YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2560
KARAR NO : 2019/12578
KARAR TARİHİ : 29.05.2019
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, müvekkil işçinin 05/09/2011 ile 28/04/2014 tarihleri arasında davalı işyerinde teknik kontrol şefi olarak çalıştığını, davacının en son 1.400,00 TL ücret aldığını ve yemek ile yol yardımı yapıldığını, davacının fazla çalışma ile hafta tatili ve genel tatil çalışmaları yaptığını, davacının fesih tarihi itibarıyla 2014 Mart ayı maaşı ve fazla mesai alacaklarının ödenmediğini, maaşlarının sürekli geç ödendiğini, davacının bu nedenlerle 28/04/2014 tarihli ihtarname ile iş akdini 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-e bendi uyarınca haklı olarak feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ücret, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, asgari geçim indirimi ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkili işverenlikte çalışmakta iken yeni bir iş bulduğunu ve iş sözleşmesini feshettiğini, davacının asgari ücretle çalıştığını, 28/04/2014 ile 09/05/2014 tarihleri arasında mesaisine gelmediğini, ödenmemiş ücret alacağı bulunmadığını, beyan olunan çalışma sürelerinin asılsız ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yasal çalışma sürelerini aşan bir fazla çalışması bulunmadığını, hafta tatili iznini kullandığını, bayram çalışması yaptığında karşılığının ödendiğini ve yıllık ücretli izin alacağı ile herhangi bir ücret alacağı da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının fesih tarihinde ödeme günü geçen ücret alacağı ile ödendiği ispatlanamayan fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacakları bulunduğu, kuruma ücret miktarının eksik bildirildiği anlaşılmakla, davacının iş akdini feshinde haklı nedeni bulunduğu ve işverenin sonraki devamsızlığa bağlı işlemlerinin geçerli olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasa’nın 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır.
Diğer taraftan 6100 HMK.nın tanıkla ilgili hükümleri incelendiğinde, 240/1 maddesinde “Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir”, 250. maddesinde “Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir” ve 254. maddesinde ise “Dinleme sırasında öncelikle tanıktan adı, soyadı, doğum tarihi, mesleği, adresi, taraflarla akrabalığının veya başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı, tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı sorulur” kurallarına yer verilmiştir.
Dairemizin istikrarlı uygulaması gereği, davalı aleyhine dava açanlar tanık olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına ihtiyatlı yaklaşılması gerekir. Bu beyanlar diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek, sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tanık beyanlarına itibar edilerek davacının haftada 10 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Oysa davacı tanığı olarak dinlenen kişiler davacının eşi ve kardeşi olup, işyerinde de çalışmamışlardır.
Davacı tanıklarının işyerindeki çalışma düzenini bilmeleri mümkün olmadığı gibi, konumları tanıklıklarına duyulacak güveni etkileyecek durumdadır. Bu nedenle tanıklıklarına itibar edilemez. Bu itibarla, davalı tanık beyanlarına itibar edilerek davacının fazla çalışma ücretinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davalı tanık beyanları dikkate alındığında, davacının işyerinde hafta içi 08:30-18:30 saatleri arasında bir saatlik ara dinlenme ile, cumartesi günleri ise 08:30-13:00 saatleri arasında yarım saatlik ara dinlenme ile çalıştığı ve haftada 4 saat fazla çalışma yaptığı anlaşılmaktadır. Mahkemece fazla çalışma ücretinin buna göre hesaplatılıp taktiri indirim yapılarak hüküm altına alınması gerekirken, hatalı hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibarla karar verilmesi isabetsizdir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.