı, davacının da altına “”yukarıda bahsi geçen fesih tarafımca uygundur””şeklinde yazıp imzaladığı, bu dilekçe üzerine davacının iş akdinin Eylül 2014 ayı ücret bordrosuna göre 2.966,70 TL prim, 2.637 TL ihbar tazminatı, 2.934 TL kıdem tazminatı, 664 TL izin ücreti, 73 TL ek kazanç, 1.427 TL aylık ücret olmak üzere toplam 8.440 TL ödeme yapılarak feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından işverene sunulan bahsi geçen dilekçeyle birebir aynı içeriğe sahip davalının …’de bulunan işyerinde çalışan … tarafından yazılan dilekçenin de sunulduğu ve söz konusu istifa dilekçelerindeki içeriğin … isimli şirket yetkilisi tarafından … isimli işçiye maille yollandığı, bu metinlere göre iş akdinin feshine yönelik teklifin işverenden geldiği anlaşılmaktadır .
İkale yapılması konusundaki teklif işverenden geldiğinden kanuni yükümlülüklerin yanında sadece 1 aylık brüt maaşının ödeneceği belirtilen örtülü ikale sözleşmesinin işveren feshinden farklı bir yönü olmayacaktır. Ayrıca davacı tarafından bu ödemenin prim niteliğinde olduğu iddia edilmiş olup her ne kadar davalı tarafından ödemenin prim niteliğinde olmadığı ek ödeme olduğu belirtilmişse de işverence Ağustos ayında ödenmesi gereken primin ödendiği ispatlanamadığı ve Eylül bordrosunda ödemenin de prim adı altında yapıldığı görülmektedir. Tüm bu nedenlerle davacının iş güvencesinden yararlanmayı bertaraf edecek nitelikte olan bozma sözleşmesi yapması için makul yararının karşılanması gerektiğinden , icabın işverenden geldiği anlaşıldığından prim niteliğinde olduğu kabul edilmese dahi 1 aylık brüt ücretin makul yarar olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından ve işverence yazılı bir fesih bildirim ile fesih sebebi de bildirilmediğinden ikale ve işverence yapılan fesih geçersiz olup davacının işe iadesine karar verilmesi gerekirken geçersiz bozma sözleşmesine dayanılarak davanın reddi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4.Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6. Davacının yaptığı harçlar dahil toplam 257.20 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7. Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. si uyarınca belirlenen 1.980,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 13/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.