Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/6174 E. 2017/16514 K. 24.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6174
KARAR NO : 2017/16514
KARAR TARİHİ : 24.10.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı tarafa ait traktör tamir servisinde 01/07/2003 tarihinden itibaren traktör tamircisi olarak çalıştığını, müvekkili davacının 2008 yılında vatani görevini ifa ettikten sonra aynı işyerinde çalışmaya devam ettiğini, müvekkili davacının çalıştığı süre boyunca sigorta girişinin hiç yapılmadığından 20/03/2010 tarihinde iş akdini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla mesai alacağı, yıllık izin alacağının milli bayram alacağı ve hafta sonu tatil alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 2007-2008 tarihleri arasında müvekkiline ait işyerinde çıraklık okuluna tabi olarak çalıştığını, 2008′ de kendi isteği ile askere gitmek için hem çıraklık okulundan hem de müvekkiline ait işyerinden ayrıldığını, askerlik sonrasında ise müvekkiline ait işyerinde hiç çalışması olmadığını, bu tarihlerden önce de babasının zoru ile bir kaç kez müvekkiline ait işyerine iş öğrenmesi için gönderildiğini ancak düzenli gelip gitmesi ve düzenli bir çalışması olmadığını, işyerine geldiği zamanlarda da getir götür işi yaptığını traktör tamir ustası olan kalifiye elemanları yanında iş öğrenmek için günde bir iki saat gelip gitmiş birisi olduğunu, çırakların İş Kanununa tabi olmadıklarından davaya genel mehkemelerde bakılması gerektiğini, davacının da 2007-2008 yılları arasında çıraklık okuluna tabi olarak çalıştığını bundan önceki tarihlerde ise davalı işyerinde çalıştığının kabul edilemeyecek olduğunu, 18 yaşın altında çırak olarak çalışması sebebiyle BK hükümlerine tabi olacağından kıdem tazminatını talep edemeyeceğini, davacının diğer taleplerinin de kabul edilemeyceğini zira işyerinde 6 günü 09.00-18.00 saatleri arası günde 1.5 saat yemek ve ihtiyaç molası ile çalışma yaptığını fazla mesai yapmadığını hafta tatillerinde çalışmadığını, çalışması bir yılı doldurmadığından yıllık izin ücretine hak kazanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle; düzenlenen bilirkişi raporları ve dinlenen tanık beyanları irdelendiğinde davacının çırak sıfatına haiz olduğu, yargılamanın ihbar, kıdem tazminatı alacaklarına ilişkin olup iş mahkemesi sıfatı ile yargılaması yapıldığı, öyle ki davacının çırak sıfatına haiz olduğu ve hakkında iş kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı, bu durumun 3 bilirkişi raporunda da belirtildiği, ancak davacı taraf iş mahkemesi sıfatıyla işçilik alacaklarını talep ettiği, bilirkişi raporlarına rağmen davasını davacı asilin davalının yanında çalışması nedeniyle kaynaklanan genel alacak talebi olarak tam ıslah etmediği, bilakis davasına işçilik alacağı olarak devam edip, bedele ilişkin ıslahını da bu yönde yaptığı, dava konusunun işçilik alacağı olarak talep edilmesi halinde görevli mahkemenin genel mahkeme olmayıp iş mahkemesi olduğu, bu yüzden görevsizlik kararı verilmeyerek davanın esasına geçildiği, eğer davacı davasını ıslah edip dava konusunu genel alacak sıfatıyla talep etseydi burada yapılması gerekenin görevsizlik ara kararı davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakmaya devam edilmesi olduğu, mevcut durumda dahi davacının genel mahkemede genel alacak talebi ile dava konusu talebini yeniden dava konusu yapabileceği mahkemenin de kabulünde olduğu, fakat işçilik alacaklarının talep edilmesi durumunda görevsizlik kararı verilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırılık oluşturacağı, davacının çırak sıfatına haiz olması nedeniyle de İş Kanunu hükümlerine tabi dava konusu alacaklarını talep edemeyeceği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi görevlendirilir. İş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesine açılan dava “iş mahkemesi sıfatıyla” açılmamış ise, mahkeme görevsizlik kararı veremez. Bu durumda asliye hukuk mahkemesi tarafından, verilecek bir ara kararı ile davaya “iş mahkemesi sıfatıyla ” bakmaya devam olunur.
Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, Mahkemenin göresizliğine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
4857 sayılı İş Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca, İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili 4857 sayılı Yasanın 77-89 hükümleri hariç, çıraklar hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz.
