Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/31579 E. 2017/20892 K. 11.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/31579
KARAR NO : 2017/20892
KARAR TARİHİ : 11.12.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilin 18/10/2012-21/09/2015 tarihleri arasında davalıya ait turistik otelde resepsiyon elemanı olarak çalıştığını, müvekkilinin iş arkadaşı ile birlikte işyerindeki bir suistimali deşifre ettiğinden dolayı, otel yönetiminin haşin husumetine maruz kaldığını, bu nedenle işten çıkarılmasına karar verildiğini, arkadaşı ile birlikte insan kaynaklarına çağrıldığını ve istifa dilekçesi imzalatılmak istendiğini, müvekkilinin istifa dilekçesini imzalamaması nedeniyle iş sözleşmesine son verildiğini, davalı şirketin herhangi yazılı fesih ihbarında bulunmadığını ve somut bir fesih nedeni de bildirmediğini, bu nedenle davalı şirketin yapmış olduğu feshin geçersiz ve haksız olduğunu ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iş arkadaşları ve amirine karşı zimmetlerine para geçirdikleri iftirası atması ve bu şekilde şeref ve haysiyetine tecavüz etmesi nedeniyle iş akdinin haklı ve geçerli bir nedenle sonlandırıldığını, işyerindeki usulsüzlüğün ve zimmetin personelce deşifre edilmesinin işten çıkış sebebi olamayacağının davacı tarafça da bilindiğini, davacıdan savunmasının istendiğini, ancak davacının diğer çalışma arkadaşlarına karşı sergilediği bu olumsuz tavrını telafi etmek yerine hiç bir mesnedi olmayan karalayıcı beyanlarını devam ettirme yolunu seçtiğini, gerçek dışı olduğu ortaya çıkan bu ithamları sürdüren davacının işyerindeki huzuru ve çalışma ortamını bozduğunu, bu koşullar altında daha fazla çalıştırılmasının imkansız hale geldiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece tanıkların beyanları dikkate alındığında, davalı işveren tarafından yapılan, iş sözleşmesinin feshine ve davacı işçinin işten çıkarılmasına dair işlemin, İş Hukuku mevzuatına, işten çıkarma usül ve prosedürüne, çalışanlar arasında eşit davranılması ve feshin son çare olması ilkesine uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. bendinin (b) fıkrasına göre, işçinin işverene, ailesine veya işverenin diğer bir işçisine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene, aile üyelerinden birine veya diğer bir işçisine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, Anayasa’nın 25 ve 26. maddesi ile güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta olmayan işveren aleyhine sarfettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Bunun gibi, işçinin, işveren veya aile üyelerinden olmamakla birlikte, işverenin yakını olan veya işverenin yakın ilişkide bulunduğu veya başka bir işte ortağı olan kişilere hakaret ve sövgüde bulunması, bu kişilere asılsız bildirim ve isnatlar yapması özellikle işverenin şahsının önemli olduğu küçük işletmeler bakımından bu durum iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden oluşturacaktır. İşçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması 25/II, d hükmü uyarınca haklı fesih nedeni sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek geçerli fesih nedenidir (Dairemizin 26.05.2008 gün ve 2007/37481 Esas, 2008/12505 Karar sayılı ilamı).
İş Kanunu’nun 25. maddesi kapsamında değerlendirilecek ağır sözleri, işçi, işverenin veya vekilinin tahrikleri sonucu söylemesi, geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Yapıcı ve objektif ölçüler içerisinde belirli bir uzmanlık alanı ile ilgili eleştiri ya da işletmedeki bozukluk ya da uygunsuzluklara ilişkin eleştiri söz konusu olduğunda geçerli fesihten bahsedilemez.
Dosya içeriğine göre, davalı iş yeri çalışanları davacı … ve Dairemiz 2016/31551 esas sayılı dosya davacısı …’in diğer işyeri çalışanlarına yönelik olarak işverene ayrı ayrı sundukları şikayet dilekçelerinde özetle; iş arkadaşları …’ın otelin 1807 numaralı odası için 12/08/2015-13/08/2015 ve 14/08/2015 tarihlerinde günlüğü 200 Euro’dan toplam 600 Euro fiyat verdiğini ancak sisteme ilk gün için 135 Euro giriş yaparak geri kalan tutarı zimmetine geçirmeye çalıştığını, 1308 ve 1409 numaralı odalarda tahsilat yapılmasına rağmen fatura kesilmediğini, 08/08/2015 tarihinde 1506 numaralı oda için iki müşterinin geldiği ancak …’ın ikinci kişi farkını sisteme işlemeden kendisine aldığını, otelin genel müdürü …’nin de tüm bu durumlardan haberdar olmasına rağmen hiç bir işlem yapmadığını ileri sürdükleri, bunun üzerine davalı işverenin şirket içi soruşturmaya giriştiği ve ilgili çalışanların savunmasını aldığı, alınan savunmalardan ve yapılan araştırmadan bir usulsüzlüklerinin bulunmadığının tespit edildiği ve davacı ve diğer iş arkadaşının iş akdinin özetle; “… Yapılan inceleme sonunda şikayet ettiğiniz iş arkadaşlarınızın ve amirinizin isnat konusu zimmet suçunu işlediklerini gösteren hiçbir delil bulunmadığı, gerçeğe aykırı bilgi ve beyanlarla şirket yetkililerini yanıltarak, iş arkadaşlarınız ve amirinizi zimmet gibi yüz kızartıcı bir suç ithamı ile şeref ve haysiyetine tecavüz ettiğiniz, iş arkadaşlarınız ve amirinizi hiçbir mesnedi olmadığı halde şirket yönetimi nezdinde zan altında bıraktığınız görülmüştür…. İftira niteliği taşıyan iddialarınızın doğruluk ve dürüstlükle bağdaşmadığı, iş akışını ve işyeri huzurunu bozduğunuz ” gerekçeleri ile İş Kanunu 25/II. maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece her ne kadar; iş akdinin feshinin, İş Hukuku mevzuatına, işten çıkarma usül ve prosedürüne, çalışanlar arasında eşit davranılması ve feshin son çare olması ilkesine uygun olmadığı kabul edilmiş ise de; davacının işverenin diğer işçilerine sataşma niteliğindeki ithamlarının davalı işverene haklı fesih hakkını tanıdığı, davalı işverenliğin de bu hakkını yasal sürede kullandığı anlaşılmakla davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

4857 sayılı İş Yasası’nın 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 190,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 11/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.