Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/9851 E. 2017/6349 K. 11.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9851
KARAR NO : 2017/6349
KARAR TARİHİ : 11.04.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işverende 23/08/2006 tarihinde işe başladığını, iş akdinin tek taraflı olarak fesh edildiği 18/09/2015 tarihine kadar Avukat olarak çalıştığını, çalıştığı süre içerisinde hiç bir ceza almadığı gibi prim verilmesi suretiyle ödüllendirildiğini, buna rağmen yapılan iş akdi feshinin herhangi bir kanuni dayanağının bulunmadığını ileri sürerek her türlü hakları ile maddi ve manevi tazminat, kıdem, ihbar tazminatları, fazla mesai, primler ve sözleşmeden doğan hakları saklı kalmak üzere iş akdinin geçersizliğinin feshinin geçersizliğinin tespitine, İş Kanunu gereğince müvekkilinin 1 ay içinde işe başlatılmasına, başlatılmaması halinde 8 aylık ücreti karşılığında tazminat ödenmesine, çalıştırılmadığı süreler için 4 aylık ücret ve diğer tüm haklarının ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iş sözleşmesinin müvekkili tarafından 18/09/2015 tarihli fesih bildirimi ile davacının işyerindeki ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan tutum ve davranışlarda bulunması nedeni ile, işcinin işverenin güvenini kötüye kullanmasını, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunmasını düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi uyarınca feshedildiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan feshin geçerli olduğunu zira müvekkili şirketin toplantı odasına yerleştirilen ses kayıt cihazından davacının haberdar olmasına rağmen bunu saklama yoluna gittiğini, Avukat olarak görev yapan davacının sadakat borcunu yerine getirmediğini ve dürüstlük ilkelerine aykırı hareket ettiğini savunarak, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan deliller, tanık beyanları,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; dava konusu olayda davacının kayıt cihazını toplantı odasına koymadığı, kayıt cihazını koyan dava dışı 2 şirket çalışanı ile herhangi bir eylem ve düşünce birliğinin olmadığı, davacının kayıt cihazını koyan 2 şirket çalışanının tespit edildikten sonra olaydan haberdar olduğu, davalı şirketin de kabulünde olduğu, davacının 10 yıla yakın süredir davalı şirkette Avukat olarak çalıştığı göz önüne alındığında davaya konu olayda dava dışı 2 şirket çalışanı tarafından toplantı odasına konulan kayıt cihazının bulunmasından sonra şirket avukatı olarak kendisinden telefon ile hukuki sonuçları hakkında görüş isteyen dava dışı 2 şirket çalışanına verdiği hukuki görüş nedeniyle davacının davalı şirkette Avukat olarak çalışmış olmasından dolayı güven ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı düşünülemez, açıklanan gerekçelerle feshin geçerli nedenle yapılmadığı kanaatine varıldığından başkaca delil toplanmasına ve tanık dinlenilmesine gerek görülmeksizin süresinde ve usulüne uygun olarak açıldığı anlaşılan davanın kabulü ile feshin geçersizliğinin tespitine, davacının işe iadesine, işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminatının hizmet süresi ve yaptığı iş gözetilerek 5 aylık brüt ücreti olarak belirlenmesine karar verilerek hüküm kurulmuştur.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davalı iş yerinde çalışan dava dışı iki şirket çalışanının toplantı odasına gizlice ses kayıt cihazı yerleştirdikleri bu çalışanların toplantı sonrasında yerleştirildikleri ses kayıt cihazını geri almak için toplantı salonuna gittiklerinde yerleştirdikleri ses kayıt cihazının yerinde olmadığını görüp, bulunduğunu anladıkları, yaptıkları işin ortaya çıkmasından ve sonuçlarından korkan dava dışı bu işçilerin aynı zamanda kendi arkadaşları olan davacı ile irtibata geçip, konuyu aktardıkları ve nasıl davranmaları gerektiği hususunda akıl danıştıkları, davacı işçinin ise anılan dava dışı işçilere yaptıklarını işverene kendilerinin açıklayıp, özür dilemelerinin doğru olacağı yönünde tavsiyede bulunduğu, ancak olay işverenin soruşturması neticesinde ertesi gün açıklığa kavuşturuluncaya kadar bir şekilde öğrendiği ve açıkça suç teşkil eden bu olayı davalı işverenine iletmediği, savunması istenildiğinde bu durumu kabul ile birlikte dava dışı işçilerin kariyerleri ile oynamak istemediğini, şirketin bu durumu kendiliğinden ortaya çıkartacağını tahmin ettiğini söylediği anlaşılmaktadır.
Davacının davalı şirketin avukatı olduğu, açıkça suç teşkil eden eylemi öğrendiği halde bu durumu şirket yönetimine bildirmediği, bir yönüyle gizlemeyi tercih ettiği, doğruluk ve bağlılığa uymadığı açık olan bu davranış nedeniyle işverenin gerçekleştirdiği feshin haklı olduğu anlaşıldığından davanın reddi yerine kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
F) HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 230,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 11/04/2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.