Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/7436 E. 2017/19712 K. 04.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7436
KARAR NO : 2017/19712
KARAR TARİHİ : 04.12.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 13/03/2013-26/05/2014 tarihleri arasında davalı şirkete ait otelin lojmanında, lojman görevlisi olarak en son net 1.000,00 TL ücretle, haftanın 7 günü, resmi tatil ve dini bayramlar dahil olmak üzere sabah 8:00 ila akşam 20.00 saatleri arasında yıllık izinlerini kullanmadan çalıştığını ancak ek bir ödemenin yapılmadığını, iş akdinin davalı tarafından sebepsiz ve haksız olarak feshedildiğini ancak ödenmesi gereken tazminatlarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, hafta tatili, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının ücretini beğenmeyerek işi kendisinin bıraktığını ve en son net 800,00 TL ücretle çalıştığını, günlük çalışmasının 8 saati aşmadığını ve haftada 1 gün izin yaptığını, yıllık izinlerini kullandığını ve fazla mesai yapmış ise karşılığının ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak ve davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre taraflar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, Mart, Nisan, Mayıs/2014 bordroları dışındaki bütün bordroların davacı tarafından imzalandığı ve bu imzalı ücret bordrolarında değişik miktarlarda fazla mesai tahakkukları bulunduğu, imzasız olan Mart, Nisan, Mayıs/2014 bordrolarında da fazla mesai tahakkuku bulunduğu ve karşılıklarının davacının banka hesabına yattığı anlaşılmaktadır. Hükme esas raporu hazırlayan bilirkişi tarafından da, fazla mesai alacağı seçenekli olarak hesaplanmış, birinci seçenekte bordrolardaki fazla mesai tahakkukları nedeniyle, davacının fazla mesai alacağının bulunmadığı, ikinci seçenekte ise, bordrolarda net ödenen miktarların aylar itibariyle birbirinin aynı yada birbirine yakın miktarlar olması nedeniyle bordro tekniği ile tahakkukların ispata yönelik olabileceği ve gerçekte ödenen fazla mesai miktarının daha az olduğu olasılığına göre, tanık beyanları esas alınarak hesaplanan fazla mesai alacağından bordrolardaki tahakkuklar mahsup edilmek suretiyle hesaplama yapılmıştır. Mahkemece de, ikinci seçenek hükme esas alınmıştır. Ancak, davacının kabul edilen ücreti en son bordro olan Mayıs 2014 bordrosunda gösterilen net 900,00 TL dir. Bordrolardaki aylık ücretin gerçek ücret olduğu kabul edildiğine ve bordrolarda belirtilenden daha fazla çalışmaya ilişkin yazılı belge de bulunmadığı gözetildiğinde, fazla çalışma alacağının reddi yerine, bilirkişi tarafından tahakkukların ispat amacıyla yapılmış olabileceği gibi farazi düşünceye dayalı olarak bordrolardaki tahakkukların mahsup edildiği ikinci seçenek hesaplamanın hükme esas alınması hatalıdır.
3- Tazminat hesabına esas giydirilmiş ücret tespiti ihtilaflıdır.
Hükme esas raporu hazırlayan bilirkişi tarafından yemek sosyal yardımı dışında günlük 4,00 TL’den olmak üzere aylık 120,00 TL lojman sosyal yardımı ücrete eklenerek giydirilmiş ücreti tespiti yapılmıştır. Ancak tanık anlatımlarından, davacının lojman sosyal yardımından faydalanıp faydalanmadığı anlaşılamamaktadır. Şöyle ki, davacı tanığı …; “…davacının avsallarda bir evi vardı bazende lojmanda kalırdı…” şeklinde, yine davacı tanığı …; “…Davacının kendine ait evi vardı bazen gidip evinde kalırdı. Davacının lojmanda ikamet edebileceği bir odası yoktu sadece lojman girişinde çalışma odası tarzında bir oda vardı. Bu oda içerisinde masa ve otelde kalacakları belirtir dosyalar bulunmaktaydı…” şeklinde, davalı tanığı …; “…davacının lojmanda bir çalışma odası, birde akşam kaldığı yatak odası vardı, davacı işi olmadığında lojmanın girişinde bulunan çalışma odasında bulunurdu…” şeklinde ve son olarak davalı tanığı … ise; “…davacı aynı zamanda lojmanda kaldığı için 24 saat lojmanda bulunurdu…” şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Görüleceği üzere tanık beyanları birbiriyle çelişkili olup, bu çelişkiler giderilmediği gibi davacıya davalı işveren tarafından lojman tahsisi yapılıp yapılmadığı da araştırılmamıştır. O halde mahkemece yapılacak iş, davacıya lojman tahsisi yapılıp yapılmadığı araştırılıp, gerekirse tanıklar tekrar dinlenerek beyanları arasındaki çelişkiler giderilerek sonuca gidilmelidir. Eksik soruşturmayla sonucu gidilmesi hatalıdır.
4- Ulusal bayram genel tatil ücreti alacağının çok düşük miktarda (149,20 TL) hesaplanması karşısında takdiri indirim yapılmaması gerekirken, anılan alacak kaleminden %30 oranında takdiri indirim yapılması isabetsizdir.
5- HMK’nun 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Mahkemece infazda tereddüt uyandıracak şekilde, hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde gösterilmemesi HMK’nun 297/2. maddesine aykırı olup, bir başka bozma nedenidir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, 04/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.