Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/10963 E. 2019/13950 K. 21.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/10963
KARAR NO : 2019/13950
KARAR TARİHİ : 21.06.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının davalı bünyesinde 1995 tarihinden 12/06/2014 tarihine kadar aralıksız ve kesintisiz olarak asgari ücret ile çalıştığını, mesaisinin sabah 08.00 akşam 16.00 aralığında olduğunu, 16/06/2014 tarihinde davalıya ihtarname göndermek sureti ile eksik ödenen maaşı, yıllık izinlerinin ve kıdem tazminatının ödenmesini istediğini, akabinde işveren tarafından haklı neden iddiası ile iş akdinin feshedildiğini, fesihten sonra sadece 13 günlük maaşın ödendiğini ancak diğer alacak kalemlerinin ödenmediğini, davacının iş akdini 16/06/2014 tarihinde 4857 SK.nın 120 maddesi yollamasıyla 1475 sayılı Kanun’un 14/1/5. maddesi uyarınca emeklilik nedeni ile fesih etmiş olması üzerine hak kazandığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, öncelikle dava konusu taleplerin ücrete yönelik kısımlar için 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, davacının iş akdinin feshinde haksız olduğunu, bu nedenle kıdem tazminatı ile sair alacaklarını talep etmesinin mümkün olmadığını, işe gelmesi gerekirken ikinci kez rapor almak suretiyle iyiniyetli davranmadığını, iddia edildiği gibi çalışmasının 08.00-16.00 saatleri olduğu bu nedenle fazla mesai alacağının olmadığını, yıllık izin ve tatil ücretlerinin de kendisine kullandırılmak suretiyle giderildiğini, bu alacaklar kaleminde de haksız olduğunu, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya ait iş yerinde 01/10/1995-29/06/2014 tarihleri arasında aralıksız çalıştığı, kıdeminin 18 yıl 18 ay 28 gün olduğu, ancak taleple bağlı kılınarak 12/06/2014 tarihi itibarıyla kıdeminin 18 yıl 8 ay 17 gün olduğu, son ücretinin ise 1.071,00 TL olduğu, davacı işçinin iş akdini emeklilik nedeni ile sonlandırdığı, bu nedenle kanunun kendisine verdiği hakkı kullanarak iş akdini haklı nedenle feshettiği, bu haliyle emekliliğin davacıya haklı fesih imkanı tanığından davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarına göre davacının haftalık 9 saat fazla mesai yaptığı ve karşılığı ücretinin ödenmediği anlaşıldığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlü olduğu, işçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğinde olduğu, bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayıldığı, bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebileceği, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle iş yerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğinde olduğu, ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerektiği, bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabileceği, dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarına göre, davacının resmi bayramlarda çalıştığı, dini bayramlarda ise ilk 2 gün çalışmadığı ve karşılığı ücretinin ödenmediği anlaşıldığı, yıllık ücretli izinlerin kullanıldığına dair belge sunulmamış olup, davacının kıdemine göre hak kazandığı 412 günlük yıllık izin ücreti alacağı hesaplanarak hüküm altına alındığı, davalı ücrete yönelik kısımlar için zamanaşımı definde bulunmuş olup, fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının değerlendirilmesinde; davacının dava tarihi olan 18/07/2014 tarihinden geriye doğru 5 yıl gidildiğinde tespit edilen 18/07/2009 tarihinden sonraki çalışmaları için hesaplama yapılmış, önceki dönem çalışmalarının zamanaşımına uğradığı kanaati ile hesaplama dışı bırakıldığı, izah edilen gerekçelerle bilirkişi tarafından tanzim edilen 08/05/2015 tarihli rapor dosya muhteviyatına uygun ve karara dayanak teşkil edecek nitelikte görülmekle dava ve ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, fazla mesai ücreti bakımından;
Dava dilekçesinde davacının haftada 6 gün 08:00-16:00 saatleri arası çalıştığının belirtilmesine rağmen 08:00-18:00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılması HMK’nun 25. maddesine aykırı olup maddi vakıa aşımıdır. 08:00-16:00 saatleri arasındaki çalışmada ara dinlenme düşüldüğünde fazla mesai çalışması yapılamayacağı için fazla mesai ücreti talebinin tamamen reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
3-Yıllık izin ücreti ve maddi vakıa aşımı bakımından;
Dava dilekçesinde “davacının yıllık izinlerinin çalışmış olduğu yıllara göre eski ve yeni İş Kanunu hükümlerince 18, 24, 26’şar günden kullandırılması gerekirken davacı müvekkile her yıl için yalnızca 15 gün izin kullandırılmış olması” şeklindeki açıklamaya rağmen 412 gün yıllık ücretli izin alacağı hesaplanmıştır.
Dava dilekçesindeki bu beyana göre toplam yıllık izin hakkından düşüm yapılmadığı kanaati doğmaktadır. Düşüm varsa bile nasıl yapıldığı denetlenememektedir.
Dava dilekçesindeki bu beyana göre davacının kullandığını belirttiği süreler toplam hakkından düşülmelidir, hesaplama da denetime elverişli olmalıdır. Bu hususların düşünülmemesi hatalıdır.
4-Ulusal bayram genel tatil alacağının sübutu bakımından;
Davacı tanıklarından biri sadece belli bir tarihe dek bilgi sahibidir, diğer davacı tanığı ise davalı yanında çalışmamıştır. Dolayısı ile davalıda çalışması nedeni ile belli bir tarihe kadar bilgi sahibi olan davacı tanığı G.K.nın bildiği dönem tespit edilerek bu dönem için hesaplama olduğu gibi bırakılmalı, G.K.nın bilmediği dönem için ise davalı tanıklarına göre sadece resmi bayramlar hesaplanmalıdır.
5-Ulusal bayram genel tatil ücreti alacağı bakımından;
Tanığa göre hesaplanmasına rağmen hakkın özüne dokunmayacak oranda bir takdiri indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.