YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/17867
KARAR NO : 2020/13708
KARAR TARİHİ : 27.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 28/03/2006 tarihinden iş akdinin haksız olarak feshedildiği 30/05/2013 tarihine kadar iş makinası operatörü olarak günde 12 saatten fazla çalıştığını, en son 2.000 TL ücret ödendiğini, aylık ücretlerinin düzenli ödenmediğini, davalının müvekkiline işten ayrıldığında hiçbir tazminat ödemediğini ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile ücret, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği gibi müvekkili iş yerinde 2006 yılından beri değil 30/11/2012 tarihinden 12/07/2013 tarihine kadar çalıştığını, aylık ücretinin bordroda gösterilen miktar olduğunu, davacının 02/07/2013-09/07/2013 tarihleri arasında işe gelmediği için noter aracılığıyla 09/07/2013 tarihinde çekilen ihtarnamede 3 gün içinde gelmemenin mazereti ile ilgili belge verilmesi aksi halde iş akdinin feshedileceğinin ihtar edildiğini, belge sunmadığı için de 12/07/2013 tarihinde çıkışının verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının hizmet süresi uyuşmazlık konusudur.
İş hukukunda çalışma olgusunu ve hizmet süresini ispat yükü, bunu iddia eden işçiye düşer. Çalışma olgusu her türlü delille kanıtlanabilir. Çalışmanın ispatı konusunda, SSK ve işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Özellikle iddia edilen çalışma döneminde SSK kayıtlarındaki işverenlerin araştırılması ve kayden görünen işverenlerle işçi arasında iş görme ediminin yerine getirilip getirilmediği, kaydın ne şekilde oluştuğu araştırılmalıdır.
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır. Tanıklar belirli bir dönem çalışmışlarsa ve başkaca delil yok ise beyanlarının belirtikleri dönemle sınırlandırılması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece davacı işçinin davalıya ait işyerinde 31.03.2006-12.07.2013 tarihleri arasında çalıştığı kabul ediliş ise de, dosyada mevcut davacıya ait hizmet döküm cetvelinde özellikle 2011-2012 yıllarında dava dışı bir kısım işverenler tarafından sigorta primleri yatırıldığı görülmüştür. Bu nedenle, hizmet döküm cetvelinde davacının çalıştığı işverenlere yönelik araştırma yapılarak, davalı işverenlik ile hukuki ve fiili bağlantıları bulunup bulunmadığı ortaya konulmalı, tespit edilecek hizmet süresi esas alınarak talep konusu işçilik alacakları hesaplatılıp hüküm altına alınmalıdır. Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
3-Dava dilekçesinde davacı işçi 2013 yılı Mart ayı maaşından ödenmeyen 900,00 TL alacağı bulunduğunu iddia etmiş, Mahkemece de bu talep hüküm altına alınmıştır. Dosya içeriğine göre davalı tarafından sunulan banka dekontlarında “2013 yılı Mart maaşı ödemesi” açıklamasıyla davacıya 09.04.2013 tarihinde 799,00 TL ödeme yapıldığı görülmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı işverence yapılan söz konusu maaş ödemesinin hesaplama sırasında mahsup edilmemesi isabetsizdir.
4-Taraflar arasında davacının yıllık ücretli izin alacağının bulunup bulunmadığı konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Davacı yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürmüş, davalı ise yıllık izinlerini kullandığını savunmuştur.
Dosyaya davacının yıllık izin kullandığına dair imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge sunulmamıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesinde, hakimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup, madde uyarınca hakim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı işyerinde 7 yılı aşkın çalışması olduğu tespit edilen davacının tüm çalışma süresi boyunca hak ettiği yıllık ücretli izin süresinin 110 gün olduğu belirlenmiş ve davacının hiç izin kullanmadığı kabul edilerek karar verilmiştir. Davacının uzun yıllar (7 yıl boyunca) yıllık ücretli izin kullanmadan çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 31. maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde; mahkemece, davacı asilin çalışma süresi boyunca ücretli izin kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise kaç gün yıllık ücretli izin kullandığı konusunda beyanı alındıktan sonra sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmelidir.
Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.