Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/5798 E. 2017/15299 K. 10.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/5798
KARAR NO : 2017/15299
KARAR TARİHİ : 10.10.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ)
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile prim ücreti, fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait … … … Clup’te 04.04.2007 tarihinde işe başladığını, 07.02.2008 tarihinde davalıya ait …’teki otelde kat hizmetleri müdür yardımcısı olarak çalışmaya devam ettiğini, 31.08.2012 tarihinde müvekkilinin iş koşullarının rızası alınmaksızın değiştirildiğini, … oteller grubunun bir talebi olmamasına karşın bir asistan daha alındığını, şirket yazışmalarında davacının ay sonunda işten ayrılacağı ve yeni asistana hoş geldin mesajlarının olduğunu, bir alt kademede çalışmaya zorlandığını, lojmandan çıkarıldığını, fazla mesai yapması için baskı yapıldığını, müvekkilinin bu baskılara dayanamayarak 11.09.2012 tarihinde işverene ihtar çekerek iş akdini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla mesai alacağı ve prim ücreti alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle;tüm dosya kapsamından iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdirildiğinin ispatının davacı işçiye ait olduğu, davacı taraf her ne kadar iş sözleşmesini … koşullarının değiştirilmesi nedeniyle sona erdirildiğini beyan etse de, duruşmada dinlenen tanık beyanlarına göre davacın … koşullarında işveren tarafından her hangi bir değişiklik yapılmadığı, davacının yurt dışına gideceğini beyan etmesi üzerine davalı işveren tarafından yeni işçi alımı yapıldığı, kaldı ki davacının sözleşmesini fes ettikten yaklaşık iki hafta sonra yurt dışına çıktığı ve 22/02/2013 tarihinde Türkiye’ye döndüğü, tüm bu hususlar dikkate alındığında davacı tarafça yapılan feshin haksız olduğundan davacının kıdem tazminatı talebinin reddine karar verildiği, iş yerinde fazla mesai yapıldığı ispatının işçiye,ücretin ödendiğinin ispatını is verene ait olduğu,işçi fazla … yaptığını yazılı bir delile ispat edebileceği gibi her türlü delille ispat edebileceği,davacının dosyaya sunmuş olduğu deliller,bilirkişi raporu,duruşmada dinlenen tanık beyanları ve davacının şahsı dosyası dikkate alındığında davacının davalı iş yerinde fazla mesai yaptığı buna karşılık davalının davacıya her hangi bir ücreti ödenmediği anlaşılmakla 30/10/2014 tarihli bilirkişi raporu ve hakkaniyet indirimi de dikkate alınarak davacının fazla mesai alacağı talebinin ve davacının hak ettiği prim alacağının da davalı tarafça davacıya ödenmediği anlaşılmakla 30/10/2014 tarihli bilirkişi raporu da dikkate alınarak davacının prim alacağı talebinin kabulüne karar verilerek hüküm kurulmuştur.
D) Temyiz:
Kararı davalı ve davacı tüm temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm,davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında iş akdinin kim tarafından haklı feshedildiği noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir.
Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür.
1475 sayılı Yasa döneminde, toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 Sayılı Borçlar Kanununun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97 inci maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.
Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.
Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir (Yargıtay 9.HD. 18.1.2010 gün, 2008/14546 E, 2010/193 K.).
4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır (Yargıtay 9. HD. 16.7.2008 gün 2007/22062 E, 2008/16398 K.).
İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenememiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin, ücretinin bir kısmını Yasanın 33 üncü maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz.
Bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan aynî yardımların yerine getirilmemesi de (erzak ve kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin “haklı fesih” hakkı bulunduğu kabul edilmelidir.
İşçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi, sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir durum olsa da Dairemizin 1475 sayılı Yasa döneminde istikrar kazanmış olan görüşü, 4857 sayılı İş Kanunu döneminde de devam etmekte olup, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkânı vardır (Yargıtay 9. HD. 18.1.2010 gün, 2009/24286 E, 2010/74 K.). Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgeler ve özellikle, davacı işçinin Serik Noterliği’nden gönderdiği 11.09.2012 tarihli fesih ihtarnamesi içeriğinden iş akdini davacının iş yerindeki olumsuz uygulamalar ile fazla … ücretlerinin ödenmediği gerekçesi ile feshettiği, dosyada dinlenen tanık beyanları ile de davacının fazla mesai yaptığı ve ödenmeyen prim alacakları sabit olduğundan davacının kıdem tazminatına hak kazandığı sabit olup,fazla … ücretinin ve prim alacağı ödenmeyen işçinin iş akdini haklı nedenle feshettiği kabul edilerek kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10.10.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.