Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/31677 E. 2020/15581 K. 10.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/31677
KARAR NO : 2020/15581
KARAR TARİHİ : 10.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının … Holding bünyesindeki çeşitli şirketlerde son olarak davalıya ait işyerinde 03.02.1997-22.11.2005 tarihleri arasında uluslararası tır şoförü olarak asgari ücret ve sefer primi karşılığında çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini beyanla kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın Bakırköy 4. İş Mahkemesinin 2007/384 E, 2009/914 K, 24.11.2009 tarihli kararı gereğince kesin hüküm sebebiyle reddi gerektiğini, taraflar arasında düzenlenen 21.11.2009 tarihli protokol, ibraname ve feragatname başlıklı belgeye göre davacının tüm alacaklarının ödendiğini, başka bir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında davanın kesin hüküm sebebiyle reddi gerekip gerekmediği uyuşmazlık konusudur.
Somut uyuşmazlıkta, davacı iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız feshedildiğini beyan ederek, ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamında bulunan Bakırköy 4. İş Mahkemesinin 2007/384 E, 2009/914 K, 24.11.2009 tarihli kararına göre davacının, 22.03.2007 tarihinde aynı davalıya karşı aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak 1.000,00 TL kıdem tazminatı, 100,00 TL ihbar tazminatı, 50,00 TL fazla çalışma ücreti, 50,00 TL hafta tatili ücreti, 50,00 TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti, 100,00 TL yıllık izin ücreti alacaklarının tahsili istemi ile kısmi dava açtığı, davacı vekilinin “davalı taraf ile anlaştıklarına ve davadan feragat ettiklerine” yönelik beyanı dikkate alınarak davanın feragat sebebi ile reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının önceki davasından feragat ettiği tarih itibariyle yürürlükte olan Kanun 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu olup, feragat sebebiyle ret kararının aynı dönemde kesinleştiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Yine davacı vekili ile davalı vekilleri arasında düzenlenen 21.11.2009 tarihli ‘Protokol, İbraname ve Feragatname’ başlıklı belgeye göre, davacıya Bakırköy 4. İş Mahkemesinin 2007/384 esasına kayıtlı dosyasındaki ‘tazminat’ alacaklarına karşılık 5.500,00 TL ödendiği, davacının bu ödeme karşılığında davasından kayıtsız şartsız feragat edeceği, bu protokol ile davacının davalıyı kayıtsız şartsız ibra ettiği konusunda anlaşmaya varılmıştır. Somut olayda, mahkemece davacının açtığı kısmi davadan feragat etmesinin sadece kısmi davaya konu miktarla ile sınırlı sonuç doğuracağı, feragat edilmeyen kısım yönünden davacının ek dava açabileceği kabul edilmiştir. Böylece, bilirkişi raporunda hesaplanan kıdem tazminatından taraflar arasındaki 21.11.2009 tarihli ‘Protokol, İbraname Ve Feragatname’ başlıklı belgede belirtilen ödeme miktarı (belgede 5.5000,00 TL yazılı ise de, mahkemece bu miktar toplam 5.000,00 TL olarak kabul edilmiştir) dikkate alınarak 4.900,00 TL, ihbar tazminatından ise 100,00 TL mahsup edilmiş, kalan miktarların davalıdan tahsiline dair hüküm kurulmuştur. Ancak, gerek feragat ile sonuçlanan dava, gerekse taraflar arasındaki protokol hükümleri dikkate alındığında; tarafların davacıya ödenen alacağın miktarını kendi hür iradeleri ile belirleyip bu konuda sulh oldukları, davacıya sulhe göre ödeme yapılması üzerine davacının davadan feragat ettiği sabittir. Feragat davayı sona erdiren bir irade beyanı ise de, maddi hukuk bakımından aynı zamanda ‘hakkı sona erdiren’ bir işlemdir. Bu sebeple davacının dava dilekçesinin talep sonucunda bildirdiği ve daha sonra feragat ettiği talebi hakkında tekrar dava açabilmesi mümkün değildir. Somut olayda da, davacı kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talebini içeren davadan feragat etmiş olup, artık bu alacaklarını yeni bir dava ile talep edebilmesi mümkün bulunmamaktadır. Davacı dava konusu edilen alacak miktarından değil, davasından ve hakkından feragat etmiştir. Açıklanan sebeplerle, feragat beyanına değer verilmesi gerektiği açıktır. Mahkemece davanın kesin hüküm sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek kabulüne karar verilmesi hatalı olup, temyiz edilen kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.11.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.