Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/18707 E. 2020/15595 K. 10.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/18707
KARAR NO : 2020/15595
KARAR TARİHİ : 10.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 01.04.2014-19.01.2015 tarihleri arasında çalıştığını, çalıştığı dönemde sendikaya üye olduğunu ve üyeliğinin davalı kuruma bildirildiğini, üyesi bulunduğu sendika ile davalı arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesi gereğince ödenmesi gereken alacaklarının kendisine ödenmediğini ileri sürerek, çocuk yardımı, aile yardımı, yemek bedeli, yakacak yardımı, ek gıda yardımı, bayram yardımı, giyim yardımı, temizlik yardımı, ücret alacağı (taban ücret ve ücret zammı), kıdemlilik zammı, iş güçlülüğü zammı, ikramiye ve ilave tediyeler, araç tahsisi ücreti, süt ve yoğurt yardımı ücret alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının başka bir kuruma nakil olduğunu, talep konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz :
Karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, hükmü temyiz eden tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Taraflar arasında çözümlenmesi gereken ilk uyuşmazlık davacının araç tahsis ücreti alacağına hak kazanıp kazanmadığı konusundadır.
Davacı 6360 sayılı Yasa gereği 01.04.2014 tarihinden itibaren davalı kurum nezdinde görevlendirildiğini ve davalı ile toplu iş sözleşmesi imzalayan … Sendikasına üye olduğunu iddia ederek, toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümlerine atıf yapılarak alacak talebinde bulunmuştur. Dosya kapsamına göre, 15.04.2014 tarihinde sendikaya üye olan davacının üyeliğinin davalı Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresine bildirildiği anlaşılmakta olup, üyesi olduğu sendika ile davalı idare arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanacağına ilişkin mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, davalı idarenin dosya kapsamında yer alan cevabi yazısı gerekçe gösterilerek araç-yol yardımı ücreti talebinin mahkemece reddedilmesi dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Söz konusu yazı incelendiğinde, içeriğinde genel ifadelerin bulunduğu, davacıya ve davacının ikamet ettiği mahal için ve davacının servis hizmetinden faydalanıp faydalanmadığına ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği görülmektedir. Bu durumda, davalı yazı cevabının, davacının servis hizmetinden yaralandığı şeklinde yorumlanması isabetsiz olup, mahkemece, davacının üyesi olduğu taraf sendika ile davalı idare arasında bağıtlanan ilgili dönem Toplu İş Sözleşmesinin 62. maddesi hükmü gözetilerek, davalı tarafından davacıya maddede öngörülen şekilde servis hizmeti sağlanıp sağlanmadığının yöntemince araştırılması ve araç yol yardımı ücretine yönelik talebin tüm dosya kapsamındaki delil durumuna göre yeniden değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 194. maddesinde, somutlaştırma yükü düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrası uyarınca, taraflar dayandıkları vakıaları, ispata elverişli bir şekilde somutlaştırmakla yükümlüdür. Madde gerekçesinde, maddenin ihdas amacının, uygulamada genel geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek olduğu belirtilmiştir. Gerekçenin devamında, “Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi söz konusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen sonuçlarına katlanacaktır.” şeklindeki ifadelere yer verilerek somutlaştırma yükünün anlam ve önemi vurgulanmıştır.
Somut olayda, davacı yaralanmakta olduğu Toplu İş Sözleşmesinin ilgili hükümleri gereğince ödenmesi gereken, çocuk yardımı, aile yardımı, yemek bedeli, yakacak yardımı, ek gıda yardımı, bayram yardımı, giyim yardımı, temizlik yardımı, ücret alacağı (taban ücret ve ücret zammı), kıdemlilik zammı, iş güçlülüğü zammı, ikramiye ve ilave tediyeler, araç tahsisi ücreti, süt ve yoğurt yardımı ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Ne var ki, dava dilekçesinde, talep konusu yapılan uyuşmazlık konusu her bir alacak kaleminin ne tutarda talep edildiği belirtilmemiş, 15 farklı alacak için toplam tutar belirlenerek dava ikame edilmiştir. Mahkemece bu konudaki eksiklik giderilmeden, tüm alacak talepleri yönünden tek toplam tutar üzerinden tahsil hükmü kurulması, davacının davasını somutlaştırma yükümlülüğüne aykırı olduğu gibi, infazda da tereddüt yaratır mahiyettedir. Bu nedenle, davacıya davasını somutlaştırma yükümlülüğü çerçevesinde dava dilekçesinin açıklattırılması, hangi alacak kaleminin ne tutarda dava konusu yapıldığının belirtilmesinin istenilmesi ve oluşacak sonuç dairesinde hüküm kurulması gerekmektedir.
Anılan yön gözetilemeden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 297. madde hükmüne aykırı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma sebebidir.
4- Kabule göre ise, taraf vekilleri yararına dava ve ıslah dilekçesindeki talepler gözetilerek hüküm altına alınan alacak tutarları üzerinden A.A.Ü.T. ne hesaplanacak göre nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücreti takdir edilmesi isabetli değildir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, 10.11.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.