Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/29569 E. 2017/19321 K. 29.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/29569
KARAR NO : 2017/19321
KARAR TARİHİ : 29.11.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı iş yerinde operasyon bölüm operatörü olan davacının 21/04/2009 tarihinden 29/05/2015 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, ”işverenliğimizin bölümü ile ilgili aldığı küçülme kararı” nedeniyle iş akdini fesih ettiğini, bunun gerçek dışı olduğunu, fesih tarihine kadar iş yerinde işçilere fazla mesai yaptırıldığını, gerek fesih nedeninin ise işçilerin birçok fabrikada … Grup sözleşmeleri sürecinde … İş Sendikasından istifa etmeye başladıklarını, aynı durumun davalı iş yerinde de başladığını, müvekkili ve arkadaşlarının da istifa etmeye başladıklarını, davacının bu süreçte etkin rol oynadığını, sendikal tazminatı talebinde de bulunduklarını iddia ederek davacının iş akdinin feshinin haksız ve geçersiz olduğunun tespitine ve davacının işe iadesine, işe iade kararı kesinleşinceye kadar geçen süreye ilişkin olarak gerekli tazminat miktarının 4 aylık ücret olarak tespitine,işe başlatması ve başlatmaması şartına bağlı olmaksızın 12 oniki aylık ücret ve diğer hakların davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, usule ilişkin itirazlarına ilaveten davacının çalıştığı bölüm ile ilgili olarak alınan küçülme kararı sonucu iş akdinin işletmesel nedenlerle feshedildiğini, dava dilekçesinde sendikal faaliyet olarak nitelendirilen durumun sendikal faaliyet ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı, sendikal sebeple davacının iş akdinin fesih edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, davacının bu iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacının yerine yeni işçi alımının yapılmadığını, ayrıca davacıya başka bölümde çalışması teklif edildiğini ancak davacının bu teklifi kabul etmediğini, iş yerinde sürekli fazla mesai yapıldığını, yıllık izin kullandırılmadığı iddialarının da gerçek olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılamasonunda, davacının fesih sırasında Sendikadan istifa ettiği, davacı tanık beyanlarının sendikal baskı yapıldığı yönünde olduğu, fesihten hemen sonra çok sayıda işçinin iş sözleşmesinin ikale ile sona erdiği, mahkemenin 2015/503 E sayılı dosyasına sunulan sendika yazı cevabına göre, 1-3 Haziran 2015 tarihinde 47 işçinin istifa ettiği, 3 Haziran’dan sonra istifa edip tekrar işe alınan işçi olmadığı, istifa edip tekrar sendikaya üye olup çalışmaya devam eden 15 işçi olduğu, sendikanın 5 Ağustostan beri yetkili olduğu, …’in imzalandığı, sendikadan istifa eden işçilerin iş akitlerinin ikale veya işveren feshiyle sona eren işçiler olduğu, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde asıl fesih nedeninin davacının (ve bir kısım işçinin) yetkili … Sendikasından istifa ederek başka sendikaya geçmek istemesi olduğu, istenilen sendikaya üye olma özgürlüğünün davalı işverenlikçe küçülme bahanesiyle perdelenerek kısıtlanmaya çalışıldığı gerekçesiyle davacının işe iadesine ve sendikal tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/2 maddesi uyarınca “feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir”. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. (04.04.2008 gün ve 2007/29752 Esas, 2008/7448 Karar sayılı ilamımız).
İşçi fesihte sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasında bulunacaktır. İspat yükü ise işverendedir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi durumunda, bu iddiasını ispatla yükümlüdür (m. 20/f.2). 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25/6 maddesi uyarınca da “İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür”.
Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedenini ispat etmekle yükümlüdür.
İşçinin feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi ve bunu ispatlaması, işverenin geçerli fesihle ispat yükünü ortadan kaldırmaz. (Dairemizin 01.12.2008 gün ve 2008/6294 Esas, 2008/32601 Karar sayılı ilamı).
Sendika özgürlüğü olarak belirtilen sendikaya üye olma ve sendikal faaliyette bulunma hakkı, normatif dayanağını yukarda anılan hükümlerden almaktadır. Sendika özgürlüğü kavramı geniş bir kavram olup, işçinin sendika kurma özgürlüğünü kapsadığı gibi, sendikaya üye olma, üye olmama, üyelikten çekilme ve yasal sınırlar içinde sendikal faaliyetlere katılma özgürlüğünü de içerir. İşverenin fesih hakkını işçinin sendikal hak ve özgürlüklerinden yararlanmasını engellemek amacı ile kullanması fesih hakkının kötüye kullanılmasının en önemli örneğidir(Süzek, S. Fesih hakkının kötüye kullanılması. S:132-139).
Somut uyuşmazlıkta davacının iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshettiğini ispat yükü kendisinde olan davalı işveren kanıtlayamadığından, mahkemece feshin geçersizliğine karar verilmesi isabetlidir. Bu nedenle davalı tarafın bu yöne ilişkin temyizi yerinde değildir.
Ancak fesih sendikal nedene dayandığı yönünde yapılan değerlendirme dosya içeriğine uygun olmadığından davalının bu yöndeki temyizi yerinde bulunmuştur.
Zira, her ne kadar davacı sendikal tazminat talep etmiş ise de davacının sendikadan istifa ettiğini davalı işverenin bildiğine ilişkin somut bir delilin bulunmadığı, işyerinde sendikalı ve sendikasız çalışan işçilerin bulunduğu, bu sebeple davacının sendikal fesih iddiasını ispatlayamadığı, ayrıca temyiz incelemesi dairemizce yapılan 2016/21231 esas sayılı dosyasında davacı ile aynı tarihte aynı nedenle işten çıkartılan işçinin sendikal tazminat talebinin mahkemece reddine dair verilen kararın onandığı anlaşılmaktadır. Davacı sendikal nedeni kanıtlayamadığından, sendikal tazminat talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
Bu nedenlerle 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞİNE İADESİNE,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen süresi içinde işe başlatılmaması halinde davalı tarafından ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6. Davacının yaptığı 139,40 TL yargılama giderinin davalılarda tahsili ile davacıya verilmesine, davalıların yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.980,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 29. 11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.