Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/29695 E. 2020/17632 K. 08.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/29695
KARAR NO : 2020/17632
KARAR TARİHİ : 08.12.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde davalı vekilince duruşmalı olarak istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08/12/2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili Avukat… ile karşı taraf adına vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 2003-01.09.2014 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde İngilizce Öğretmeni olarak aylık net 2.850,00 TL ücretle çalıştığını, işverenin davacıya gerekli çalışma şartlarını sağlayamadığını, kendisine verilen görevlerin çoğunluğu bilgisayar ortamında olmasına rağmen müvekkiline verilen bilgisayar yavaş çalıştığından ve yetersiz olduğundan yetkililere bu hususta başvuruda bulunmasına rağmen başvurularının cevapsız bırakıldığını, okul içinde kütüphane, laboratuvar ve sınıf bilgisayarı gibi okula ait bilgisayarları kullanmak zorunda kaldığını, toplantı ve etkinliklerin zamanında duyulmadığını, koordinatörlük görevini üstlendiği halde kendisine lojman tahsis edilmediğini, oysa kendisinden önceki aynı işi yapan kişiye lojman tahsisi yapıldığını, son zamanlarda ara tatillerin ve hafta tatillerinin de kaldırıldığını ve çalışma şartlarının zorlaştığını, Türk ve yabancı uyruklu öğretmenler arasında ücret ödemesi hususunda ayrımcılık yapıldığını, kendisine objektif davranılmadığını ve artık psikolojik baskı altında çalışamayacağı için iş sözleşmesinin müvekkili tarafından noter kanalıyla feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığını, davacının en son 22.07.2013 tarihinde davalı ile 1 yıl süreli iş sözleşmesi yaptığını, özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için feshin haklı neden olmaksızın işveren tarafından yapılması gerektiğini, davacıya herhangi bir baskı ve ayrımcı tavrın sergilenmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iş sözleşmesinin davacıya işini yapabilmesi için gereken ekipmanın sağlanmadığı, işyerine bu konuda başvurmasına rağmen birşey yapılmamasının çalışma şevkini kırdığı ve psikolojisini olumsuz etkilediği, aynı işi yapanlara daha önce lojman tahsis edilmesine rağmen davacıya tahsis edilmediği, ayrımcılık yapıldığı, toplantı ve etkinliklerin önceden duyurulmadan tesadüfen öğrenildiği, yabancı uyruklu öğretmenlerle Türk uyruklu öğretmenler arasında iş yükü ağırlığı ve farklı ücret ödenmesinin eşitlik ve hakkaniyet ilkeleri yönünden kendisini olumsuz etkilediği, son zamanlarda yarıyıl ve hafta tatillerinin kaldırılması ve yoğun iş temposu nedeniyle görevini yapması için gerekli hazırlığı yapmasının engellendiği ve psikolojik baskı altına alınması gerekçe gösterilerek haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafça iş şartlarının uygulanmaması nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmesinin haklı sebep oluşturup oluşturmadığı noktasındadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işçinin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Bu maddenin (f) alt bendinde ise, çalışma şartlarının uygulanmaması işçi açısından haklı sebep olarak sayılmıştır.
İşverenin çalışma şartlarını uygulamaması, bir diğer ifade ile hiç uygulamaması veya eksik uygulaması işçiye haklı sebeple fesih olanağı sağlar.
