YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/32417
KARAR NO : 2020/16817
KARAR TARİHİ : 25.11.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekili kısmi dava açmış, taleplerini 08/05/2015 harç tarihli ıslah dilekçesi ile artırmış, ancak ıslah ettiği miktarlara faiz yürütülmesini talep etmemiştir. Mahkemece kıdem tazminatına fesih tarihinden, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ve asgari geçim indirimi alacaklarına dava tarihinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Dairemizin ” ıslah edilen miktarlar açısından faiz talep edilmemesi halinde ıslah ile artırılan miktarlara faiz yürütülemeyeceği” şeklindeki kökleşmiş içtihadı bulunmasına rağmen, karardan sonra bu konu ile ilgili olarak yapılan içtihadı birleştirme talebi üzerine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca 24.05.2019 günü yapılan toplantıda:
“Bir miktar para alacağının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği kısmî davada, dava konusu miktarın kısmî ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin arttırılması halinde, arttırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceği” yönünde karar verilmiştir.
Yargıtay Kanunu’nun 45/5. maddesi “ İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerine ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı” hükmünü içermektedir.
Yargıtay Kanunu’nun 45/5. maddesi karşısında, “…ıslahta faiz istenilmese dahi dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedilmesi…” zorunlu hale geldiğinden, YİBK. doğrultusunda Mahkemece kıdem tazminatı dışındaki yukarıda belirtilen tazminat ve alacakların, dava dilekçesiyle talep edilen kısmi miktarları için dava, ıslah ile arttırılan kısımları için ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi, ayrıca asgari geçim indirimi ücret ya da ücretin eki niteliğinde olmadığından, bu alacağa yasal faiz yerine en yüksek banka mevduat faizi yürütülmesi, dava tarihi 25.03.2014 olmasına rağmen hüküm fıkrasında 25.08.2014 yazılması hatalı olup bozma sebebi ise de, bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:
Hüküm fıkrasının A /2. -3. ve 4. bentlerinin çıkartılarak yerlerine;
“2- 10.575,00 TL net yıllık ücretli izin alacağının 100,00 TL’sinin dava tarihi olan 25/03/2014 tarihinden itibaren, bakiyesinin ıslah tarihi olan 08.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- Hesap edilen 5.228,09 TL fazla çalışma ücret alacağından %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle kabul ve takdir edilen 3.659,67 TL net fazla çalışma ücret alacağının 100,00 TL’sinin dava tarihi olan 25/03/2014 tarihinden itibaren, bakiyesinin ıslah tarihi olan 08.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4- 712,00 TL net asgari geçim indirimi alacağının 100,00 TL’sinin dava tarihi olan 25/03/2014 tarihinden itibaren, bakiyesinin ıslah tarihi olan 08.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 25.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.