Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/16901 E. 2020/11895 K. 14.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16901
KARAR NO : 2020/11895
KARAR TARİHİ : 14.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının, davalıya ait… Balıkçılık isimli işyerinde 27.07.2007 tarihinde işe başladığı, işten çıkarıldığı 27.08.2013 tarihine kadar … ili … Karaduvar arasında toptan balık alım-satımı ve depodan yapılan dağıtım ve işverene ait olan ve depo ile aynı yerde bulunan lokantada çalıştığını, bu çalışmalara ilişkin … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/437 esas sayılı dosyası ile dava açtığını ve hüküm verildiğini, ilgili dava dosyasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını, 2014/437 esas sayılı dosyasında bilirkişi raporu ile tespit edilen bakiye kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının aynı vakıalara dayalı … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/437 esas sayılı dosyasının olduğunu, 2014 /437 esas sayılı dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, ilgili dosyadan verilen hükmü temyiz ettiklerini ve dosyanın Yargıtay aşamasında olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Dosya kapsamından, incelenen bu dosyanın aslında … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/437 esas saylı dosyasında tespit edilen ancak davacının ıslah yapmadığı için belirlendiği halde hüküm altına alınmayan fazlaya ilşkin kısmın tahsiline yönelik olduğu, ilgili dosyanın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 24.02.2020 tarihli ve 2017/14256 esas, 2020/2874 karar sayılı ilamıyla görev yönünden bozulduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla işbu dosyada da ilk uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4.maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre iş mahkemelerinin görevi, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya iş kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesidir. İşçi sıfatını taşımayan kişinin talepleriyle ilgili davanın, iş mahkemesi yerine genel görevli mahkemelerde görülmesi gerekir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçiş hükümleri başlıklı geçici 1. maddesinin 1. bendinde “Mülga 5521 sayılı Kanun gereğince kurulan iş mahkemeleri, bu Kanun uyarınca kurulmuş iş mahkemeleri olarak kabul edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar, açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam olunur.”, 3. bendinde ise “Başka mahkemelerin görev alanına girerken bu Kanunla iş mahkemelerinin görev alanına dâhil edilen dava ve işler, iş mahkemelerine devredilmez; kesinleşinceye kadar ilgili mahkemeler tarafından görülmeye devam olunur.” düzenlemeleri getirilmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 4.maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca, 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’nun 2. maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde bu kanun hükümleri uygulanmaz.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesine göre esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak belirtilmiştir. 507 sayılı Kanun, 5362 sayılı Kanun’un 76. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin ikinci cümlesi ile diğer kanunların 507 sayılı Kanuna yaptıkları atıfların 5362 sayılı Kanuna yapılmış sayılacağı açıklanmıştır.
Esnaf ve sanatkâr faaliyeti kapsamında kalan işyerinde üç kişinin çalışması halinde, 4857 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (ı) bendi uyarınca, bu işyeri İş Kanununun kapsamının dışında kalmaktadır. Maddede üç işçi yerine “üç kişi”den söz edilmiştir. Bu ifade, işyerinde bedeni gücünü ortaya koyan meslek ve sanat erbabını da kapsamaktadır. İşinde bedeni gücü ile çalışmakta olan esnaf dahil olmak üzere toplam çalışan sayısının üçü aşması durumunda işyeri 4857 sayılı Kanuna tabi olacaktır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 24.02.2020 tarihli ve 2017/14256 esas, 2020/2874 karar sayılı ilamında “…….. davalı işyerinin balıkçı olduğu anlaşılmaktadır. Taraf tanıkları, davalının kendi işyerinde fiilen çalışıp çalışmadığı ve işyerinde toplamda kaç kişinin çalıştığı hususlarında herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Dosyada bulunan iş yeri kayıtlarında da davalı iş yerinde 2 kişinin çalıştığının dava dışı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece; taraf tanıklarının yeniden celbi ile davalının işyerinde fiilen çalışıp çalışmadığı ve işyerinde toplamda kaç kişinin çalıştığı hususlarında ayrıntılı beyanları alınmalı, ayrıca davalının esnaf kaydının olup olmadığı, basit usulde mi vergilendirildiği, işletme hesabı esasına göre mi defter tuttuğu, vergiden muaf olup olmadığı araştırılmalı ve yukarıdaki ilkelere göre görev hususu bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.” gerekçesi ile kararın bozulduğu görüldüğünden, işbu dosyada da Mahkemece görev hususunun kamu düzeninden olduğu ve görevli olup olmadığını resen incelemesi gerekir. Eksik araştırma ve inceleme ile işin esasına girerek karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebepden BOZULMASINA, bozma nedenine göre esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.