YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/22694
KARAR NO : 2017/12879
KARAR TARİHİ : 12.09.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, sendikal tazminat ile genel tatil ücreti ve fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, sendikal tazminat, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ve bu karara uygun şekilde düzenlenen HMK. nun 298/2. Maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta;
Mahkemenin gerekçeli kararında dava dilekçesi özetlenmiş, davalı savunması kısaca yazılmış, bozma öncesi ilk mahkeme kararının hüküm fıkrası ile bozma ilamına ilişkin gerekçe ve toplanan delillerden söz edilmiş ise de; delillere ilişkin bir tartışılma yapılmamış, hangi sebeple iddiaya değer verildiği ve davacının kabul edilen alacaklarının hesabına esas unsurları belirtilmemiş,
Gerekçe olarak “3/12/2016 havale tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamına ve Yargıtay bozma ilamına uygun olduğu, Deniz İş Kanununa tabi olarak çalışan davacının bilirkişi raporunda belirtilen miktarda alacaklara hak kazandığı kanaatine varılmakla” şeklinde bir açıklama yapılmıştır. Mahkemenin bu açıklaması Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ nın 141. ve HMK. nun 297. maddesinin amaçladığı gerekçe değildir.
Ayrıca Mahkemece kararın gerekçe kısmında “Deniz İş Kanununda; 1475 sayılı İş Kanununun 14. Maddesinde ve 4857 sayılı İş Kanununun 34. Maddesinde olduğu gibi kıdem tazminatına ve ücrete akdin feshi tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi işletileceğine dair herhangi bir hüküm kurulmadığı dikkate alınarak, söz konusu alacaklara dava tarihinden ve ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş,” şeklinde açıklamaya yer verilmesine rağmen hüküm fıkrasında kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarına banka mevduat faizi işletilmesi 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve HMK. nun 298/2. maddesine aykırıdır.
Sonuç olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ nın 141 ve HMK. nun 297. maddesinin amaçladığı anlamda gerekçe taşımayan ve gerekçe/hüküm çelişkisi içeren kararın bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 12.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.