YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/33990
KARAR NO : 2020/17307
KARAR TARİHİ : 07.12.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin 09.03.2006-11.07.2014 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, 25.06.2014 tarihli SGK yazısı ile 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödemesini doldurduğunu belgelediğini, davalı işverenin davacının 11.07.2014 tarihli dilekçesini istifa olarak değerlendirerek çıkış işlemi yaptığını, kıdem tazminatını ödemediğini, ödeme yapılmayınca İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün 2014/23399 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe itiraz edilip takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının taleplerine karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, itirazın iptali davasının süresinde açılmadığından reddi gerektiğini, davacının 09.03.2006-11.07.2014 tarihleri arasında müvekkili işyerinde kredi tahsis yöneticisi olarak çalıştığını, davacının asıl amacının başka bir işyerinde çalışmak olduğunu, davacının eğitim, danışmanlık, koçluk alanında kendi firmasını kurmak üzere işyerinden ayrıldığını, yaş şartını beklemek amacıyla ayrılmadığının imzaladığı işten ayrılış formundaki yazılı beyanı ile sabit olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın reddine hükmedilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
1475 sayılı Kanun’un 14. maddesine 25.08.1999 gün ve 4447 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile 5. bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkanı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanmamış olsa da, işyerinden anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili müvekkili işçinin, emeklilik nedeni ile iş sözleşmesini sonlandırdığını ileri sürerken davalı işveren, davacının emeklilik şartlarının oluşmadığını, iradesinin kendi firmasını kurmak olduğunu savunmuştur.
Davacı işçi davalı işverene hitaben el yazısı ile yazdığı 11.07.2014 tarihli dilekçede; “15 yıllık sigortalı sürem ve 3600 gün prim ödemem gerçekleştiğinden ilgili mevzuat çerçevesinde 11.07.2014 tarihi itibariyle görevinden ayrılıyorum. Her türlü alacak hakkımın saklı kalması kaydıyla gereğinin yapılmasını rica ederim.” şeklinde beyanda bulunmuş, davacının emekliliğe hak kazandığını gösteren Sosyal Güvenlik Kurum yazısının 25.06.2014 tarihli olduğu görülmüştür.
Davacı fesih yazısını işverene sunarak aynı gün işveren tarafından kendisine sunulan “işten ayrılış çalışan anket formu” doldurmuş, bu formda, görevinden ayrılma nedenine aynen “eğitim, danışmanlık, koçluk alanında kendi firmamı kuruyorum” yazmıştır.
Mahkemece, davacının açıkça işten ayrılma sebebi olarak davalı bankaya verdiği bilgide kendi işini kuracağını söylediği, akabinde de başka işte çalıştığı hususunun internet kayıtları ile de belirlendiği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereği ihtara rağmen üçüncü kişi olan dava dışı şirket gerekli kayıtları göndermese dahi davacının başka işte çalıştığının dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacının bizzat kendi yazılı beyanı ile işten çıkma iradesinin kendi işini kurmak olduğunu ikrar ettiği, emeklilik nedeni ile işten ayrılmadığının sabit olduğu gerekçesi ile kıdem tazminatının reddine karar verilmiştir.
İşçi ayrıldığı tarihte sigortalılık süresini ve prim gün sayısını tamamlamış ise kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Zira yasadan doğan bir hakkı bulunmaktadır. Ayrıca çalışma hakkı anayasal bir haktır. 1475 sayılı Kanun’un 14/5. bendi kapsamında yaş hariç emeklilik sebebiyle ayrılmalarda işçinin daha sonra başka bir işverene ait işyerinde çalışmaya başlaması, ayrılmadan önce diğer işyeri ile görüşme ve hatta sözleşme yapması hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilemez.
Dosya içeriğine göre; davacı işçi fesih tarihinde yaş hariç diğer emeklilik koşullarını sağlamış, bu tarih itibari ile kıdem tazminatına hak kazanmıştır. Ayrıca davacının kendi firmasını kurmayı düşünmesi ve iş sözleşmesini feshettikten sonra başka bir iş yerinde çalışmaya başlaması girişim ve çalışma özgürlüğü kapsamında olup, davacının yasanın kendisine verdiği hakkı kullanması karşısında kötüniyetli davrandığından söz edilemez. Kanunda tanınan bu hakkın amacı, işyerinde çalışarak yıpranan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlayan işçinin emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif sonlandırabilmesine imkân tanımaktır. Açıklanan nedenlerle davacının kıdem tazminatı (ve icra inkar tazminatı) talebinin kabulü yerine yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 07/12/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.