YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/24102
KARAR NO : 2017/15922
KARAR TARİHİ : 17.10.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; mağaza müdürü ünvanı ile 28/04/2009 tarihinden 16/09/2014 tarihine kadar çalıştığını, 15/09/2014 günü yapılan sayım sonucunda eksiğin KDV ile birlikte toplam 77.000,00 TL olduğunun beyan edildiğini, sayım farkının yer aldığı tutanağın davacıya zorla imzalatılmak istenildiğini, davacının şerh düşerek imzaladığını, ürünlerin eksik çıkması durumunun davacının üstüne yıkılmak istenildiğini, sistemsel hatalara yönelik hiçbir araştırma yapılmadığını, davacı işten ayrıldıktan sonra yapılan sayımlarda yine açık çıkması durumunun sistemsel bir hata olduğunun en büyük göstergesi olduğunu, davacının 77.000,00TL’lik senedi imzalamayı kabul etmemesi üzerine istifa dilekçesi imzalamaya zorlandığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek, işe iadesine,4 aylık boşta geçen süre ücreti ve 8 aylık ücret karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini,davacının müdürü olduğu mağazada hiçbir zaman uzun süreli personel tutamadığını, davacının toplamda 47 gün izin kullandığını, mal kaybının 41 günlük sürede gerçekleştiği ve çalışmadığı süre içinde kendisinin denetiminde sorumlu olduğu personel tarafından yapılmış olduğu gibi bir iddianın kabul edilemeyeceğini, davacının izinden döndükten sonra sayım talebinde bulunduğunu, bu talepten önce son sayımın 04/03/2014 tarihinde yapıldığını ve herhangi bir açık çıkmadığını, 04/03/2014 ile 15/04/2014 tarihleri arasında mağazaya giren ürünlerin mağazaya giriş tarihlerinin davacının mağazada bulunduğu tarihler olduğunu, izin dönüşü yapılan ilk stok sayımının 08/09/2014 tarihinde yapıldığını, 77.000,00 TL KDV dahil stok açığı ortaya çıktığını, sayım sonucunun tüm personel ile birlikte imzalandığını, sayım sonuçlarının davacıdan gizlenmediğini, davacının itirazı üzerine bu sayımın iptal edildiğini, 15/09/2014 tarihinde yeniden sayım yapıldığını, her iki sayım sonucunda hemen hemen çoğu ürünün stokta olması gereken sayıda çıkmadığının görüleceğini, sayım sonuçlarının sistem üzerinden de kontrol edildiğini, problemli ürünlerin stok düzeltmelerinin yapıldığının tespit edildiğini, sayım tutanağını imzalaması için davacının zorlanmadığını, sistemde hata olmadığının bizzat davacının yanında tespit edildiğini, bunun sistemsel bir hata olmadığını, depo kontrolü yapılmadığından dolayı oluştuğunu, davacının zilyedliğine devredilmiş ürünler üzerine kendi yararına tasarrufta bulunması ve müvekkili şirketi önemli ölçüde zarara uğratması nedeni ile iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak,davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle;Tüm dosya kapsamı, dosyaya sunulan mağazacılık el kitabı ve 04/12/2015 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; İş akdinin fesih tarihi itibariyle davacının davalı iş yerindeki kıdemi 6 aydan fazla olup, feshin tebliğ tarihine göre dava yasal 1 aylık süre içinde açıldığı, stok açığına ilişkin irsaliyelerde ve kargo gönderilerinde davacının imzasının bulunmaması, mağazacılık el kitabına göre mal kabul ve sevk işlemlerinin doğrudan merkeze bağlanılarak çalışması, görev tanımında mal kabul ve işlemlerinin münhasıran davacının görevleri arasında sayılmaması, davalı tanık beyanından mal teslim işlerinin davacı veya görevlendirdiği kişi tarafından yapılması yapılan her sayımda stok açık listesinin değişmesi, davacının izinli olduğu döneme ait sayım eksiği nedeni ile kusurlu olduğunun ispatlanamaması ve bu sayım eksiğinden davacının sorumlu tutulması mümkün olmadığından feshin geçersiz olduğu kanaatine varılarak davacının işe iadesine karar verilerek hüküm kurulmuştur.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Diğer taraftan, 6100 sayılı HMK’nın 165/1. maddesi uyarınca “Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir”.
Keza Ceza hukuku ve Medeni Hukuk arasındaki ilişkide Türk Borçlar Kanununun 74. maddesinin değerlendirilmesi gerekir(Eski Borçlar Kanunu Mad. 53) Maddeye göre “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz” şeklinde düzenlenmiş ve kural olarak bağımsızlık ilkesi benimsenmiştir”.
Düzenlemeye göre hukuk hakimi kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değildir. Ancak; aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak yapılan maddi olgular ile bağlıdır. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak delilleriyle tespit edilip edilmediği olmalıdır. Yasadaki açık düzenleme, yerleşen yargısal uygulama ve bilimsel görüşler karşısında; kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararın, diğer söyleyişle fiilin işlendiği sabit olduğu halde kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptamanın tek başına Hukuk Hakimini bağlayacağını kabule olanak bulunmamaktadır.
Dosya içeriğine göre davacının mağaza müdürü olarak çalıştığı, davalı iş yerinde stok sayımlarında açık çıktığı ve mahkemece alınan bilirkişi raporunda 08.09.2014 tarihinde yapılan sayımda KDV dahil 77.000 TL lik 13 sayfada yer alan birçok üründe sayım noksanı tespit edildiği ve ayraca davacının sanık olarak hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan … 41.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/216 Esas sayılı dosyasından yargılanmasına devam edildiği anlaşılmaktadır.
Somut bu maddi ve hukuki olgulara göre öncelikle işveren feshinin haklı olup olmadığı,ceza mahkemesinde maddi vakıa tespiti kesinleşmemiştir. Bu nedenle ceza yargılamasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 17.10.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.