YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/31448
KARAR NO : 2017/19171
KARAR TARİHİ : 28.11.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin iş sözleşmesinin davalılardan … şirketi tarafından sözlü olarak 25.03.2015 tarihinde feshedildiğini ve davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğunu ileri sürerek; feshin geçersizliğinin tespiti ile müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalılar Vekilleri Cevaplarında Özetle:
Davalı … Şirketi vekili; davacının görevli olduğu . …. Veb Ofset A.Ş.’ndeki işine 25.03.2015 tarihinde gelmemesi üzerine devamsızlık tutanakları tutulduğunu ve bu tutanaklara istinaden savunma talebini içerir ihtar hazırlanırken davacının ihtaramesinin tebliğ edildiğini savunmuştur.
Davalı …Ş. vekili; davacı ile müvekkili arasında herhangi bir hizmet ilişkisi bulunmadığını, ayrıca davacının iş sözleşmesinin diğer davalı tarafından usulüne uygun olarak feshedildiğini savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.’un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta; yerel mahkemece, yazılı fesih bildirimi bulunmadığı, davacının savunmasının alınmadığı, fesih nedenlerinin inandırıcı ve yeterli bulunmadığı belirtilerek, feshin geçersizliğine karar verilmiştir.
Davacı işçi, iş sözleşmesinin 25.03.2015 tarihinde sözlü olarak feshedildiğini ileri sürerken; davalılardan … Şirketi vekili, davacının 25.03.2015 tarihinden itibaren devamsızlık yaptığını ve devamsızlığı nedeni ile iş sözleşmesinin son bulduğunu savunmuştur.
Mahkemece; iddia ve savunmalar doğrultusunda, dosyadaki deliller tartışılıp bir değerlendirmeye tabi tutulmaksızın ve davada birden çok davalı bulunmasına karşın aralarındaki hukuki ilişkide ortaya konulmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anayasa ve Yasa’nın aradığı anlamda somut olaya uygun ve hukuki denetime elverişli bir gerekçe oluşturulmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgililere iadesine, 28.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.