Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/6141 E. 2017/17234 K. 01.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6141
KARAR NO : 2017/17234
KARAR TARİHİ : 01.11.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, eşit davranmama tazminatı ile ücret zammı, sorumluluk zammı, ikramiye, aile yardımı, ölüm yardımı, ilave tediye alacağı,hizmet yılı primi, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde büro elemanı olarak çalıştığını, 2011-2013 döneminde uygulanan …’e kadar büro elemanlarının …’den yararlandırılmadığını ancak bu uygulamada eşitliğe aykırı davranıldığını, bazı işçilerin …’den yararlanmak için daha önce dava açtığını, bu davaları kazandığını ve kararların Yargıtay tarafından onandığını ileri sürerek ücret zammı, sorumluluk zammı, ikramiye ve ilave tediye ile …’den kaynaklanan bazı sosyal yardımlar ve eşit davranmama tazminatı alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının büro işçisi olması sebebiyle 2011 yılına kadar …’den yararlanamayacağına dair hüküm olduğunu bu nedenle yararlanamadığını, talep edilen fark alacakların ödendiğini, eşit işlem borcuna aykırı davranılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının aile yardımını hak edip etmediği hususu taraflar arasında tartışmalıdır.
657 sayılı Yasanın 202. maddesi hükümlerine göre; evli bulunan devlet memurlarına aile yardımı ödeneği verilir. Bu yardım, memurun her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşi için 1500,00, çocuklarından herbiri için de 250,00 gösterge rakamının (72’nci ay dahil olmak üzere 0-6 yaş grubunda yer alan çocuklar için bir kat artırımlı) aylık katsayısı ile çarpılması sonucu elde edilecek miktar üzerinden ödenir. Eşlerden birine iş akdi veya toplu sözleşme gereği çocukları için yapılan aile yardımı ödeneği daha düşük ise, yalnız aradaki fark ödenir.
Davalı işyerinde uygulanan …’lerin incelenmesinde aile yardımının; 01.03.2007-14.03.2009 ile 15.03.2009-14.03.2011 tarihleri arasında yürürlükte bulunan …’lerin 39. maddesinde; “toplu iş sözleşmesi kapsamında çalışan sendika üyesi işçilere, Devlet Memurlarına ödenen aile yardımı net olarak ödenir.” 15.03.2011-14.03.2013 yürürlük tarihli …’in 39.maddesinde; “toplu iş sözleşmesi kapsamında çalışan sendika üyesi evli isçilere, Devlet Memurlarına ödenen aile yardımı miktarı: 1. Altı ayda %20 fazlası 2. altı ayda %25 artırılarak ödenir.” 15.03.2013-14.03.2015 yürürlük tarihli …’in ise 38. maddesinde; “toplu iş sözleşmesi kapsamında çalışan sendika üyesi işçilere her ay maaşla birlikte sözleşme döneminde memura ödenen aile yardımının %25 fazlası ödenir” şeklinde aile yardımına ilişkin düzenlemeler bulunduğu, 01.03.2007 – 14.03.2009 / 15.03.2009 – 14.03.2011 yürürlük tarihli sözleşme hükümlerinin de eşi çalışmayan işçilere uygulanacağının düzenlendiği, 01.03.2013- 28.02.2015 dönemini kapsayan … hükümlerinin ise doğrudan Devlet Memurları Kanunu hükümlerine atıf yaparak bu yardım kapsamının belirlendiği anlaşılmaktadır.
“Aile yardımı” eş ve çocuklar için yapılan yardımı belirtmekte kullanılan bir terim olup, işyerinde uygulanan tüm …’lerde çocuk yardımının 657 sayılı Devlet Memurları Yasasındaki usul ve esaslara göre belirleneceği düzenlenmiştir. Eş yönünden yapılacak yardım hususunda da 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa atıfla düzenleme yapılmıştır. Bu iki yardımı birbirinden ayrı düşünmek imkansızdır.
Zaten işyerinde 2013-2015 döneminde uygulanan … hükümlerinin incelenmesinde;
“MADDE-38.AİLE YARDIMI:
Toplu iş sözleşmesi kapsamında çalışan sendika üyesi işçilere her ay maaşla birlikte; sözleşme döneminde memura ödenen aile yardımının %25 fazlası
MADDE-39, ÇOCUK YARDIMI :
İşveren, işyerinde çalışan taraf sendika üyesi işçilerin çocuklarına 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki usul ve esaslara göre çocuk yardımı öder.” şeklinde yazıldığı görülmektedir.
Bu yazım tekniğinden de açıkça anlaşıldığı üzere aile yardımı da 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki usul ve esaslara göre belirlenmelidir.
Her ne kadar dosyaya rapor sunan bilirkişi tarafından, 2013-2015 dönemi yönünden aile yardımı ödenmesi için eşin çalışmama zorunluluğunun kalktığı şeklinde bir yorum getirilmiş ise de, bu yorum tarzı hatalıdır. Bu nedenle davacının çalışan ya da Sosyal Güvenlik Kurumundan geliri bulunan eş nedeniyle bu yardımın ödenmeyeceği kabul edilerek davacının aile yardımı talebinin reddi gerekirken …’in hatalı yorumu sonucunda yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
3-Hüküm altına alınan alacakların faiz başlangıcı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Dosya içeriğine göre, davacı vekili, dava dilekçesinde, davasını kısmi dava olarak açtığını bildirerek, eşit davranmama tazminatı alacağı için dava tarihinden itibaren yasal faiz, diğer alacaklar için ise ödeme tarihlerinden başka bir anlatımla …’e göre alacağın doğduğu her ayın 14’ünden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. …’den doğan alacaklara ödenmesi gereken tarihten itibaren faiz talebinde bulunulması için borçluya ayrıca ihtarname çekerek temerrüde düşürülmesine gerek olmadığından, alacaklara …’e göre ödenmesi gereken tarihten itibaren en yüksek banka mevduat faizi yürütülmesi gerekirken, dava ve ıslah tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi hatalıdır.
4-Hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun hüküm fıkrasında gösterilmemesi HMK’nın 297/2 maddesine aykırı olup, infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi de isabetsizdir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 01/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.