Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/17379 E. 2020/16611 K. 24.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/17379
KARAR NO : 2020/16611
KARAR TARİHİ : 24.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait işyerinde endüstriyel amaçlı elektron demeti kaynak makinesi operatörü olarak 17/02/1990-01/10/2012 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, 3 vardiyalı sistemde haftada 6 gün, günde yarım saat ara dinlenmesi bulunduğunu, fiilen 7,5 saat çalıştığını, Radyoloji, Radyom ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Tüzüğün 21. maddesine aykırı olarak günde 5 saatten fazla çalıştırıldığını ancak bu fazla çalışmalarının ücretinin kendisine ödenmediğini, yine şua izinlerinin ilgili tüzüğün 24. maddesi uyarınca kullandırılmadığını, her ne kadar düzenleme Tedavi Müesseseleri hakkında düzenlenen Tüzükle yapılmışsa da Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği’nin 2. maddesinde radyasyon görevlisinin ” Sürekli olarak denetimli alanlarda veya radyasyon kaynaklarıyla çalışan kişi” olarak tarif edildiğini, müvekkilinin iş yerinde sürekli olarak radyasyon kaynaklarıyla çalıştığını, şua izninin amacının radyasyona maruz kalan kişinin dinlendirilmesi ve radyasyondan yılda 4 haftalığına uzaklaştırılarak radyasyonun olumsuz etkilerinden korunması olduğunu, Anayasa’nın 10. maddesinin Kanun önünde eşitlik olduğunu, iş hukukunun temel ilkesi olan işçi yararına yorum ilkesinin doğal bir sonucu olarak müvekkilinin ve müvekkili gibi radyasyona maruz kalarak radyoaktif maddelerle etkileşim içinde bulunarak çalışan işçilerinde şua iznine hak kazandığının kabulünün hakkaniyete, eşitlik ilkesine ve Anayasal düzenlemelere uygun olacağını ileri sürerek fazla çalışma ve şua izin alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının bahsedilen yasa ve yönetmelik kapsamında olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının 3153 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
3153 sayılı Radyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanunun 1. maddesi; “Münhasıran röntgen şuaı vasıtasile teşhis veya hem teşhis ve hem tedavi yahut radiyom veya radiyom emanasiyonu yahut radiyom mürekkebatile veya her türlü elektrik aletlerile tedavi yapmak için müessese açmak Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin iznine bağlıdır.” şeklinde düzenlenmiş, bu müesseselerin bina vasıfları ve hastalar ile mütehassısları ve orada çalışan veya bulunan başkalarını elektrik cereyanı ve röntgen şuaı ve radyom arızalarından koruyacak tertipler ile bunlara ait levazımın şartları ve radyom için bir müessesede bulunması lazım gelen en az miktar ve elektrik ile tedaviye mahsus aletlerin vasıf ve şartları Radyoloji, Radyom ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamname’de tespit edilmiştir.
30.01.2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 5947 sayılı Üniversite ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 9. maddesi ile 3153 sayılı Radyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanuna eklenen ek 1. maddede “İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personelin haftalık çalışma süresi 35 saattir. Bu süre içerisinde, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirtilen radyasyon dozu limitleri de ayrıca dikkate alınır. Doz limitlerinin aşılmaması için alınması gereken tedbirler ile aşıldığı takdirde izinle geçirilecek süreler ve alınacak diğer tedbirler Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” hükmü öngörülmüştür.
Radyoloji, Radyom ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamname’nin 24. maddesinde “Bu gibi müesseselerde, her röntgen mütahassısının veya röntgen ve radyom ile iştigal eden kimsenin senede dört hafta muntazaman devamlı tatil yapması mecburidir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut olayda; davacı, davalı işyerinde endüstriyel amaçlı elektron demeti kaynak makinesi operatörü olarak olarak çalıştığını ve radyasyon kaynağı ile çalışan radyasyon görevlisi olduğundan Anayasanın eşitlik ilkesi dikkate alınarak 3153 sayılı Kanuna ve bu Kanuna göre çıkartılan Nizamnameye göre fazla çalışma ve şua izni haklarından davacının da yararlanması gerektiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise davacının günde 7,5 saat yasaya uygun olarak çalıştırıldığını 3153 sayılı Kanunun uygulanamayacağını savunmuştur.
Mahkemece Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından davacının çalıştığı Endüstriyel Amaçlı Elektron Demeti Makinası Kullanma ve Bulundurma Lisansının 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanununun 4 (d) maddesi uyarınca yayımlanan Radyasyon Güvenliği Tüzüğü ve Yönetmeliği hükümlerine göre verildiği, davacının Radyoloji, Radyom ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamnamenin 23. maddesinde belirtildiği şekilde düzenli olarak muayenelerinin yapıldığı, davacının işe başladığı tarihten itibaren Elektron Demeti Kaynak Makinasında çalıştığı, Elektron Demeti Kaynak makinasının bulunduğu atölye için düzenlenen ME 1133 Radyasyon Güvenliği ve Tehlike Durum Planı talimatının da Radyasyon Güvenliği Tüzüğü ve Yönetmeliğine göre hazırlandığı, talimatın EK-1 Arşivlenecek kayıtlar bölümünde, belirtilen makinada çalışan personel için Radyasyon görevlileri unvanının belirtildiği görülmüş, davacının 3153 sayılı Kanun kapsamında çalıştığı, davacının günlük çalışma süresinin 5 saat olması gerektiği, yıllık 4 hafta şua izni alacağı bulunduğu kanaatiyle hüküm kurulmuştur.