3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununun 3/C maddesine göre çırak, “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi ve beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştiren kişi” olarak tanımlanmıştır. Adı geçen Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca, ilköğretim okulunu bitirmiş ve 14-19 yaş arasında olanlar, bir mesleğe hazırlık amacı ile çıraklık dönemine kadar işyerlerinde aday çırak olarak eğitilebilirler. Ancak, 10 uncu maddeye göre 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş bulunanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek meslekî eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Aday çırak veya çıraklar, mesleğin özelliklerine göre haftada sekiz saatten az olmamak üzere genel ve meslekî eğitim görürler. Bu eğitime katılmaları için aday çırak ve çırak öğrencilere ücretli izin verilir. Mevsime göre özellik arz eden mesleklerde teorik ve pratik eğitim belirli aylarda bloklaştırılmış olarak yapılabilir. Yasanın 18 inci maddesine göre, 20 ve daha fazla personel çalıştıran işletmeler, çalıştırdıkları personel sayısının yüzde beşinden az, yüzde onundan fazla olmamak üzere meslekî ve teknik eğitim okul ve kurumu öğrencilerine beceri eğitimi yaptırır. Vardiya usulü veya mevsimlik olarak faaliyet gösteren işletmelerde eğitim görecek öğrenci sayısının tespitinde, gündüz vardiyasında veya faaliyet gösterdiği mevsimde çalışan personel sayısı esas alınır. 20 nci maddeye göre işletmelerde beceri eğitimi gören öğrencilerin teorik eğitimi, meslekî ve teknik eğitim okul ve kurumlarında veya işletmelerin eğitim birimlerinde yapılır. Çalışma saatleri içinde yapılacak teorik eğitim haftada oniki saatten az olamaz. Bu eğitim yoğunlaştırılmak suretiyle de yapılabilir. Teorik eğitim günlerinde öğrenciler ücretli izinli sayılırlar (Yargıtay 9.HD. 27.10.2008 gün 2008/ 37900 E, 2008/ .28557 K).
Onsekiz yaşını bitirmemiş çıraklar 1475 sayılı Yasa kapsamı dışında sayılmışken, 4857 sayılı Yasada böyle bir sınırlama getirilmemiştir. Dolayısıyla 4857 sayılı Kanun döneminde kişi 18 yaşını bitirse dahi, mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını almaya devam ediyor ve gelişmesini sürdürüyor ise çıraklık konumu değişmeyecektir. Çırak ile işveren arasındaki uyuşmazlığın iş mahkemesinde değil, görevli hukuk mahkemesine çözümlenmesi gerekir. İşveren ile çırak arasında iş ilişkisi var ise de yapılan işin gereği çırak İş Kanunu hükümlerinden yararlanamamaktadır. Bununla birlikte, çırak ile işveren arasında 4857 sayılı Yasanın 77 ilâ 89 uncu maddeleri uyarınca iş güvenliği ile ilgili bir uyuşmazlık doğması halinde, görevli mahkeme yasanın açık hükmü uyarınca iş mahkemesi olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta dosya içeriğine göre davacı davalı iş yerinde 01.07.2003-20.03.2010 arası askerlik hariç çalışmıştır. Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nün yazısına göre davacı 21.07.2008-26.08.2009 tarihleri arasında çırak öğrenci sigortası yapılarak çalıştırılmıştır. Davacı bu tarihte askere gitmiş ve 27.11.2009 tarihininde askerlikten döndükten sonra tekrar iş yerinde çalışmaya başlamıştır.
Davacı iş sözleşmesini 20.03.2010 tarihinde haklı nedenle feshettiğini iddia etmiştir. Mahkemece dinlenen tanıklar beyanlarında davacının askerlik sonrası aynı iş yerinde çırak olarak çalıştığını ancak iş olduğunda mesaiye kaldıklarını, milli bayramlarda çalıştıklarını beyan etmek suretiyle davacının da kendileri gibi çalıştığını dolayısıyla 3308 Sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu’ndaki gibi çırakların tabi olduğu çalışma süre ve biçimlerine bağlı kalınmadığı anlaşıldığı gibi dosyada davacının askerlik sonrası çırak olarak çalıştığına ait bir kayıt da bulunmamaktadır.
Halbuki mahkemece davacının çırak olduğunun belirtilmesine rağmen ve İş Kanunun çıraklar hakkında uygulanamayacağı gözetilmeksizin görevsizlik kararı verilmesi gerekirken esastan red kararı verilmesi de isabetsizdir.
O halde mahkemece yapılması gereken, öncelikle davacının yaşı,işe giriş tarihi,çırak olarak çalıştığı dönemde 3308 Sayılı Yasa’ya uygun olarak çalıştırılıp, çalıştırılmadığı buna göre çıraklık dönemi varsa dışlanmak suretiyle iş ilişkisi kapsamında geçen hizmet süresinin belirlenmesi ve davacı işçinin iş ilişkisi kapsamında geçen süreye tabi dava konusu işçilik alacaklarının deliller toplanarak, hesaplanıp değerlendirmek ve sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24.10.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.