Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/32753 E. 2018/22855 K. 11.12.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/32753
KARAR NO : 2018/22855
KARAR TARİHİ : 11.12.2018

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, 05.10.1999-13.12.2011 tarihleri arasında su motorları sıhhi alanların bakımı ve koruma görevlisi olarak çalıştığını, 26.10.2004 tarihinde emekli olmasına karşın kesintisiz olarak çalışmaya devam ettiğini, en son ücretinin net 1.400,00 TL olduğunu, her iki davalı şirketin de aynı kişilere ait olduğunu ve aynı yerde faaliyet gösterdiklerini, müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini ve işçilik alacaklarının da ödenmediğini ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalılar vekili; davacının taleplerinin belirlenebilir olduğunu, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının 05.10.1999 tarihinde davalı …-san … San. ve Tic. A.Ş’nde temizlik işçisi olarak çalışmaya başladığını, 26.10.2004 tarihinde emeklilik başvurusunda bulunarak iş sözleşmesini feshettiğini ve davacıya kıdem tazminatı ödendiğini, davacının daha sonra tekrar çalışmak için müracaat ettiğini ve 28.07.2005 tarihinde davalılardan … Madencilik Ormancılık Tarım Turizm San. ve Tic. A.Ş’nde işe başladığını, iş sözleşmesinin yine davacı tarafından 30.11.2011 tarihinde feshedildiğini, davacıya yine kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, davacının tüm hak ve alacaklarını aldığına dair davalı işvereni ibra ettiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının ücretinin bordrolardaki ücret olduğunu, davacının davalı işyerinde fazla mesai yapmadığını, hafta tatili ve genel tatil günlerinde çalışmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresi içinde taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Taraflar arasında, işçinin yıllık izin ücretine hak kazanıp kazanmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; davalının sunduğu yıllık izin defteri dikkate alınarak, bakiye yıllık izin süresi ve de ücreti hesaplanmıştır. Ancak yıllık izin defteri incelendiğinde, izinlerin 14 ve 23’er gün şeklinde kullandırıldığı saptanmış olup, davacının her 7 günde 1 gün hafta tatili hakkı bulunduğu dikkate alınmamıştır. Dolayısı ile 14 gün izin gösterilen dönemlerde 2, 23 gün izin gösterilen dönemlerde ise 3 günün izin süresinden sayılması mümkün değildir. Ayrıca yıllık izin defterinde, davacının izinde olduğu dönemlerde genel tatil günleri bulunup bulunmadığı da araştırılmalı ve bulunduğunun tespiti halinde bu sürelerin de yıllık izinde geçen süreler olarak dikkate alınmaması gerektiği unutulmamalıdır.
Eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalıdır.
3- Davacı, imzalı ve el yazısı dilekçesinde; kıdem tazminatı verilerek iş sözleşmesinin sonlandırılmasını talep etmiş, işverence de sadece kıdem tazminatı ödemesi yapılmıştır. Her ne kadar davacı tarafından iş sözleşmesinin davalı tarafından sona erdirildiği ve tazminatlarının ödeneceği söylenerek bahsi geçen dilekçenin alındığı iddia edilmiş ise de, bu iddialarını ispatlayamamıştır.
İş sözleşmesinin davacının talebi üzerine sona erdiği dikkate alınmaksızın, ihbar tazminatının reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
4- Davacı genel tatillerde çalıştığını ileri sürerek alacak talebinde bulunmuştur. Genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İspat noktasında işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı genel tatillerde çalıştığı iddiasını ispat için tanık deliline dayanmıştır. Taraf tanıkların, işyerindeki genel tatil çalışmasına dair beyanları çelişki ve soyut nitelikte olup, bir davacı tanığının da isteyenin genel tatillerde çalıştığını ifade ettiği dikkate alındığında, davacının genel tatil ücretine hak kazandığını ispatlamadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenlerle, alacağın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır.
5- Davacının fazla mesai yaptığı yönündeki iddiasını takdiri delil niteliğindeki tanık beyanları ile ispatladığı dikkate alınarak, hesaplanan miktardan hakkın özünü ortadan kaldırmayacak oranda karineye dayalı makul bir indirim (taktiri indirim) uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi de hatalıdır.
6- Kabule göre de, reddedilen miktar dikkate alındığında, davalı lehine 3.559,68 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsizdir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.