Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/4419 E. 2017/6528 K. 13.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4419
KARAR NO : 2017/6528
KARAR TARİHİ : 13.04.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı …. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 24.03.2008 tarihinde davalı … Temizlik Ltd. Şti’ne bağlı olarak işe başladığını, davalı ….’de hizmetli niteliğinde çalışmalarını sürdürdüğünü, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğunu, 02.05.2012 tarihinde müvekkilinin yazılı ve sözlü onayı olmaksızın sigorta kaydının …Ltd Şti.’ne yapıldığını, haklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalılardan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı …. vekili, müvekkili banka ile diğer davalı … Ltd. Şti. arasında 02.02.2012 tarihinde sözleşme imzalayarak temizlik vs. işlerinin diğer davalı şirket tarafından gerçekleştirilmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, davalı şirketin verdiği hizmetin alınması için …End. Hiz. Ltd. Şti. ile yeni bir sözleşme yapıldığını ancak davacının bunu kabul etmeyerek iş akdini kendisinin feshettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı … Temizlik şirketi davaya cevap vermemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş akdinin alt işveren tarafından işin sona ermesi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacak biçimde sona erdirildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı …. vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
İş sözleşmesinin kim tarafından feshedildiği, feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve değişen alt işverenler arasındaki hukukî ilişkinin feshe etkisi hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşyerinin tamamının veya bir bölümünün hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devri işyeri devri olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukukî bir işleme dayalı olarak başkasına devri halinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir. Bu anlatıma göre, alt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü işyerinin tamamen başka bir işverene devri 4857 sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesi kapsamında işyeri devri niteliğindedir. Dairemizin kökleşmiş içtihatları da bu yöndedir (9. HD. 18.9.2008 gün 2006/26306 E, 2008/23980 K.).
Süresi sona eren alt işverenle yeni ihaleyi alan alt işveren arasında açık biçimde işyeri devrini öngören bir sözleşme yapılması da imkân dahilindedir. Alt işverenin değişmesine rağmen yeni alt işveren nezdinde işyerinde çalışmaya devam edecek olan işçilerin belirlendiği hallerde, sözü edilen işçiler bakımından iş sözleşmelerinin devralan işveren geçtiği tartışmasızdır. Ancak yeni alt işverende çalışacak olan işçiler arasında gösterilmeyen ve süresi sona eren alt işveren tarafından başka bir işyerinde çalıştırılmak üzere bildirimde bulunulmayan işçilerin iş sözleşmelerinin devreden alt işveren tarafından feshedildiğini kabul etmek gerekir.
Alt işverenin asıl işverenle akdettiği çalışma süresinin sonunda veya süresinden önce alt işverenin, ilişkinin sonlandırılması nedenine dayalı olarak tüm işçilerine başka işyeri göstererek işyerinden ayrılması, ardından işin asıl işveren tarafından başka bir alt işverene verilmesi örneğinde alt işverenler arasında hukukî bir ilişki bulunmamaktadır. Hukukî ilişki, alt işverenler ile asıl işveren arasında gerçekleştiğinden belirtilen durum alt işverenler arasında işyeri devri olarak değerlendirilemez.
Alt işverenlerin değişmesi en yaygın biçimde, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması ve işçilerin yeni alt işveren nezdinde çalışmaya devam etmeleri şeklinde gerçekleşmektedir. Bu eylemli durumun işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti ile hukukî sonuçlarının belirlenmesi önemlidir. Alt işverenlerin değişiminde olması gereken, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması anında işçilerini de beraberinde başka işyerlerine götürmesi veya iş sözleşmelerinin sona erdirilmesidir. Bunun tersine alt işveren işçilerinin alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri halinde, alt işverenler arasında İş Kanununun 6 ncı maddesi anlamında bir işyeri devrinin kabulü gerekir. Bu durumda yeni alt işverenin, devam eden hizmet akitlerini de devraldığı aynı maddede hükme bağlanmıştır.
Yapılan bu açıklamalara göre; işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde, işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi gerekmektedir. Bu durumda değişen alt işverenler işçinin iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik haklarını da devralmış sayılırlar. İş sözleşmesinin tarafı olan işçi veya alt işveren tarafından bir fesih bildirimi yapılmadığı sürece, iş sözleşmeleri değişen alt işverenle devam edeceğinden, işyerinde çalışması devam eden işçi açısından, feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti talep koşulları gerçekleşmiş sayılmaz.
Buna karşın, süresi sona eren alt işverence işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde, yapılan fesih bildirimi ile iş ilişkisi sona ereceğinden, işçinin daha sonra yeni alt işveren yanındaki çalışmaları yeni bir iş sözleşmesi niteliğindedir. Bu durumda feshe bağlı hakların talep koşulları gerçekleşeceğinden, feshin niteliğine göre hak kazanma durumunun değerlendirilmesi gerekecektir.
Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde davacının en son davalı … şirketi işçisi olarak davalı … şubesinde çalıştığı, davalı bankanın aldığı bir karar ile davacının kayden işvereni olan diğer davalı … şirketi ile aralarında mevcut olan sözleşmeyi 30.04.2012 tarihinde feshettiği, ardından davalı bankanın yeni firma …Endüstriyel şirketi ile 01.05.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere anlaşmaya vardığı ve davacının çalıştığı şube de dahil olmak üzere davalı … şirketine bağlı olarak şubelerinde çalışan servis elemanlarından memnun olunanların isimlerinin gönderilmesinin istendiği, bu konudaki e-mail çıktısının davalı banka çalışanlarınca davacıya da verildiği, davacının 30.04.2012 tarihinde işyeri çıkışı yapılarak yeni hizmet firması olan …şirketi tarafından “davacının sözlü veya yazılı onayı alınmaksızın” 02.05.2012 tarihi itibariyle SGK kaydının yaptırıldığı, nihayetinde …şirketinin 10.05.2012 tarihinde davacı ile irtibata geçerek “artık kendi şirketlerinin çalışanı olduğu ve gelip sözleşme imzalaması gerektiğini” bildirdikleri, bu noktada davacının olup bitenden haberdar olarak haklarını yargı yoluyla aramaya yöneldiği, zira davacının muvafakati bulunmaksızın alt işverenlerin değiştirildiği, işine son verilerek tekrar sıfırdan işe başlatıldığı iddia edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamalardan, davacı işçinin, çalıştığı asıl işveren banka bünyesinde bilgisi olmaksızın alt işverenlerin değiştiği gerekçesiyle yeni ihaleyi alan alt işveren şirket nezdinde çalışmak istemediğinden iş akdini kendisinin feshettiği anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki ilke kararında açıklandığı üzere, işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde ihtilafların işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi gerekmektedir. İşyerinin devri işverenin yönetim hakkının son aşaması olup, işyeri devri çalışma koşullarında değişiklik anlamına da gelmez. 4857 sayılı Yasa’nın 6/5. maddesine göre işyeri devri işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımaz. Dosya içeriğine göre, davalılar tarafından davacıya bir fesih bildirimi yapılmadığı, aksine davalı banka nezdinde çalışmaya devam etmesi konusunda çaba gösterildiği, davacının ise alt işverenlerin değişmesini gerekçe göstererek iş akdini feshettiği, feshin haklı nedene dayanmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, Mahkemece şartları oluşmayan kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 13.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.