Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/33483 E. 2020/17763 K. 08.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/33483
KARAR NO : 2020/17763
KARAR TARİHİ : 08.12.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 01.11.2008-10.03.2014 tarihleri arasında davalı şirkette plasiyer şoför olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir neden olmadan feshedildiğini, fazla çalışma ücretinin ödenmediğini, davacıya yıllık ücretli izin kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücreti ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının davalı şirkette 30.01.2009- 10.03.2014 tarihleri arasında asgari ücret ile çalıştığını, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmediğini ve davacının ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, davacının kıdem tazminatı alacağının banka yolu ile ödendiğini, işyerinde fazla çalışma yapılmasının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz :
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında davalının savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı uyuşmazlık konusudur.
Savunma hakkı Anayasamızın ‘Hak Arama Hürriyeti’ başlıklı 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın “açıklama ve ispat hakkı”nı da içerdiği vurgulanmıştır.
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır.
Somut uyuşmazlıkta, yargılama süresince üç kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; mahkemece bu kök ve ek raporlardaki seçenekli hesaplamalara itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarının üzerinde yazılı düzenleme tarihleri hatalı olmakla birlikte, kök rapor ve ikinci ek raporun davalıya tebliğ edildiği, ancak ilk ek raporun davalı tarafa hiç tebliğ edilmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Nitekim davalı vekilinin 19/04/2016 tarihli duruşmaya katılmadığı, anılan celsede “Bilirkişi ek raporunun davalı vekiline tebliğine, tebligat yapıldıktan sonra itiraz süresi içerisinde beyanda bulunulmaz ya da itiraz gerekçelerinin değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılır ise bu itirazlar ile bordro ve ödeme kayıtlarında prim tahakkuku gözüken aylar yönünden fazla mesai alacak talebinin yalnızca %50 kısmının hesaplanması ve geri kalan dönemlerin dışlanması suretiyle seçenek hesap yapılması için dosyanın ikinci ek rapor için bilirkişiye tevdiine,” karar verilmiş ise de, bu raporun davalı tarafa hiç tebliğ edilmediği, ara kararda belirlenen sürenin bitimi de beklenmeksizin dosyanın yeniden bilirkişiye verildiği sabittir. Davalı taraf, yargılama sırasında bu itirazını bildirdiği halde bu itiraza değer verilmemiş olması hatalıdır. Mahkemece oluşturulan 19.04.2016 tarihli ara karar doğrultusunda 1. ek raporun davalı tarafa tebliği sağlanarak, davalıya bu rapora karşı beyan ve itirazlarını sunma imkanı verilmemiş olması savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelmektedir. Tarafların hukuki dinlenilme hakkını temin eden savunma hakkının kısıtlanması tek başına bozma sebebi olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 08.12.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.