YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/32106
KARAR NO : 2020/17326
KARAR TARİHİ : 07.12.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının mikser operatörü olarak çalıştığını, davalı tarafça işten çıkarıldığını, Üsküdar 2. Noterliği nin 19238 yevmiye nolu ihtarnamesi ile iş akdinin feshedilmesi nedeniyle tazminat ve alacaklarının talep edildiğini, herhangi bir ödeme yapılmadığını, en son 2.000,00 TL maaşla çalıştığını, 1.400,00 TLnin banka hesabına ödendiğini, kalan kısmın ise eden ödendiğini, 07.30/8.00-18.00 saatleri arasında çalıştığım, ancak devamlı surette fazla mesai yaptığını, işte gece 02.00 gibi çıkabildiğini, haftalık düzenli izin kullanmadığını, ayda 4 gün izin hakkı olduğunu, ancak hangi gün izin kullanacağına muhasebenin karar verdiğini, izinlerin çoğunun hafta içi kullanıldığını, yapılan işin niteliğinin hafta sonu çalışılmasını zorunlu kılmadığını, haftalık çalışma saatlerinin yasal çalışma süresini aştığını ancak karşılığının ödenmediğini, davacının araçta çalıştığını, aracı alıp teslim ettiği saatleri gösteren son dönem takograflan sunduklarını, tüm çaltşma dönemine ilişkin kayıtların ise davalı İşverenden istenmesini, tüm resmi tatillerde çalıştığım, dini bayramların arife günlerinde çalıştığını, bunlara ilişkin ücret ödemesi yapılmadığını, 2014 yılına ilişkin yıllık İzin hakkını kullanamadığını, öğle yemeğini şirkette yediğini, 15-20 dakikalık bu yemek molasından gayri bir dinlenme imkanının olmadığım, davacının servis hizmetinden fayda lana madiğim, karşılığında yol ödemesi de yapılmadığım, davacının 28.10.2014 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası yaptığım bu nedenle kısa süreli istirahat raporları aldığını, 07.11.2014 tarihinde işyerine gittiğinde güvenliğin iş akdine son verildiğini söylediğini, içeri almadığını, son aya ilişkin maaşından kaza gerekçe gösterilerek 200,00 TL kesinti yapıldığım, davacının kullanmakta olduğu aracın damperli araç olduğunu, işverence tır miksere çevrildiğini, davacının daha önceden bu denli büyük araçlar kullanmamış olduğunu, hep daha küçük kırkayak mikser şeklindeki araçları kullandığını, kazadan bir kaç gün önce davacıya bu aracın teslim edilerek ve kaza günü son derece ağır bir şekilde yüklenerek davacının yola çıkarıldığını, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde davacının bir kusurunun bulunmadığım, iş kazası niteliğinde olduğunu, kaza sırasında davacının hızının normal seyirde olduğunu iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davacının viraja hızlı girmesi nedeniyle tek taraflı ve maddi hasarlı trafik kazasına neden olduğunu, kazanın kendilerine 3.11.2014 tarihinde bildirildiğini, davacının iş akdinin 07.112014 tarihinde İş Kanunu madde 25/H-ı fıkrası gereğince hakh olarak feshedildiğini, davacının fazla mesai yapması durumunda karşılığının bordroda yansıtılarak ödendiğini, davacının hafta tatili alacağı olmadığım, bayram ve genel tatil alacağı olmadığını, çalışma yapması durumunda karşılığının ödendiğin, davacının 2014 yılına ait yıllık izin alacağının ihtarname göndermesinden sonra banka hesabına ödendiğini, davacının kötüniyet tazminatı hakkı olmadığım, zira iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının servis ücreti talebinin de haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karara karşı taraf vekilleri tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
Gerekçe:
1- Anayasanın 141 inci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 26.05.2008 gün ve 2007/20517 Esas, 2008/12483 Karar sayılı ilamı).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
10.04.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve 6100 sayılı HMK’nın 298. maddesi uyarınca hüküm fıkrası ile gerekçe arasında veya tefhim edilen kısa karar ile gerekçe arasında çelişki olması bozma sebebidir.
Somut olayda mahkemece gerekçede davacının fazla mesai ve genel tatil ücreti alacağının bulunduğu açıklanmasına rağmen hüküm fıkrasında bu alacak kalemlerinin reddine karar verilmesi gerekçe – hüküm çelişkisi olup kararın sırf bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemenin gerekçeli kararı yukarıda içeriği belirtilen HMK. nun 298. maddesine uygun değildir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07/12/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.