3153 sayılı Kanunda, yasanın kapsamı açısından; yapılan işin ve çalışılan işyerinin niteliği üzerinden belirleme yapıldığı görülmektedir. Bu açıdan anılan Kanunun; radyoloji, radyom ve elektrikle tedavi ile iştigal sağlık kuruluşları ve diğer fizyoterapi müesseseleri hakkında, yine iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi ve araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personel için uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Ancak davacı işçi tarafından, davalı işyerinde endüstriyel kaynak işlemleri yapılmakta olup söz konusu işin 3153 sayılı Kanunda belirtilen iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırma faaliyetlerinin dışında olduğu açık olduğundan, davacının söz konusu kanun hükümlerinden faydalanamayacağı anlaşılmakla, bilirkişi tarafından yapılan hatalı değerlendirmeye göre karar verilmesi isabetsizdir.
Ayrıca, Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalıştırılması Gereken İşler Hakkında Yönetmelik kapsamına giren işlerde çalışmada kullanılan maddelerin özellikleri, çalışma şartları, uygulanan teknoloji ve alınan teknik ve idari toplu koruma önlemlerinin iş güvenliği ve sağlığı bakımından önemine göre çalışma saatleri yedibuçuk saat ile sınırlandırılmıştır. Bu çerçevede yönetmelikte sayılan işlerde çalışan işçiler için “günlük yedi buçuk saat üzeri” olan çalışmaların fazla çalışma olarak nitelendirilmesi gerekir. Söz konusu yönetmeliğin 4. maddesinde, günde azami yedibuçuk saat çalışılabilecek işler sayılmış; bunlar arasında radyoaktif ve radyoiyonizan maddelerle yapılan işler, bu bağlamda 3153 sayılı Kanunun ek 1. maddesinde yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla doğal ve yapay radyoaktif, radyoiyonizan maddeler veya bütün diğer korpüsküler emanasyon kaynakları ile yapılan işlere yer verilmiştir. Somut olayda da dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının anılan yönetmelik kapsamındaki işte çalıştığı anlaşıldığından, davacı işçinin günlük yedibuçuk saati aşan çalışması bulunmadığından fazla çalışma ücretine hak kazandığının kabulü isabetsiz olmuştur.
Keza davacının çalıştığı işyeri ilgili nizamnamede bahsi geçen müesseselerden olmayıp davacı tarafından yapılan işin de, niteliği gereği iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırma faaliyetlerinin dışında olduğu ve bu itibarla davacının 3153 sayılı Kanuna tabi olmadığı anlaşılmakla, bu kanuna dayanılarak çıkartılan Nizamnamenin 24. maddesi gereğince şua izin alacağı talebinin kabulüne karar verilmesi de hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.11.2020 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Dosya kapsamına göre davacı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından işyerine kurulumu yapılan ve lisans verilen Radyasyon Kaynağı vasfını haiz endüstriyel amaçlı kaynak makinesinde operatör olarak çalışmaktadır. Bu makine için Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinin uygulanacağı ve yine uyulması gereken kurallar açık olarak Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından belirlenmiştir. Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinin 4/h bendinde Radyasyon Görevlisi tanımı yapılmış olup; radyasyon kaynağı ile yürütülen faaliyetlerden dolayı görevi gereği bu Yönetmeliğin 10.maddesinde toplum üyesi kişiler için belirtilen doz sınırlarının üzerinde radyasyona maruz kalma olasılığı olan kişi olarak tanımlanmıştır. Yönetmeliğin 10. maddesi a) bendinde ise Radyasyon görevlileri için etkin doz ardışık beş yılın ortalaması 20 mSv’yi, herhangi bir yılda ise 50 mSv’yi geçemez. Bu makinede çalışan kişiler de radyasyon görevlisi olarak sayılmış olup izin verilen doz sınırları da Radyasyon Güvenliği yönetmeliğinde belirlenen sınırlardaki gibi düzenlenmiştir.
Davacı, davasını açarken Anayasamızın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinden bahsetmiş olup 3153 sayılı yasada belirtilen haklardan radyasyon görevlisi olan radyasyon kaynağı ile çalışan davacının yararlanmasının eşitlik ilkesine ve hakkaniyete uygun olacağını belirtmiştir.
Gerçekten bu konuda bir yasal boşluk söz konusu olup TMK 1. maddesine göre hakim yasada bir hüküm yoksa örf ve adete göre burada da hüküm yoksa kendisini yasa koyucu gibi düşünüp ona göre karar verecek, karar verirken de bilimsel öğreti ve içtihadlardan yararlanacaktır.
Dosya kapsamındaki belgelere göre davacı radyasyon görevlisi olup dozimetre taşıması zorunludur. Radyasyon kaynaklarıyla çalışan radyasyon görevlileri olan sağlık çalışanlarına şua izni ve günlük 5 saat çalışma hakkı tanındığına göre bu haklardan bu konuda yasal düzenleme yapılıncaya kadar sağlık sektöründe çalışmayan ancak aynı şekilde radyasyon kaynaklarıyla çalışan radyasyon görevlisi olarak tanımlanan diğer işçilerin de yararlandırılmasının Anayasanın eşitlik ilkesine uygun olacağı bu nedenle Mahkeme hükmünün ONANMASINA karar verilmesi düsüncesinde olduğumuzdan çoğunluk görüşüne katılamamaktayız. 24/11/2020