YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/20798
KARAR NO : 2016/18086
KARAR TARİHİ : 18.10.2016
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti ve yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti alacakların ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının 2006-2013 tarihleri arasında davalının Hasanpaşa şubesinde çalıştığını, 03/10/2011 yılında emekli olduktan sonra kıdem tazminatının işveren tarafından ödendiğini ve sigorta kaydının bu tarihte kapatıldığını, davalı işyerinde 2013 Ekim ayına kadar çalışmaya devam ettiğini, iş akdinin feshinden sonra işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, yıllık izin ve hafta tatili çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; zamanaşımı itirazında bulunarak, davacının 06/03/2006 – 03/10/2011 tarihlerinde çalıştığını ve bu tarihler arasındaki tüm alacaklarının ödendiğini, 03/10/2011 tarihinden sonra ise Hasanpaşa acentesinde çalışmaya başladığını, acentelik faaliyetlerini …’nin yürüttüğünü ve davacının bütün işçilik alacaklarından …’nin sorumlu olduğunu, davalı şirketin kendi ticari kararları doğrultusunda acentelik sistemi ile çalıştığını ve acente ile aralarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, acentenin bağımsız işveren olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davacının davalı şirket bünyesine bağlı acentede çalıştığı, davalı şirketin davacının işçilik alacaklarından sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasında davalının davacı işçinin işçilik alacaklarından sorumlu olup olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Öncelikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 19 ve 6100 sayılı HMK.’un 33. maddeleri uyarınca yargıç tarafların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Yargıç aradaki sözleşmesel ilişkiyi yorumlar, sözleşme türünü ve içeriğini kendisi belirler. Tarafların gerçek ve ortak iradelerini esas alır. Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin iş, vekalet, eser veya acentelik sözleşmesi olduğunu nitelendirilmesi yargıca aittir.
İşyerinin acenteye devrinde, devralan belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip değilse, kısaca üretim ya da hizmet sunumuna ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmemişse bir devirden sözedilemez. Zira muvazaa olgusu iddia edilmese de resen araştırılması gereken bir olgudur. Devredenin işveren sıfatının devam ettiği kabul edilmelidir. Acentelik sözleşmesine göre devredenin devralan acente üzerinde denetim ve kontrol yetkisinin bulunması, çalışma şartlarını belirlemesi, çalışan üzerinde yönetim hakkını kullanması, acente ilişkisinin kayıt üzerinde kaldığının, acentenin bağımsız bir işveren olmadığının göstergeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 1. fıkrasına göre, iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir.
İş sözleşmesini belirleyen ölçüt hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. Bağımlılık iş sözleşmesini karakterize eden unsur olup, genel anlamıyla bağımlılık, hukuki bağımlılık olarak anlaşılmakta olup, işçinin belirli veya belirsiz bir süre için işverenin talimatına göre ve onun denetimine bağlı olarak çalışmasını ifade eder.
İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini; işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır.
Dosya içeriğine göre; davacının önce davalı işveren işçisi ve daha sonra ise aynı işyerinde bu kez acentelik sözleşmesi imzalanan dava dışı acentede (… işyeri) kurye olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacının sigorta primleri dava dışı …’ye ait olduğu anlaşılan işveren sicil numarasından ödense de, acenteye ait işyerinin yönetimi, denetimi ve elde edilen gelirlerinin davalı …’ye ait olduğu görülmektedir. Hizmet sözleşmesinin tarafları hizmeti alan ve verendir. Sigorta primlerinin başka sicil numarasından ödenmesi iş sözleşmesinin taraflarını değiştirmez. Bu nedenle tüm hizmet süresi boyunca gerçek işveren olduğu anlaşılan …nin talep edilen işçilik haklarının tamamından sorumlu olduğu gözden kaçırılarak, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 18/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.