YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/32901
KARAR NO : 2020/16348
KARAR TARİHİ : 23.11.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı iş yerinde güvenlik memuru olarak çalıştığını belirterek ödenmediğini iddia ettiği fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücret alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle hafta tatili ücret talebinin reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı ve hesabı konusunda uyuşmazlık vardır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir. Ayrıca Postalar Halinde İşçi Çalıştırılarak Yürütülen İşlerde Çalışmalara İlişkin Özel Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in gece çalışma süresini düzenleyen 7/son maddesine göre postalar halinde işçi çalıştırılarak yürütülen işlerde, çalışma süresinin yarısından çoğu gece dönemine rastlayan bir postanın çalışması, gece çalışması sayılır.
Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, bir işçinin günde en fazla fiilen 14 saat çalışabileceğinin kabulü gerekir. Bu durumda 24 saat çalışılan günler yönünden, haftalık çalışma süresi aşılmasa dahi günlük fiili çalışma süresi 14 saat kabul edildiğinden, bunun 11 saati aşan 3 saati fazla çalışmadır.
Somut olayda; güvenlik görevlisi olan davacıya ilişkin olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının normal dönemde zamanaşımı itirazı da dikkate alınarak 18.09.2009-2011 tarihleri arasında 9,5 saat sonrası dönemde ise 9 saat fazla mesai yaptığı tespit edilmiş ayrıca mayıs ayı bahar şenliklerinde, eğitim dönemlerinde, yıllık izinlerin yoğun kullanıldığı Temmuz ve Ağustos aylarında, ve mezuniyet ve kayıt dönemleri şeklinde toplam beş başlık halinde fazla mesai ücreti hesaplanmıştır. Davacının çalışma arkadaşlarının yerine çalıştığı yıllık izinlerin yoğun kullanıldığı Temmuz ve Ağustos aylarında 24 saat çalışma esası ile çalıştığı kabul edilerek 24 saatlik çalışma düzeni içinde 20 saat çalıştığının kabulü ile 1 hafta 4 günden 80 saat, 2. hafta 3 günden 60 saat çalışarak Temmuz ve Ağustos aylarında haftalık ortalama 70 saat çalışacağı, 2009-2011 dönemi için 70-54,5( 45 + 9,5)=15,5 saat fazla çalıştığı, sonrası dönem için 70-54(45+9)=15 saat fazla çalıştığı, bu durumda otalama olarak diğer çalışanların yıllık izinlerde olduğu Temmuz ve Ağustos aylarında haftalık 15,25 saatten 7 haftada toplam 106,75 saat fazla çalışma yaptığı tespit edilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere davacı işçinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; ilk bir hafta (3×3=) 9 saat, takip eden hafta ise (4×3=) 12 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılması gerekirken, on beş buçuk ve on beş saat fazla çalışma sürelerinin ortalaması alınarak haftalık 15,25 saat fazla çalışma yaptığının kabulü ile fazla çalışma ücreti hesabı yapılması hatalı bulunup, bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının her yıl bir hafta süren mezuniyet törenlerinde 3 gün süre ile 2’şer saat fazla çalıştığı ( 6 saat), 5 gün süren kayıt dönemlerinde de 19.00-21.00 saatleri arasında (5 x 2 =10 saat ) fazla çalıştığı kabul edilerek mezuniyet ve kayıt dönemlerinde yapılan fazla mesaisi ayrı bir başlık altında hesaplanmış ise de davacı ve davalı tanık beyanlarına göre bu dönemlerde yapılan fazla mesaiden bahsedilmediği görüldüğünden ispatlanamadığı anlaşılmakla anılan dönem yönünden fazla mesai hesabının yapılması da hatalı olmuştur.
3- Davalı Üniversitenin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 56/b maddesi delaletiyle Harçlar Kanunumun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu düşünülmeden davalı Üniversite aleyhine haklı çıkma oranına göre 439,34 TL harca hükmedilmesi ayrıca bozma sebebidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, 23.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.