YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/18294
KARAR NO : 2020/14874
KARAR TARİHİ : 05.11.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkili işçinin 14/04/2015 tarihinde emekli olduğunu, 2001 yılında kadroya geçirildiğini, sendikalı olduğunu, hesaplamalarda Toplu İş Sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Yargıtay kararlarına göre yılda 11 ayın üzerine çıkan çalışmalarda yıllık izin hakkının bulunduğunu, hak ettiği izinler kullandırılmadığı gibi ücretinin ödenmediğini ileri sürerek yıllık izin ücret alacağının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının hak edip kullanmadığı izin gün sayısının 31 gün olduğunu belirterek haksız açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti :
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında davacının yıllık izin ücreti alacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Sözleşmenin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da, iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
Yıllık izin hakkı anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı taraf yıllık izinlerin Toplu İş Sözleşme hükümlerine göre kullandırılmadığını ve yıllık izin ücretinin ödenmediğini iddia etmektedir. Bilirkişi tarafından davacının mevsimlik çalıştığı dönemde sadece 1999 yılı 330 günü aşan çalışması olduğu ve izin ücretine hak kazandığı, Toplu İş Sözleşmesine göre 1999-2000 arası 28 gün, 2000 yılı 330 gün altında çalışma sebebi ile izin hakkı bulunmadığı, 2001-2002 arası 28 gün yerine 30 gün ve 2002-2003 arası 28 gün yerine 30 gün üzerinden toplam 448 gün izin hakkı bulunduğu belirtilerek kullandığı tespit edilen 387 gün iznin düşümü ile bakiye 61 gün yıllık izin ücret alacağı 4.857,99 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece, davacının 10/06/1987 tarihinden itibaren Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü’nde çalışmaya başladığı, 02/02/2001 tarihinde kadroya geçtiği, sendika üyesi olduğu, mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönemler itibariyle 1999 yılında 11 ayın üzerinde çalıştığı için bu sene itibariyle yıllık izine hak kazandığı, davacının emekli olduğu tarih itibariyle 446 gün izin hakkının bulunduğu, 387 gününü kullandığı, 59 gün yıllık izin hakkının kaldığı, buna göre 4.991,12 TL net yıllık izin alacağının bulunduğu resen tespit edilerek davacının kıdem tazminat bordrosu ile ödenen 30 gün izin ücret alacağı 2.643.96 TL mahsup edilmek sureti ile 2.347,16 TL yıllık izin ücreti kabul edilmiştir. Mahkemenin davacının 59 izin hakkı bulunduğuna ilişkin tespiti ve yapılan mahsup işlemi dosya kapsamına uygun ise de, bilirkişi tarafından 61 gün yıllık izin ücreti 111,22 TL ücret üzerinden kesintiler sonrası net 4.857.99 TL hesaplanmasına rağmen mahkemece resen yapılan hesaplama sonucu 59 gün yıllık izin ücretinin net 4.991,12 TL olarak daha yüksek çıkmasının yöntemince açıklanmaması hatalı olmuştur.
Davacının Toplu İş Sözleşmesi’nin 35. maddesine göre bir yıldan beş yıla kadar İş Kanunu ve Yıllık İzin Yönetmeliği esasları içinde bir yıldan beşyıla kadar (beş yıl dahil ) 22 gün, beş yıldan 10 yıla kadar çalışmalarda 28 gün ve on yıldan fazla çalışmalarda 30 gün izin verileceği düzenlenmiştir. Yıllık izin tablosu dikkate alındığında davacının 2003 yılı itibari ile 30 gün izne hak kazandığı, dolayısı ile 1999 yılı 28 gün, 2001 yılı 28 gün ve 2002 yılı 28 gün, 2003 yılı ve sonrası 30 gün üzerinden toplam 446 gün izin hakkı bulunduğu anlaşılmakla, kullanılan 387 gün düşülmesi ile bakiye 59 yıllık izin ücreti günlük 111,22 TL yevmiye üzerinden brüt 6.561.98 TL, kesintiler sonrası net 4.705.07 TL olarak hesaplanmaktadır. Kıdem tazminat bordrosu ile ödendiği anlaşılan 2.643.96 TL mahsubu sonucu davacının 2.061.11 TL yıllık izin ücret alacağının mahkemece kabulü gerekirken yazılı şekilde hatalı hesaplamaya itibarla hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 05/11/2020 gününde oybirliği ile karar verildi.