YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/694
KARAR NO : 2020/18829
KARAR TARİHİ : 16.12.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılardan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Akdeniz Temizlik ve Ulaştırma Hizmetleri Org. Turz. İnş. Bilg. ve Dan. Tic. Ltd. Şti., İlgi Sosyal Hizmetler Ltd. Şti. ve … vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 2006 yılından 30/09/2013 tarihine kadar temizlik görevlisi olarak kesintisiz çalıştığını, 30/09/2013 tarihinde emeklilik durumuna dayanarak iş akdini feshettiğini, emekli olduktan sonra çalışmasının birden fazla taşeron şirkette gösterildiğini fark ettiğini, davalıların işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını iddia ederek kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla mesai ve yemek ücreti alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıların Cevaplarının Özeti:
Davalı Ulaştırma ve Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına izafeten İstanbul Muhakemat Müdürlüğü vekili; yetkili mahkemenin Ankara olduğunu, davacıyı istihdam edenin bakanlık olmadığını, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …. Şti. vekili; davacının Ulaştırma Bakanlığında yardımcı hizmet niteliğindeki temizlik işlerinde işçi olarak çalıştığını, husumet itirazında bulunduklarını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Akdeniz Temizlik ve İlaçlama Hizm. Org. Tur. İNŞ. Bilg. Ve Danışmanlık Tic. Ltd. Şti. vekili; müvekkil şirketin alt işveren olduğunu, asıl işverenin Ulaştırma Bakanlığı olduğunu, davacının kendi şirketlerinde 01/02/2013-30/09/2013 tarihleri arasında çalışmasının bulunduğunu, iş sözleşmesini davacının feshettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Türkaş Turizm ve İnş. San. Dış. Tic. Ltd. Şti. vekili; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının Ulaştırma Bakanlığı’nın işçisi olduğunu, tüm işçilik haklarından bakanlığın sorumlu olduğunu, davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Saygın Grup Oto San. Teks. Nak. Sos. Hizm. Paz. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili; davacının 01/01/2011 tarihinde işe başladığını, 05/07/2011 tarihinde emekli olduğunu, destek primine tabii olarak çalıştığını, yedi aylık hizmetinin bulunduğundan kıdem tazminatı ödenmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı şirketler Aktif Güvenlik Sis. Ve Temizlik Hizm. Mak. San. Tic. A.ş. İle NRA Servis ve Sos. Temz. Hizm. Eğitim Yay. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının malzemeli temizlik hizmeti alınması işi yapımını dönem dönem davalı şirketlere devrettiği, ancak süreç içerisinde aktif olarak yer aldığı, davalı Bakanlığın asıl işveren, diğer davalıların alt işveren, son alt işverenin ise Akdeniz Temizlik şirketi olduğu, talep konusu alacaklardan asıl işveren ile alt işverenlerin birlikte sorumlu bulunduğu, davacının 01/02/2007-30/09/2013 tarihleri arası çalıştığı, asgari ücret ödendiği, yazılı fesih bildirimi ve taraf beyanlarından emeklilik nedeniyle iş akdinin davacı tarafından sona erdirildiği, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazandığı, önceki alt işverenlerin kendi çalıştırdıkları süre ve ücret üzerinden kıdem tazminatından sorumlu oldukları, feshe bağlı yıllık izin alacağından ise asıl işveren ile son alt işverenin sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı Ulaştırma Bakanlığı, İlgi Sosyal Hizmetler Şirketi, Türkaş Turizm Şirketi ve Akdeniz Temizlik Şirketi vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre temyiz eden davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 6100 sayılı HMK.’un Maddesi uyarınca, “kanunda öngörülen istisnalar dışında hakim iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz”. Kısaca maddi vakıa ile bağlı kalınmalıdır. Aynı kanunun devamındaki 26/1 maddesine göre de “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez”.
Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6 maddesi uyarınca, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
Halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14/2 maddesi hükmü, 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde belirtilen işyeri devrini de içine alan daha geniş bir düzenleme olarak değerlendirilebilir. Gerçekten maddede işyerlerinin devir veya intikalinden söz edildikten sonra “…yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli…” denilmek suretiyle uygulama alanı 4857 sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesine göre daha geniş biçimde çizilmiştir.
İşçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde, işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi gerekmektedir.
1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.
Devir hükümlerine göre ise; feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır.
Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumlu olacaktır.
