Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/7398 E. 2017/19344 K. 29.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7398
KARAR NO : 2017/19344
KARAR TARİHİ : 29.11.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.4.2011 tarihinde davalı şirket tarafından işletilen otelde aşçı yardımcısı olarak çalışmaya başladığını, 14.05.2014 tarihine kadar burada çalışmaya devam ettiğini, davacının 14.05.2014 tarihinde haksız olarak işine son verildiğini, davacının davalı iş yerinde haftanın 7 günü çalıştığını, resmi ve dini bayramlarda izin kullanamadığı, davacının sabah 07:30 dan akşam 21:30 a kadar günlük 14 saat aralıksız çalıştığını,bu çalışmasına karşılık ek ücret ödenmediğini, davacının en son ücretinin 1.300,00 TL olduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının SSK kayıtları ve imzalı işe giriş bildirgelerinden de anlaşılacağı üzere sezonluk çalıştığını,13.5.2014 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, davacının en son asgari geçim indirimi dahil net 836,43 TL ücret aldığını, otelde vardiya sistemi ile çalışıldığını, davacının fazla mesai yapmadığını, fazla mesai yapmasını gerektirir durum olmuşsa ücretinin ödendiğini, imzalı maaş bordrolarının bulunduğunu, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmış ise ücretinin ödendiğini, davacının haftada 6 gün çalışıp 1 gün izin kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı asilin istifa dilekçesiyle ilgili beyanları alınmış, davacı beyanında imzanın kendisine ait olduğunu, işten istifa iradesiyle ayrılmadığını, davalıya ait işyerinde çalışan başka bir işçiye mahkemede tanıklık yapması nedeniyle işten çıkarıldığını beyan ettiği, Mahkemenin 2013/709 esas sayılı dosyasının 08.05.2014 tarihli celsesinde davacının halen davalıya ait işyerinde çalıştığı bir dönemde bir başka işçi için tanıklık yaptığının anlaşıldığı, işçinin nedensiz istifasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, istifa dilekçesinin tanıklık tarihinden yaklaşık 5 gün sonra alınmış olduğu, tüm dosya kapsamına göre davacının bir başka dosyada işverene karşı tanıklık yapması nedeniyle işten çıkarılmış olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle ihbar tazminatının kabulüne, hizmet süresinin 1 yılı doldurmaması sebebiyle kıdem tazminatının reddine, diğer işçilik aacakları % 30 indirim ile kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin tüm davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının davalı iş yerinde çalışmasının 1 yılı doldurup doldurmadığı uyuşmazlık konusudur. Davacının 24.05.2011-31.10.2011, 22.04.2012-29.10.2012, 01.05.2014-13.05.2014 dönemler ile davalı işverenin işyerinde çalıştığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Bir yılın hesabı yapılırken giriş-çıkış günleri de hesaba dahil edilir. Buna göre davacının çalıştığı süre 12 ay olduğundan, davacının kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekirken reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı dava dilekçesinde ücretinin net 1.300,00 TL olduğunu iddia etmiş, davalı asgari geçim indirimi dahil net 836,43 TL olduğunu savunmuştur.
Davacı davalı işyerinde aşçı yardımcısı olarak çalışmış olup, emsal ücret araştırmasında … Ticaret ve Sanayi Odası tarafından ücretin 14.05.2014 tarihi itibariyle 846,00 TL olarak bildirildiği anlaşılmıştır.
Davacı tanığı davacıyı doğrulamış, davalı tanıkları ücret konusunda beyanda bulunmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının ücreti net 1.100,00 TL, brüt 1.538,65 TL olarak kabul edilmiş olup, bu miktara nasıl ulaşıldığı anlaşılmamıştır.
Mahkeme gerekçesinde davacının ücretinin “1.300,00 TL” olarak belirtildiği görülmüştür.
Dosya içeriğindeki tanık beyanları, işyeri, davacının yaptığı iş göz önüne alındığında ücretinin 1.300,00 TL olarak kabulü ile işçilik alacaklarının hesabında bu miktarın esas alınması gerekirken, hatalı değerlendirme ile ücretin net 1.100,00 TL olarak kabul edildiği bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 29/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.