Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/6895 E. 2017/19151 K. 27.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6895
KARAR NO : 2017/19151
KARAR TARİHİ : 27.11.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı şirkette 19/12/2005-20/07/2013 tarihleri arasında çalışan davacının iş akdinin işverence haksız şekilde feshedildiğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davayı kabul etmediklerini, davacı hakkında müvekkili şirkette çalıştığı dönemde oluşturduğu kasa açıkları ile ilgili tutanaklar tutulduğunu ve bu nedenle iş akdinin feshedildiğini, davacı hakkında icra takibine geçildiğini ve ayrıca suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının fazla çalışma alacağının bulunmadığını, tüm fazla çalışma karşılığının bordrolara yansıtıldığını, davacının da itirazı kayıtsız olarak bu bordroları imzaladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir.
 Kısmi davada zamanaşımı yalnızca dava edilen kısım kesilir. Henüz açılmayan (saklı tutulan) ve daha sonra ıslahla arttırılan bölüm için zamanaşımı işlemeye devam eder. Ancak kısmi davadaki miktar, kısmi davanın açıldığı dava tarihine göre geriye doğru belirlenen zamanaşımı süresini kapsar. Bakiye alacak talep edildiği tarihe göre, geriye doğru zamanaşımı süresi içinde kalıyor ise zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir. Kısaca kısmi davadaki alacak miktarı belirlendiği tarihten itibaren öncelikle ileriye doğru gerçekleşen alacak için mahsup edilmeli, bakiye alacak ise ondan sonraki süreyi kapsamalıdır. İlk kısmi davada belirlenen alacak mahsup edildikten sonra bakiyenin talep edildiği tarihten geriye doğru zamanaşımı süresi içinde kalan alacak, alacaklı lehine hüküm altına alınmalıdır. 
Dosya içeriğine göre kısmi olarak açılan davada davacı vekili bilirkişi hesap raporundan sonra ıslah sureti ile taleplerini arttırmış ve davalı vekili ise ıslaha karşı yasal süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Hüküm altına alınan fazla mesai ve genel tatil ücret alacaklarından kısmi olarak istenen miktar dışlandığında, kalan kısım için ıslah tarihine göre geriye doğru beş yıllık süre dikkate alındığında bir kısmının zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır. Mahkemece ıslaha karşı zamanaşımı def’i dikkate alınmadan ıslah ile artırılan fazla mesai ve genel tatil ücret alacaklarının hüküm altına alınması hatalıdır. Gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak davalı lehine oluşan usulü kazanılmış haklarda nazara alınmak suretiyle davacının fazla çalışma ve hafta tatili alacakları hakkında yeniden bir karar verilmelidir.
3-Dava kısmi dava olarak açıldığından kıdem tazminatı dışındaki alacaklar yönünden dava dilekçesi ile talep edilen miktarlara dava tarihinden, ıslah ile arttırılan miktarlara ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, HMK’nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık kuralına aykırı olarak ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalıdır.
4-Talebe konu tüm işçilik alacakları açısından, hükme esas bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere brüt miktarlara hükmedilmesine karşın, kararda, hükmedilen miktarların net olduğunun belirtilmesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.