Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/35366 E. 2020/18976 K. 17.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/35366
KARAR NO : 2020/18976
KARAR TARİHİ : 17.12.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin, 30/03/2007 tarihinden itibaren asıl işveren Rönesans Gayrimenkul Yatırım A.Ş. ve alt işveren Tepe Savunma ve Güvenlik Sistemleri San. A.Ş.’de vardiya amiri olarak çalışmaya başladığını, aylık net ücretinin 1.400,00 TL olduğunu, 410,00 TL yemek ve yol yardımı aldığını, ücretinin toplam 1.810,00 TL olduğunu, sigorta primlerinin eksik bildirildiğini, çalışma saatlerinin iki gece, iki gündüz ve iki off olarak 12 saat üzerinden 5 gün çalışıldığını, diğer güvenlik görevlilerinin durumuna göre bazen 6 bazen 7 gün çalıştığını, davacının yıllık izinde ve raporlu olduğu dönemlerde ücretlerinin kesildiğini, 2014 Şubat ayında davacı ve arkadaşlarına Rönesans Gayrimenkul Yatırım Anonim Şirketi ile sözleşmenin sona ereceğini bu nedenle istifa etmelerinin gerektiğini aksi halde uzak yerlerde görevlendirileceklerini, maaşlarının düşeceğini, yol ve yemek yardımlarının kesileceğinin bildirildiğini bu nedenle müvekkilinin iş akdini 28/02/2014 tarihinde haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek; kıdem tazminatı, ücret, genel tatil, yıllık izin ve fazla çalışma ücretlerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … Anonim Şirketi’nin vekili, davacının alacaklarının zamanaşımı def’i nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin asıl işverenlik vasfının 28/02/2014 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin davada taraf olmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında iş sözleşmesinin var olmadığını, davacının yeni projede görevlendirildiğini ancak davacının kabul etmediğini, hakkında yerine gitmediğinden bahisle tutanak tutulduğunu, davacıya tüm alacaklarının ödendiğini savunmuştur.
Davalı Tepe Savunma ve Güvenlik Sistemleri Sanayi A.Ş. vekili, davacının alacaklarına yönelik zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının davalı işyerinde Optimum AVM projesinde 30/03/2007-28/02/2014 tarihleri arasında güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davacıya hak ettiği tüm işçilik alacaklarının ödendiğini, Optimum AVM projesinin sonlanması nedeniyle davacıya özlük hakları saklı kalmak şartı ile yeni projede görevlendirildiğini ve davacının kabul etmediğini, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, işyerinde fazla mesai yaptırılmadığını, tüm alacaklarının ödendiğini savunarak; davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere göre ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz :
Karar davalılar vekilleri temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; güvenlik görevlisi olarak çalışan davacının 2 gün 12 saatlik gündüz vardiyasında, 2 gün ise 12 saatlik gece vardiyasında çalıştıktan sonra 2 gün dinlendiği ve ara dinlenmeler sonrası günlük 3,5 saat fazla çalıştığı değerlendirilerek fazla mesai ücret alacağı hesaplanmıştır. Ne var ki, yapılan hesaplama hatalı bulunmaktadır. Zira, çalışma düzenine göre yasal ara dinlenme dikkate alındığında davacının ortalama haftalık 7,5 saat fazla mesaisi hesaplanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-4857 sayılı İş Kanun’unda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı davacının fesih tarihindeki gerçek ücreti saptanmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı işçi aylık net 1.400,00 TL ücretinin bankaya yatırıldığını, 410,00 TL yol ve yemek ücretinin ise multinet kartına yüklendiğini iddia etmiştir. Davalılarca davacının bordroda bildirilen ücretle çalıştığı savunulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda davacının ücretinin emsal ücret araştırması dikkate alınarak tespit edildiği ve davacının net 1.400,00 TL( brüt1.958,31 TL) ücretinin yanı sıra bordrolarda gösterilen prim tahakkuklarına göre aylık brüt 595,54 TL prim aldığı ve davacıya aylık 310,00 TL yol ve yemek yardımı yapıldığı kabul edilerek dava konusu alacaklar hesaplanmış ise de davacının talebi, dosyada bulunan ücret bordroları, banka hesap özeti ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; dava dilekçesinde davacının ücretinin banka hesabına ödendiğinin belirtildiği, işyerinde banka üzerinden ödenen ücret dışında elden ücret ödendiğine dair bir iddia olmadığı gibi buna ilişkin delil bulunmadığı ve bordrolarda tahakkuk ettirilen ücretlerin davacının banka hesabına ödendiği anlaşılmış olup davacının aldığını iddia ettiği ücrete işverence yapılan prim ödemesinin dahil olduğu gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile emsal ücret araştırmasına göre belirlenen ücret üzerinden hüküm kurulması hatalı olmuştur.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 17/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.