YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/34484
KARAR NO : 2017/12669
KARAR TARİHİ : 11.09.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, fark kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 01.10.1993-14.11.2008 tarihleri arasında depo sorumlusu olarak çalıştığını, bankaya yatan ücret haricinde kalan kısmın ve davacının da üyesi olduğu….-İş Sendikası ile davalı arasında yapılmış olan 01.01.2010-31.12.2012 tarihleri arasında geçerli olan toplu iş sözleşmesine göre ücrete dahil olan sosyal yardımların elden ödendiğini, son ücretinin net 815 TL olduğunu, davacının hak etmiş olduğu tazminatlarının banka üzerinden yatan ücret üzerinden eksik olarak ödendiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı farkının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 01.10.1993-09.11.2007 tarihleri arasında çalıştığını ve istifa etmek suretiyle iş akdini sona erdirdiğini ancak müvekkili şirketin iyiniyetli olarak bir miktar kıdem tazminatı ödemesi yaptığını, davacının işvereni ibra ettiğini, son aylık ücretinin brüt 591 TL olduğunu, davacı tarafından banka kanalıyla yapılan ücret ödemeleri alınırken herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmediğini, 01.01.2010-31.12.2012 tarihleri arasında geçerli olan toplu iş sözleşmesinin davacı hakkında uygulanmasına olanak bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Hükümlerin tavzihi; hükmün müphem olması veya birbirine aykırı (çelişik) fıkralar ihtiva etmesi halinde, hükmün gerçek anlamının meydana çıkarılması için başvurulan bir yoldur. H.U.M.K. m. 455’te; “hüküm müphem ve gayrivazıh olur veya mütenakız fıkralar ihtiva ederse icrasına kadar iki taraftan her biri ilamın tavzihini ve tenakuzun ref’ini isteyebilir” denmektedir. H.U.M.K. m. 455’te belirtildiği gibi, açık olmayan veya çelişik fıkraları kapsayan hükümlerin açıklanması istenebilir. Yargılamanın iadesine karar verilmedikçe veya hüküm temyiz edilip bozulmadıkça verilen hükmün değiştirilmesi mümkün değildir. Hükümlerin tavzihi de bunun bir istisnası olarak kabul edilemez. Hakim burada hükmün başka türlü anlaşılmasını önlemek için gerçeği ortaya koymakla ödevlidir.
Tavzih, kural olarak sadece hüküm fıkrası hakkında olur. Hükmün gerekçesinin açıklanması için, tavzih yoluna başvurulamaz. Ancak, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında bir çelişki varsa, bu çelişkinin giderilmesi için tavzih yoluna başvurulabilir. (YHGK’nın 14.06.1967 gün ve 1967/9-462 E. 300 K. sayılı ilamı). Bunun gibi Yargıtay kararları hakkında da tavzih yoluna başvurulabilir. Tavzih kararı ile hükmün değiştirildiğini iddia eden temyiz yoluna başvurabilirse de, Yargıtay Dairesi’nin kendi kararlarının tavzihi ile ilgili verdiği kararlara karşı Hukuk Genel Kurulu’na temyiz yoluna başvurulamaz. (YHGK’nın 15.03.1969 gün ve 1969/2-466 E. 178 K. sayılı ilamı)
Tavzih yoluna başvurabilmek için hükmün kesinleşmesini beklemeye gerek yoktur. Kesinleşmemiş olan kararlar hakkında da hükmün icrasına (yerine getirilmesine) kadar tavzih istenebilir. Fakat tavzih talebinde bulunulmakla temyiz süresi durmaz. İlamın icraya konmasından sonra da, ilam tamamen icra edilinceye kadar hükmün tavzihinin istenilmesi mümkündür. İcra Müdürünün hükmü yorumlamak (tavzih etmek) yetkisi yoktur. Hüküm ancak onu vermiş olan mahkemece tavzih edilir.
Hakim tavzih yolu ile hükümde unuttuğu talepler hakkında karar verip bunu hükmüne ekleyemez. Bunun gibi hüküm verirken unutulan vekalet ücreti veya faiz hakkında tavzih yolu ile bir karar verip bunu hükmüne dahil edemez. Aynı şekilde kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki de tavzih yolu ile giderilemez. Bütün bu anlatımlardan çıkan netice, tavzih yolu ile kesinleşmiş olan hüküm sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. (Prof.Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı Baskı, 2001, cilt 5, sayfa 5270 vd.) Öte yandan, Yargıtay’ın istikrar kazanmış görüşüne göre maddi hata kazanılmış hak oluşturmaz.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 305/2 maddesi de “Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” hükmü ile de taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yolu ile değiştirilemeyeceğini işaret etmektedir.
Açıklanan yasal düzenlemeler ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, Mahkemece davacı vekilinin talebi üzerine gerekçeli kararın hüküm kısmı ile kısa kararda verilen hüküm arasındaki alacak miktarlarına ilişkin çelişkiyi gidermek amacıyla 21.07.2016 tarihinde tavzih kararı verilmiş ise de, taraflara yüklenen hak ve borçlara ilişkin tavzih yapılması HMK’nun 305/2. maddesine aykırıdır.
3-Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda kıdem ve ihbar tazminatına esas giydirilmiş brüt ücret dosyada mevcut toplu iş sözleşmesi ve davacıya ait kıdem tazminatı hesaplama pusulası nazara alınarak bulunmuştur. Ancak davacının iş akdi 09.11.2007 tarihinde sona erdiğinden 01.01.2010-31.12.2012 tarihleri arasında yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinde mevcut sosyal yardımların giydirilmiş brüt ücret hesabında nazara alınması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 11/09/2017 tarihinde oybirliği ile kabul edildi.