YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2325
KARAR NO : 2019/11851
KARAR TARİHİ : 22.05.2019
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının minibüste şoför olarak çalıştığı, ayda iki kez hafta tatili kulllandığı, davacının genel tatil günlerinde çalıştığı, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığı, davacının sigortasının yapılmadığı davacının iş akdinin davalı tarafça feshedildiği belirtilerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin alacağının ve asgari geçim indirimi alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, görev itirazında bulunulduğu, davalının esnaf olduğu, davacının işçi olmadığı, yedekçi olarak tabir edilen şoförlerden birisi olduğu, davacının başka araçlara ilişkin trafik cezasının bulunduğu, davalının kendisine ait araçta … ile birlikte dönüşümlü olarak çalıştığı, acil durumlar dışında başka bir çalışana ihtiyaç olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep edilmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı taraf ayda iki kez hafta tatili kullandığını, haftanın 7 günü saat 12:00-24:00 saatleri arasında çalıştığını, genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını, davacı taraftan haklarını talep etmesi üzerine iş akdinin davalı tarafça feshedildiğini ileri sürmüş, davalı ise; davacının kendi işçileri olmadığını savunmuş, dosyada yazılı fesih bildirimi bulunmamaktadır. Davacı tanığı C.U. yeminli ifadesinde 2004 yılından beri … minibüs hattında çalıştığını, davacının işten işveren tarafından atıldığını beyan ettiği, tanık D.Y.’da aynı mahiyette beyanda bulunduğu, davalı tanıkları beyanlarında davacının yedekçi şoför olarak çalıştığını, iş akdinin ne sebeple feshedildiğini bilmediklerini belirttikleri görülmüştür. Tanıkların ortak anlaşımı da dikkate alınarak davacının genel tatillerde çalışması olduğu, fazla mesai yapıldığı, buna karşılık davacının ödenmeyen genel tatil ve fazla çalışma alacaklarının mevcut bulunduğu tespit edilmiş olmakla bu durumun davacı yönünden haklı fesih nedeni olduğu ve davacının kıdem tazminatına hak kazandığı sonucuna varılmıştır. Fazla çalışma ve genel tatil çalışmalarının tanık beyanı ile ispatı nedeniyle bu alacak miktarı üzerinden % 30 oranında hakkaniyet indirimi yapmak gerekmiş davacının hak kazandığı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, genel tatil ve fazla çalışma ile asgari geçim indirimi alacağının ödendiği davalı işverenlikçe ispatlanamadığından davacının dava dilekçesindeki talep miktarları yüksek olup, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını istediğinden davacının fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanun’un uygulanacağı belirtilmiştir.
İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi görevlendirilir. İş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesine açılan dava “iş mahkemesi sıfatıyla” açılmamış ise, mahkeme görevsizlik kararı veremez. Bu durumda asliye hukuk mahkemesi tarafından, verilecek bir ara kararı ile davaya “iş mahkemesi sıfatıyla ” bakmaya devam olunur.
Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, mahkemenin göresizliğine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca, İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
4857 sayılı Yasa’nın 4. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca, 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’nun 2. maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde bu kanun hükümleri uygulanmaz.
507 sayılı Kanun’un 2. maddesinde “İster gezici olsun ister bir dükkân veya bir sokağın belli yerinde sabit bulunsunlar, ticarî sermayesi ile birlikte vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yer ve gelenek ve teamülüne nazaran tacir niteliğini kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan ve bu bakımdan ticaret sicili ve dolayısıyla ticaret ve sanayi odasına kayıtları gerekmeyen, ayni niteliğe (sermaye unsuru olsun olmasın) sahip olmakla beraber, ayrıca çalıştığı sanat, meslek ve hizmet kolunda bilgi, görgü ve ihtisasını değerlendiren hizmet, meslek ve küçük sanat sahipleriyle bunların yanında çalışanlar ve geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin 1’inci maddede belirtilen amaçlarla kuracakları dernekler bu kanun hükümlerine tabidir” denilmektedir.
507 sayılı Kanun, 21.06.2005 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 76. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin ikinci cümlesi ile diğer yasaların 507 sayılı Yasa’ya yaptıkları atıfların 5362 sayılı Yasa’ya yapılmış sayılacağı açıklanmıştır. Bu durumda 4857 sayılı Yasa’nın 4. maddesinde 507 sayılı Yasa’ya yapılan atıf, 5362 sayılı Yasa’ya yapılmış sayılmalıdır. Bahsi geçen yeni yasal düzenlemede esnaf ve sanatkâr tanımı değiştirilmiştir. Yeni Yasa’nın 3. maddesine göre esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak belirtilmiştir. 507 sayılı Yasa’da yazılı olan “geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin” sözcüklerine yeni yasada yer verilmemiştir. Yeni Yasa’nın değinilen hükmü karşısında, 21.06.2005 tarihinden sonraki dönem açısından İş Kanunu’nun kapsamı belirlenirken, “geçimini münhasıran bu işten sağlama” ölçütü dikkate alınmamalıdır.
5362 sayılı Yasa’daki düzenleme ile esnaf ve tacir ayrımında başka ölçütlere yer verilmiş olup, kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlük yapanların da ekonomik sermayesi, kazancının tacir sanayici niteliğini aşmaması ve vergilendirme gibi ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekecektir. 507 sayılı Yasa döneminde esnaf sayılan kamyoncu, taksici, dolmuşçu gibi kişilerin de bu yeni ölçütler çerçevesinde esnaf sayılmama ihtimali ortaya çıkmaktadır. Ekonomik faaliyetini daha çok bedeni çalışmasına dayandıran düşük gelirli taksi ve minibüs işletmesi sahiplerinin esnaf olarak değerlendirilmesinin daha doğru olacağını belirtmek gerekir. Dairemizin 2008 yılında vermiş olduğu kararlar bu doğrultudadır (Yargıtay 9.HD. 28.4.2008 gün 2008/ 3568 E, 2008/ 10904 K.)5362 sayılı Yasa’nın 3. maddesinde belirtilen esnaf ve sanatkâr faaliyeti kapsamında kalan işyerinde üç kişinin çalışması halinde, 4857 sayılı Yasa’nın 4. maddesinin (ı) bendi uyarınca, bu işyeri İş Kanunu’nun kapsamının dışında kalmaktadır. Maddede üç işçi yerine “üç kişi”den söz edilmiştir. Bu ifade, işyerinde bedeni gücünü ortaya koyan meslek ve sanat erbabını da kapsamaktadır. İşinde bedeni gücü ile çalışmakta olan esnaf dahil olmak üzere toplam çalışan sayısının üçü aşması durumunda işyeri 4857 sayılı Yasaya tabi olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece talep edilen alacaklar yönünden kabul kararı verilerek işin esasına girilmişse de öncelikle yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve ilkeler çerçevesinde işverenin niteliği ve buna bağlı olarak görev yönünden araştırma yapılması gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.05.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.