Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/18725 E. 2020/15615 K. 10.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/18725
KARAR NO : 2020/15615
KARAR TARİHİ : 10.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili,müvekkilinin, davalı işyerinde 19.11.1999-18.05.2013 tarihleri arasında çalıştığını, davalı şirketin ortakları arasındaki problem nedeni ile iş sözleşmesinin sonuna doğru müvekkili istifaya zorladıklarını, davalı şirket müvekkilinin net 1.150,00 USD maaş almasına rağmen sigortasının asgari ücretten gösterdiğini, ayrıca son on ay boyunca çok cüzi maaş aldığını ve bu dönemde 20.000,00 TL maaş alacağını alamadığını, müvekkili yıllarca Kemerde özellikle yaz aylarında geç saate kadar turizme bağlı ticarethanelerin açık olması sebebi ile sabah 08.30’dan gece 24.00’e kadar çalıştığını, kış dönemlerinde gece 22.00’e kadar çalıştığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı şirket yetkilisi,davacının iş sözleşmesinin sonuna doğru istifaya zorladığı iddia edilmesi gerçek dışı olduğunu, davacının herhangi bir neden göstermeksizin iş yerine gelmediğini,davacının 02.03.2013 tarihinde … Döviz ve Altın Tic. A.Ş’de işe başladığını yaptıkları araştırmada tespit ettiklerini, davacı fesih ihbarında bulunmadan başka bir işyerinde çalışmaya başladığını, davacı müvekkili şirketine gelir ve statü kaybına uğratmış bulunduğu için kıdem ve ihbar tazminatı talebinde bulunamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının ücret alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez.
Somut olayda,davacı taraf iş sözleşmesinin 18.05.2013 tarihinde feshedildiğini, işten çıkarıldığı aydan geriye doğru on aylık ücretinden bakiye 20.000 TL ücret alacağının bulunduğunu ileri sürerek ödenmeyen ücret alacaklarını talep etmiştir.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda fesih tarihinden geriye doğru davacının son on aylık ücret alacağı hesaplanmıştır.
Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre davalı işyerinin 31.12.2012 tarihinde kapandığı, iki tarafında kabulüne göre 31.12.2012 tarihinden sonra davacının işyerinde fiili çalışmanın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda kıdem tazminatı ve fazla mesai alacaklarının 31.12.2012 tarihi dikkate alınarak hesaplandığı anlaşılmaktadır. Davacının fiilen çalışmadığı iş karşılığı ücrete hak kazanması mümkün değildir. Hal böyle olunca davacının 31.12.2012 tarihinden sonra işyerinde fiili çalışmasının bulunmadığı ve ücret çalışma karşılığı olduğundan buna göre ücret alacağının değerlendirilmesi gerekli iken yazılı gerekçe ile hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olanan hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.11.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.