Bu durumda değişen alt işverenler işçinin iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik haklarını da devralmış sayılırlar. İş sözleşmesinin tarafı olan işçi veya alt işveren tarafından bir fesih bildirimi yapılmadığı sürece, iş sözleşmeleri değişen alt işverenle devam edeceğinden, işyerinde çalışması devam eden işçi açısından, feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti talep koşulları gerçekleşmiş sayılmaz. Daha sonra gerçekleşen fesihten dolayı ise asıl işveren alt işveren ilişkisinin sona ermesinin ardından işyerinden ayrılan alt işveren ile daha sonra aynı işi alan alt işveren arasında hukukî veya fiilî bir bağlantı olsun ya da olmasın, kıdem tazminatı açısından önceki işverenin devir tarihindeki ücret ve kendi dönemi ile sınırlı sorumluluğu, ihbar tazminatı ve yıllık izin dışında iki yılla sınırlı olmak üzere o dönemde gerçekleşen işçilik alacaklarından sorumluluğu, son alt işveren ise tüm dönemden ve fesih haksız ise kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin ile hem devredilen hem de kendi döneminde gerçekleşen işçilik alacaklarından sorumluluğu kabul edilmelidir.
Asıl işveren işyerinde değişen alt işverenler arasında devir söz konusu olmadığında, fesih söz konusu veya yargı kararı ile kesildiği kabul edilmiş ya da bir dönem kesintiye uğramış ise her kesintiye uğrayan dönem ayrı iş sözleşmeleri kabul edilmeli ve sorumluluk ayrı ayrı belirlenmelidir.
Belirtmek gerekir ki, asıl-alt işverenler arasında işçilik alacakları yönünden müştereken ve müteselsilin sorumluluk vardır. İşçi alt işveren dava açıp, alacaklar hüküm altına alındığında, tahsil edilmediği sürece aynı alacakları asıl işverenden ayrı bir dava yolu ile isteyebilir. Bu durumda kesin hüküm veya derdestlikten söz edilemez. Zira davalı farklıdır. Tahsilde tekerrür olmamak üzere asıl işveren yönünden karar verilmesi gerekir.
Dosya içeriğine göre mahkemece davacının davalı asıl işveren Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılan hizmet alım ihaleleriyle işyeri devri suretiyle farklı şirketlerde çalıştığının ve bu şirketlerin de kıdem tazminatından kendi dönemleriyle sınırlı olarak sorumlu tutulması isabetli ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda alt işveren şirketlerin sorumlu oldukları süre belirlenirken sigorta kayıtlarında o şirketteki işe başlama ve işten ayrılış tarihlerinin esas alınması gerekirken her alt işveren şirket için sorumluluğun davacının asıl işveren bünyesindeki ilk işe giriş tarihinden başlatılması hatalıdır. Örneğin davacının sunulan Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre İlgi Sosyal Hizmetler Şirketinde 02.01.2008-31.03.2008 tarihleri arasında 2 ay 29 gün ve 01.03.2009-31.12.2009 tarihleri arasında 10 ay yani 2 dönemde toplam 1 yıl 29 gün çalıştığı anlaşılmasına rağmen bilirkişi tarafından bu şirketin sorumlu tutulacağı kıdem tazminatı hesaplanırken davacının ilk işe girdiği tarih olan 01.02.2007 tarihinden 31.12.2009 tarihine kadar 2 yıl 10 ay 30 gün kıdeminin bulunduğu kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Yapılan hesaplama açıklanan nedenlerle hatalı olup mahkemece davacının davalı alt işverenler nezdindeki çalışması Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre doğru şekilde belirlenmelidir.
2- Hüküm fıkrasının yargılama giderlerine ilişkin bölümünde harçtan muaf olan davalı Bakanlık aleyhine harca hükmedilemeyeceği yazıldığı halde sonraki bentte başvurma harcı, peşin harç ve ıslah harcının yargılama giderine katılarak tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi hatalıdır. Davalı bakanlık harçtan muaf olduğundan harca hükmedilmemelidir.
3- Davacı dava dilekçesinde kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ve yemek ücretinden ibaret 4 kalem alacağı için 1000 TL talep ettiğini bildirmiş, ancak hangi alacağı için ne kadar talepte bulunduğunu açıklamamıştır. Mahkemece 23.09.2014 ve 25.11.2014 tarihli celselerde davacıya taleplerini ayrıştırması için süre verilmişse de davacı tarafından bir açıklama yapılmamıştır. 18.02.2016 tarihli ıslah dilekçesinde ise 700 TL’lik kıdem tazminatını 18.658.60 TL’ye ve 300 TL’lik yıllık izin alacağını ise 2.247.30 TL’ye artırdığını bildirmiş, fazla mesai ve yemek ücreti alacağı hakkında açıklamada bulunmamıştır. Mahkemece hakimin davayı somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında davacının dava dilekçesindeki talepleri belirlenmeden talep edilen alacaklar ve yargılama giderleri hakkında hüküm kurulması hatalı olup davacıya usulüne uygun olarak kesin süre verilmek suretiyle davacının taleplerinin belirlenerek hüküm kurulması gerekirken bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 16.12.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.