Çalışma şartları; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesinin yanı sıra Anayasa, kanunlar, toplu ya da bireysel iş sözleşmesi, personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ile işyeri uygulamalarından doğan, kısaca tüm iş hukuku kaynakları ile saptanmış şartlar olarak değerlendirilmelidir. (Sarper Süzek: İş Hukuku, 2012, s.716)
İşçinin, başta işin düzenlenmesi, iş sağlığı ve güvenliği hükümleri olmak üzere kanun veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak çalıştırılmak istenmesi halinde çalışma şartlarının uygulanmamasından söz edilebilir (Hamdi Mollamahmutoğlu/Muhittin Astarlı/Ulaş Baysal, İş Hukuku, 2014, s.833)
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 413/1. maddesi gereğince aksine anlaşma veya yerel âdet yoksa, işveren işçiye bu iş için gerekli araçları ve malzemeyi sağlamakla yükümlüdür.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c bendi gereğince hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri ihtiva etmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı işveren işyerinde 10.10.2003-31.08.2014 tarihleri arasında İngilizce Öğretmeni ve aynı zamanda koordinatör olarak çalışan davacı işçi iş sözleşmesini, işverenin davacıya gerekli çalışma şartlarını sağlayamadığını, kendisine verilen görevlerin çoğunluğu bilgisayar ortamında olmasına rağmen müvekkiline verilen bilgisayar yavaş çalıştığından ve yetersiz olduğundan yetkililere bu hususta başvuruda bulunmasına rağmen başvurularının cevapsız bırakıldığını, okul içinde kütüphane, laboratuvar ve sınıf bilgisayarı gibi okula ait bilgisayarları kullanmak zorunda kaldığını, toplantı ve etkinliklerin zamanında duyulmadığını, koordinatörlük görevini üstlendiği halde kendisine lojman tahsis edilmediğini, oysa kendisinden önceki aynı işi yapan kişiye lojman tahsisi yapıldığını, son zamanlarda ara tatillerin ve hafta tatillerinin de kaldırıldığını ve çalışma şartlarının zorlaştığını, Türk ve yabancı uyruklu öğretmenler arasında ücret ödemesi hususunda ayrımcılık yapıldığını, kendisine objektif davranılmadığını ileri sürerek feshetmiştir. Davalı işveren ise davacıya herhangi bir baskı ve ayrımcı tavrın sergilenmesinin mümkün olmadığını ve çalışma şartlarının uygun şekilde sağlandığını savunmuştur. Mahkemece hükmün gerekçesinde, davacının iddialarına yer verilmiş ve hangi iddiaların ispatlandığı yönünde bir açıklama yapılmadan kıdem tazminatının kabulüne karar verilmiştir. Yargılama sırasında dinlenen davacı tanığı, davacıdan çok fazla iş yapmasının istendiğini, üzerinde fazla yük olduğunu, davacıyla aynı katta çalıştıklarını, davacının bilgisayarının yavaş çalıştığını, gönderdiği e-postaların cevabının gelmediğini, ekstra nöbetler konulduğunu, işveren tarafından “bizi zor durumda bırakma” şeklinde direktifler verildiğini, hafta sonları da çalıştırıldığını, ders saatlerinin çok fazla olduğunu, etütlere girmesinin istendiğini, davacının yaptığı işi yapan yabancı bir öğretmene fazla ders verilmediğini ve lojman ile yol ücreti verildiğini, davacıdan en az 4 kat daha fazla maaş ödendiğini, davacıya bu hakların tanınmadığını, yabancı öğretmen Anna’nın yerine davacının işe başladığını ama aynı hakların ona verilmediğini, davacının kendine ait özel bir odasının da olmadığını ve çalışması için uygun ortamın sağlanmadığını, toplantılardan çoğu zaman son anda haberdar olduklarını beyan etmiştir. Davalı tanığı ise, davacının çocuğunun olduğunu ve ona daha fazla vakit ayırmak ve daha kısa süreli bir işte çalışmak istediğini belirttiğini, işyerinde şartların en iyi şekilde yerine getirildiğini, internet bağlantısı ile ilgili bir sorun olmadığını, PYP koordinatörü olduğu için kendisinin bir çalışma odasının da olduğunu, çalışma takviminin önceden belirlendiğini ve bütün öğretmenlerin bunu bildiğini, bütün etkinliklerin önceden bildirildiğini belirtmiştir. Dosya içerisinde, davacı tarafından işverene gerek bilgisayarındaki sorunlar ve gerekse işyerindeki bazı aksaklıklar sebebi ile gönderilmiş bir kısım e-posta bulunmaktadır. İleri sürülen fesih sebepleri hakkında Mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, Mahkeme hükmü 6100 sayılı Kanun’un 297/1-c bendinde yer alan hususları tam olarak içermediğinden Mahkemenin hangi fesih sebebini haklı gördüğü de denetlenememektedir. Belirtilen sebeplerle, gerek 6098 sayılı Kanun’un 413/1. maddesi ve gerekse 4857 sayılı Kanun’un 24/II-f maddesi anlamında, davacıya işi için gerekli araç ve malzeme ile çalışma ortamının sağlanıp sağlanmadığı, lojman yardımı konusunda kendisi ile aynı işi yapan diğer işçi ile arasında farklı uygulama yapılıp yapılmadığı, çalışma şartlarının ağırlaşıp ağırlaşmadığı, iş sözleşmesinde belirlenen çalışma şartları ve sürelerinden farklı bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalı ve 6100 sayılı Kanun’un 297/1-c bendine uygun gerekçe içeren hüküm kurulmalıdır. Bu yönler dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.