YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/32891
KARAR NO : 2020/17085
KARAR TARİHİ : 26.11.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 10/03/2012 tarihinde çalışmaya başladığını 24/04/2015 tarihinde iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini beyanla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, hafta tatili, fazla mesai, resmi tatil ve ulusal bayram, 4 aylık ücret alacağı ile yıllık izin ücret alacaklarını istemiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, iş sözleşmesinin davacı tarafından haksız olarak feshedildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Davacı işçinin, 04/05/2012-27/03/2015 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, mahkemece hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda, tanık beyanları değerlendirilerek davacının haftanın 5 günü 08.30-22.00 saatleri arası günlük 1,5 saat ara dinlenme ile haftanın bir günü ise 08.30-18.00 arası 1 saat ara dinlenme ile çalışarak haftalık 23,5 saat fazla mesai yaptığı kabul edilmiştir.
Somut olayda fazla mesai alacağı konusunda yapılan işin niteliği ve taraf tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, dosyada fazla çalışma olgusunun ispatına yönelik olarak beyanları esas alınan davacı tanıklarından …’nin Sakarya Bölge Koordinatörü olarak çalıştığı ve davacının çalışma düzenini bilemeyeceği, davacı … Ü.Ö.’nün ise işyerinde davacı ile birlikte çalıştığını beyan ettiği süreye göre fazla çalışma hesaplanan dönemin tamamında çalışma koşullarını bilemeyeceği, tanık Ü.Ö.’nün davacıyla birlikte çalıştığını beyan ettiği 2014 yılına kadar kabul edilen fazla mesainin ispatlandığı anlaşılmıştır.Davacının 2014 yılından itibaren davalı tanık beyanlarına göre haftanın 6 günü 08.00-18.00 saatleri arası haftalık 9 saat fazla mesai yaptığı değerlendirilerek fazla mesai alacağı hesaplanmalı ve hüküm altına alınmalıdır. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Somut uyuşmazlıkta dosyaya davalı tarafından bir kısım imzalı ücret bordroları ibraz edildiği, söz konusu bordrolarda fazla çalışma ve genel tatil ücreti tahakkuklarının mevcut olduğu anlaşılmış olup imza inkarında bulunulmayan bordrolar değerlendirilmeksizin
karar verilmesi hatalıdır.
4-Mahkemece hükme esas teşkil edilen hesap raporunda davalı tarafça dosyaya sunulan “tediye makbuzu” başlıklı 05/03/2015 tarihli belgeye itibar edilerek dava konusu 2015 yılı Ocak ve Şubat ücret alacaklarının reddine hükmedildiği halde yine davalının ibraz ettiği “tediye makbuzu” başlıklı 24/03/2015 tarihli belgeyle ilgili bir değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26/11/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.